Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 6,27 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,34 / Satış: 7,37

Mevsimlerden Grip !

İOSB Haber
İOSB Haber
  • 03.05.2018
  • 698 kez okundu

Dr. Ahmet AYDIN
Çelebi Ortak Sağlık Güvenlik Birimi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) her yıl kuzey ve güney yarıküreler için ayrı ayrı grip aşısı geliştirmekte ve o aşı o yılın mevsimsel gribi için etkili olacak şekilde üretilmektedir. iklim değişiklikleri sonucunda grip mevsimi uzamıştır. Ekim-Kasım aylarından Nisan-Mayıs aylarına kadar grip hastalığını görebiliyoruz. Bu sebeple her yıl Eylül ayında grip aşısı yaptırmak sadece risk gruplarına değil toplumdaki herkese tavsiye edilmektedir.

 

 

 

 

Merhabalar, bu ay köşemizde pa­çavra hastalığı olarak da bilinen Grip-ten bahsedeceğiz. Mevsimsel gribin lunp geçtiği bu günlerde bu hastalık ile ilgili doğru yanlış bir çok bilgi de dolaşıma sokuluyor ve bu bilgi bombardımanından sosyal medya ve geleneksel medya marifetiyle hepimiz etkileniyoruz. Öncelikle hastalıkla ile ilgili genel bilgileri daha sonra da çokça sorulan soru­ları konuşalım. Grip hastalığı İnflu­enza virüsünün yaptığı enfeksiyon tablosunun genel adıdır. Çoğun­lukla üst solunum yolu enfeksiyo­nu semptomları ve hastalığa ismini veren (halk arasında paçavra has­talığı) tüm vücutta kaslarda ağrı ile karakterizedir. Hastalar çoğunlukla ‘sopa yemiş gibi her yerim ağrıyor’ diyerek tarif ederler bu belirtile­ri. Enfeksiyon etkeni olan virüsün; İnfluenza A ve B olmak üzere iki ana tip ve sayısız alt tipi mevcuttur. İnfluenza virüsleri çok sık mutasyon yaparlar ve genetik yapıları (tabi ki bununla birlikte virulans denen en­feksiyon yapma kabiliyetleri) deği­şiklikler gösterir. Bu mutasyonlar zaman zaman büyük mutasyonlar olur ve ortaya çıkan virüs ciddi sal­gınlar yapabilir.(İspanyol gribi, kuş gribi, asya gribi gibi) Bazen daha küçük mutasyonlar daha küçük sal­gınlar olabilir.

 

Grip hastalığı viral bir enfeksiyon sonucu oluştuğu için antibiyotikler ile tedavi edilemez. Antibiyoterapi sadece bakteriyel enfeksiyonlarda işe yarayan bir tedavi seçeneğidir. Grip tedavisinde çoğunlukla semp­tomların tedavisi yapılır ve hastaya istirahat, bol sıvı tüketimi gibi öne­rilerde bulunulur. Bazen antiviral denilen virüse karşı etkili ilaçları da kullanmak gerekebilir. Ortalama 5-7 günlük semptomlu dönemin ardından hastalık geriler ve çoğunlukla sekel­siz(hastalıktan kalan doku bozuldu­ğu) Şifa hali olur.

Hastalık risk gruplarında (çocuk­lar, yaşlılar bağışıklık sistemi baskı­lanmış kişiler gibi) komplike olabilir, zatüre gibi daha ileri enfeksiyonlar görülebilir. Risk grupları dışında da bazen genetik nedenlerle tamamen sağlıklı bazı insanlarda da grip en­feksiyonu diğer insanlara göre daha ağır, komplikasyonlu hatta ölümcül seyredebilir. Ciddi salgmlarm oluştur­duğu risk işte tam da böyle durumlar­dan kaynaklanmaktadır. Daha önce hiç karşılaşılmamış bir virüs ortaya çıktığında hızla tüm popülasyo­nu enfekte eder (örneğin domuz gribi). Ama sonuçta yaptığı tablo bilinen grip tablosudur (o kadar bilinen ki polikliniğe gelen hasta­ların şikayeti sorulduğunda çoğun­lukla semptomları söylemek yerine doğrudan ‘hocam grip olmuşum’ dedikleri görülmektedir.) Fakat çok sayıda insana bulaştığı için yine çok sayıda genetik riski olana ve risk grubunda olana da bulaşmakta ve onlarda ölümcül seyretmektedir.

Grip virüsüne karşı aşı ge­liştirilmiştir. Aşılama salgmlann azaltılmasında çok etkili olabil­mektedir. Aşı meselesi (özellikle bu virüs özelinde) tartışmalı ol­duğu için bunu biraz açalım. Aşılar enfeksiyon etkenlerinin, enfeksi­yondan önce bağışıklık sistemine tanıtılıp daha sonra bu etken ile karşılaşıldığında hastalık tablosu

oluşmadan bağışıklık sisteminin o etken ile hızlıca mücadele etmesini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. En çok virüslere ve bazı bakterilere karşı aşılar vardır. Hiçbir aşı uygulaması tam bağışıklık sağlamaz. %95- %99 arası etkinlikleri vardır.
Ama aşilamanın şöyle de bir mantığı vardır; enfeksiyon etkenleri bir kişinin vücuduna bulaştığında burada enfeksiyon tablosu oluşturmak gibi bir niyetle hareket etmez-ler, temel motivasyonlan çoğalmak ve sayılarını arttumaktır.Dolayıslyla çoğalan ve sayısı artan etken, yeni bir yaşam alanı olarak başka birine oradan başka birine geçerek salgına yol açar. Ancak etkin aşılama olursa çoğalıp sayısını arttıracağı konak bulamayacağı için zaman içinde tamamen nesli tükenecektir ve o enfeksiyon tablosu yeryüzünde hiç görülmez olacaktır. (Örneğin; çiçek hastalığı 1979’dan beri dünyamızda görülmemektedir). Aşllama %100 korumayı tüm toplum fertlerinin aşılanması sayesinde sağlar. Dolayısıyla bir aşı uygulamasının ne kadar etkili olacağı topluma ne kadar yayıldığıyla doğrudan ilişkilidir.Grip virüsünün sık mutasyon yaparak kendini değiştirdiğinden bahsetmiştik, bu yüzden grip aşısı da sürekli yenilenmek, değiştirilmek zorundadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) her yıl kuzey ve güney yarıküreler için ayrı ayrı grip aşısı geliştirmekte ve o aşı o yılın mevsimsel gribi için etkili olacak şekilde üretilmektedir. Iklim değişiklikleri sonucunda grip mevsimi uzamıştır, Ekim-Kasım aylarından Nisan-Mayıs aylarına kadar grip hastalığını görebiliyoruz. Bu sebeple her yıl Eylül ayında grip aşısı yaptırmak sadece risk gruplarına değil toplumdaki herkese tavsiye edilmektedir.(Örneğin Kanada’da grip aşısı herkese ücretsiz olarak yapılmaktadır.Ülkemizde bu durum sadece risk grupları için uygulanmaktadır).

Aşı bahsinin üzerinde uzunca durduktan sonra ilaçlar dışında te­daviden ve koruyucu önlemlerden de biraz bahsedelim. Gribe karşı et­kinliği olduğu söylenen bir çok ürün (malum kış çayları)gerek online ge­rekse geleneksel yöntemlerle çokça pazarlanmaktadır. Biz bilimsel ola­rak faydası görülmemiş herhangi bir yöntemi (kanıta dayalı tıp anlamın­da) hekim olarak hastalarımıza öne­remeyiz. Geleneksel uygulamalarm bir çoğu bilimsel çalışmalarla her geçen gün doğrulanmakta ve bir çok ülkede artan ilaç maliyetleri nede­niyle bu tip çalışmalar bizzat sigorta firmalarınca finanse edilmektedir. Bitkisel tedavi artık bilimsel olarak daha çok gündemimizdedir. Fakat bu konuda eğitim almamış ve dok­tor olmayan kişilerce önerilen ürün­lerin kullanımıyla da ciddi sağlık riskleri oluşmaktadır. Bunu da göz ardı etmemek önemlidir.

 

Gripten en etkin korunma yön­temi yukanda da bahsettiğimiz gibi aşıdır. Bunun dışmda diğer birçok enfeksiyon hastalığından ve grip­ten etkin korunma; kişisel hijyene azami dikkat etmek, özellikle sal­gın dönemlerinde toplu taşıma ve toplu yaşam alanlarının kullanı­mında el yıkamaya önem vermek ile sağlanabilir. Düzenli ve yeterli beslenme, vücudun ihtiyaç hisset­tiği yeterlilikte dinlenme ve uyku birçok hastalıktan korunmada et­kilidir ve bu grip için de geçerlidir. Bol sıvı tüketimi ve düzenli egzer­siz, lenf kanallarının akışkanlığmı arttırdığından (lenfatik drenaj) bağışıklık sistemi üzerine olumlu etkilidir ve sadece gripten değil bir çok hastalıktan korunmamızı sağlar. Ihlamur, nane-limon gibi geleneksel olarak kullanılan çay­lar günde 1-2 bardağı geçmemek ve aşırı sıcak tüketilmemek ko­şuluyla faydalıdır. Multivitamin­lerin veya C vitamininin tedavide ispatlanmış herhangi bir faydası yoktur.Özetle; grip için bahsedilenler umarım faydalı bilgiler olmuştur. Siz değerli okuyucularımıza sağ­lıklı günler dilerim. Esen kalın.

KAYNAK : İOSB Haber