Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,99 / Satış: 6,01
€ EURO → Alış: 6,82 / Satış: 6,85

Birlikte Bir Gelecek

Birlikte Bir Gelecek
  • 03.05.2018
  • 563 kez okundu

Elif TÜRKMEN ELBİRLER / Hayata Destek Derneği Saha Koordinatörü

Yardımlaşmak, insanların hayatlarına dokunmak ve sorunlarına ortak olmak şüphesiz ki insan yaşamı boyunca önemli bir yere sahip. Son dönemlerde gerek çevremizde gerekse sosyal medyada insanların yaşamlarının zorluklarına tanık oluyoruz. Hayata Destek Derneği de bu zorlukları aşarak insanların daha iyi bir hayat sürmelerine yardımcı olmak için küçük bir demek olarak yola çıkmış ve gittikçe büyüyerek binlerce insanın hayatına dokunmuş. Hayata Destek Derneği, afetten etkilenmiş birey ve toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişimi için çalışan bir insani yardım kuruluşu. Hayat Destek Derneği Saha Koordinatörü Elif Türkmen Elbirler ile komşu ülkemizde yaşanan savaş sonrası mültecilerin yaşamış olduğu zorlukları, ülkemizde bulunan mültecilerin yaşam alanlarını ve sorunlarını konuştuk.

Öncelikle insani değerleri unuttu­ğumuz ve yardımlaşmanın gün­den güne azaldığı bugünlerde insanların elinden tuttuğunuz ve onların hayatlarında ufak da olsa bir değişiklik yapmayı başardığı­nız için sizlere teşekkür ederiz.

Hayata Destek Derneği çalış­malara hızla devam ediyor. Derne­ğin kuruluş amacından ve şu anda yürütmüş olduğu programlardan bahseder misiniz?

Elif TÜRKMEN ELBİRLER: Ta­bii ki. Hayata Destek Derneği’nin aslmda dernekleşme süreci 2009 Ağustos ayını buluyor. Ama dernek olmadan önce de var, en azından ekip var. Aslında güzel bir hikayesi var. Çünkü halihazırda gönüllü ola­rak afet alanında çalışmış, sadece Türkiye’de değil yurtdışında da bir süre gönüllü olarak bulunmuşlar. Doğal afet sürecindeki o en önemli

ayak yerel koordinasyonu sağlama kısmı oluyor. Etütlerde orada prob­lem yaşayabiliyoruz. Farklı şekiller­de bu alanlarda bir araya gelen 5 kadının hikâyesinden bahsediyoruz. Deprem anında ya da daha büyük afetlerde doğrudan o bölgede bu­lunarak çalışmışlar. O bölgelere te­miz su kaynakları ve ulaşımla ilgili destekleri olmuş ve çadır alanların­da bulunmuşlar. Sonrasında Türki­ye’de de yaptıkları şeyler olmuş ve demişler ki; “Neden dernek kurma­yalım?” Kuruluş hikayesi böyle baş­lıyor. 5 kadından ikisi aktif olarak hala bizimle çalışıyor. Diğerlerinin de o destekleri bitmiş değil. Sema Karaosmanoğlu genel direktörü­müz olarak bizimle çalışmaya de­vam ediyor.

Hayata Destek, afetten etkilen­miş birey ve toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişimi için çalışan bir insani yardım kuruluşu. Afetle­ri ikiye ayırmak mümkün; bir tane­si doğal afetler, diğeri insan eliyle meydana gelen afetler. Doğal afet­lerde Van depremi, Marmara depremi gibi birçok sürecin içinde Hayata Destek olarak yer aldık. Hem fon sağlayıcılarımız tarafından oradaki ihtiyaçları karşılama noktasında hem de bölgede bulunan koltuk güçleri ya da gelen ekiplere destek olma şeklinde sorumluluk üstlendik. İnsan temelli afetlere değinecek olursak, mülteci krizini ele alabiliriz. Birleşmiş Milletler, mülteci sorununu da afet kapsamında değerlendiriyor. Tanımını da şöyle yapıyor; bir topluluğun, topluluk halinde maruz kaldığı ve kendi başına çözemeyeceği bir olay. Bu da afet olarak değerlendiriliyor. Özellikle Suriye krizinden itibaren daha yoğun bir şekilde mülteci alanına girdik.
Mültecilere yönelik bireysel temelli koruma faaliyetlerimizin başında, temel hizmetlere erişim noktasında sıkıntı yaşayan kişileri bilgilendirmek ve farkındalık oturumları yapmak, doğrudan refakat ya da yönlendirme ihtiyaçları varsa o konularda destek olmak geliyor. Sadece anlatmak değil prosedürlerle ilgili yayın üretmek ve ihtiyaç duyulan bir yönlendirme varsa onları basılı hale getirip insanların kolay ulaşabilecekleri noktalara bırakmak ya da insanlara ulaştırmak da önem taşıyor.
Bunun yanında, toplum temelli koruma çalışmalarımız kapsamıında şu an içinde bulunduğumuz, Hayata Destek Evi ismini verdiğimiz toplum merkezleri gibi yapılar etkin rol oynuyor. Burada da çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek ayrım olmaksızın, tamamen profesyonel ekiplerimizle buraya gelen topluluğun ihtiyaçları doğrultusun¬da birlikte şekillendirdiğimiz bir dizi faaliyet yürütüyoruz.

Bir taraftan da istihdama yöne­lik projeler yürütmek ve kişilere bu konuda hem bilgi vermek, hem de danışmanlık yapmak, onun alt yapı­sını oluşturmak bizim çalışma alan­larımız içerisinde yer alıyor. Tüm bu yaptığımız çalışmaları hem kamuyla hem alandaki diğer sivil toplum ku­ruluşlarıyla iş birliği içerisinde yürü­tüyoruz. Geçtiğimiz yıl Milli Eğitim Bakanlığı’yla imzaladığımız protokol kapsamında meslek kursları, dil ve beceri kursları düzenliyoruz. Kursla­rı, yaş grubu ve talebe göre şekillen­diriyoruz. Onun dışında çocuk işçiliği konu­sunda da yürüttüğümüz faaliyetler var. Çocuk işçiliğinde hem Türki­ye’de hem de dünyada çalışan çok fazla kurum bulunuyor, bizim de UNICEF’le birlikte yürüttüğümüz ve bizim kendi programlarımızın içi­ne dâhil ettiğimiz başlıklarımız var. Geçici tarım. sahalarında yer almak ve orada birebir destek olmak bunun başkası. Çocuk işçiliği sadece tarım sahalarında yok, tarım sahalarındaki tek sorun işçilik de değil. Çocukların eğitim hayatlarından uzak kalmala­rı, çok uzun süre eğitim alamamala­rı gibi başka temel sorunları da var. Şehir merkezinde de ciddi bir işçilik sorunu var. Mesela ev içinde görül­meyen bir karanlık nokta var. Sadece aileye ya da anneye evin içinde yar­dımcı olmaktan bahsetmiyorum. Bi­rebir yaşlı bakımı, engelli bakımı ya da evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak da işçilik kapsamına giriyor. Dolayı­sıyla bu yine çocuk koruma programı altında çalıştığımız alanlardan bir ta­nesi.

Mültecilere destek ve çocuk koru­ma çalışmalarımızın yanı sıra doğal afetlerle ilgili kapasite geliştirmek, bu alanda çalışmak isteyen kurum­larla bilgi ve deneyim paylaşımında bulunmayı da sürdürüyoruz.

 

Peki, Hayata Destek Derne­ği lokasyonlarda bulunu­yor?

ELBİRLER: Şu an itibariyle merkezimiz Istanbul’da faaliyet gösteriyor ve aynı zamanda saha çalışmaları yürütüyor. 2017 yılı boyunca, Mülteci Destek çalış­malarımızı İstanbul, Hatay, Ada­na, Şanlıurfa, Kayseri, Mersin, Di­yarbakır, Mardin ve Batman’da yürüttük. Aslında biz de yeni bir yapılanma sürecindeyiz. Bunla­rın dışında geçici sahalarda da yer alabiliyoruz. Geçtiğimiz 2 yıl Zonguldak’ta fındık toplama sürecinde, onun öncesinde ise Ordu, Giresun gibi diğer tarım sahalarında mevsimlik tarımda çocuk işçiliği üzerine çalışmala­rımız oldu.

Mülteci Destek, Mevsimlik Tarımda Çocuk Koruma, Ka­pasite Geliştirme, Acil Yardım ve Müdahale programlarınız mevcut. Bu programlar sadece mülteciler (Suriyeliler) için mi devam etmektedir yoksa ülkemizde, yoksul ve yardıma muhtaç insanlar için de geçerli midir? Bu programlarda nasıl yardımlar uy­guluyorsunuz? Hem programların içeriğinden hem de verilen destek­lerin kapsamından bahseder misi­niz?

ELBİRLER: Mülteciler özelinde ol­mayan çalışmalarımızda odağımız, bir göç gerçekliğinin üzerine inşa olan ve yoksulluk sarmalı içinde sertleşen mevsimlik tarım işçiliği döngüsün­deki çocuklar var. Aslında bu bir yol hikâyesi. Tarım işçiliği dediğimiz şey, bu kişilerin halihazırda yaşadıkla­rı yerde başlıyor. Sonra başka illere doğru yol ve yolculuk uzuyor. Dolayı­sıyla çocuk, genç, yaşlı, erkek, kadın bütün aileyi etkileyen bir süreç hali­ne geliyor. Ağırlıklı olarak Şanlıurfa Viranşehir veya Akçakale civarında yaşayan aileler mevsimlik tarımm göç yoluna çıkıyor. Farklı kırsal böl­gelerden bu sürece dahil olan aileler de elbette var. Yaklaşık 8 ay boyunca gezen ve 4 ayını yollarda geçiren ai­leler…

Valiliğin belirlediği genelge kap­masında, mevsimlik tarım işçiliği ile ilgili bir çalışma yapıldığı zaman (yani birileri bir ürün hasat edecek, bir ürün toplayacak ve kendi yere­linden bunu karşılayamayıp dışarı­dan personel çalıştıracağı zaman) o insanların barınma ihtiyacına ce­vap verilmesi, ne kadar insan giriş yapacaksa ona uygun bir lokasyon belirlenmesi gerekiyor. O belirtilen lokasyonda her zaman ev olmuyor. Yerelde de ilçelerde de kaymakam-lar tarafından yürütülen ve takip edilen bir kapsam var. Onun dışın­da insanların temiz su, tuvalet ve benzeri temel ihtiyaçlarını giderebi­leceği alanların oluşturulmuş olma­sı gerekiyor. Bu yerler bazen bir ça­dır alanı bazen de evinizin bahçesi olabiliyor. Içindeki erzak, su, elekt­rik, her şeyi karşılıyorsunuz. Yalnız her yerde böyle bir imkan yok. Biz, bu bölgelerde destek olurken şunu yapıyoruz; aileler oraya gitmeden önce o bölgelere gidip hangi sahada çalışacaksak, hangi lokasyonu belir­lediysek, yerel ve idari yöneticilerle bir araya geliyor ve alanın ihtiyaçla­rını belirliyoruz. Tecrübe paylaşımm­da ve olması gerekenler konusunda fikir paylaşımında bulunuyoruz. “Çadır alanı neresi, tuvalet var mı, temiz suya ulaşılabilecek bir yer var mı?” bunları araştırıyoruz. Fiziki ihtiyaçlar ve gereksinimler öncelik­lerimiz arasında yer alıyor. Bir kıs­mını biz de karşılayabiliyoruz; ortak yürüttüğümüz çalışmalar kapsamın­da, çöp konteynırlarmm konulması, tuvalet ihtiyaçlarının sağlanması gibi fiziki ihtiyaçlara yönelik talepleri yeri­ne getiriyoruz. Aileleri bilgilendirme oturumları ve seminerler düzenliyo­ruz. Ana kapsam olan çocuk işçiliği-ne, hijyen ve sağlıkla ilgili konulara değiniyoruz. Gelen ailelerin temel hakları ve hizmetler ile ilgili bilgi ek­sikliği varsa gidermeye çalışıyoruz. Yine çocuk evliliği, kadın ve çocuk istismarı, aile içi şiddet gibi konu­larda da bilgilendirme seminerleri ve oturumlar yapıyoruz. Bizimle birlikte hareket eden sosyal hiz­met uzmanı arkadaşlarımız da oluyor. Onlar da özel vakaları takip ederek atılması gereken adımları ve çadırda kalan çocuk­lara ilişkin sosyal ya da kültürel etkinlikleri ve faaliyetleri yürü­tüyor. Çadır alanlarında temel ihtiyaçlar karşılanmadıysa salgın hastalıklarla da karşılaşmak ne yazık ki mümkün. Yaz ayların­da sıcak hava ile birlikte özel­likle çocuklar için büyük riskler oluşabiliyor. Böyle bir durumda toplum sağlık merkezleriyle irti­bata geçiyoruz. Genel taramalar yapıyoruz ve herhangi ihtiyaç durumunda ilçedeki sağlık ku­rumlanyla irtibata geçiyoruz. Te­davi gerekiyorsa onu sağlıyoruz. Aslında oldukça uzun bir süreç söz konusu. Her grup için farklı farklı ihtiyaçlar aynı anda orta­ya çıkabiliyor. Mümkün olduğu kadar, hepsine destek sunmaya çalışıyoruz.

Mülteci Destek Programı­nız kapsamında geçici koruma altındaki Suriyelilerin çalışma izinleriyle ilgili ücretsiz danış­manlık veriyor ve aynı zaman­da başvuru giderlerini de üst­lenebiliyorsunuz. Mültecilerin bu belgeyi alabilmesi için neler yapmaları gerekiyor? Edini­len bu belge sonrasında hangi alanlarda çalışmaya başlıyor­lar? Şu ana kadar kaç mülteci­ye destek oldunuz? Verdiğiniz belge sayısı kaça ulaştı?

ELBİRLER: Çalışma izni ve prosedürün belli kuralları var ve bu biraz uzun bir süreç. As­lında üç kapsamı var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen kodları da 4A, 4B ve diğer diye geçiyor. 4A kapsamı; mültecinin bir kurum tarafından çalıştırılmasıyla girdiği alanı ifade ediyor.

diği alanı ifade ediyor. Eğer kendisi bir iş kuracaksa, kişi 4B’ye tabii oluyor. Bir de “diğer” diye belirtilen ve aslında gezici ya da mevsimlik tarım sahaları gibi iş kollarını kapsayan bir seçenek var. Onun da ayrı bir programı ve prosedürü mevcut. Bizim ağırlıklı olarak destek verdiğimiz kapsam 4A. Burada daha çok köprü vazifesi görüyoruz ve kurumlara danışmanlık veriyoruz. Yabancı uyruklu bir personelle ya da mülteciyle çalışacaklarsa onları nasıl bir süreç bekliyor, prosedürler nedir, yasal olarak tabii oldukları uygulamalar nelerdir gibi birçok konuda kurumlara ücretsiz danışmanlık sağlıyoruz. Başvuru aşamasında gerekli olan tüm teknik desteği kendilerine vermeye çalışıyoruz. Işverenler bize ulaşarak süreçle ilgili detaylı bilgiyi edinebiliyor.
Aynı zamanda iş arayan mültecilere de bu desteği vermeye çalışıyoruz; çalışma izni başvurusu için hangi şartları sağlamalılar, bunun için neler yapmaları gerekiyor, yasal hakları ve sorumlulukları neler… Burada da bazı prosedürler devreye giriyor.
99 numaralı kimlik nasıl elde edilir? Bu kimliğe sahip olabilmek için kişinin ne yapması gerekir?
ELBİRLER: İki tip kimlik bulunuyor. Numarası 98 ile başlayan kimlikler, insanlar farklı bir ülkeye girdikle­rinde onlara verilen kimliktir Yani o buradaki geçici kimliktir. 99 numara ile başlayan kimlik ise kayıtlı olduğu bir ilin belirtildiği, resmi bütün sü­reçlere dahil olabileceği ve devletin tanımladığı geçici koruma kapsamı altındaki sağlık, eğitim gibi hizmet­lerden yararlanabileceğini gösterir. Suriyeli mültecilerin bir işte çalışa­bilmesini sağlayacak gerekli süreçleri tamamlayabilmesi için de 99 numa­ralı kimliğinin bulunması gerekiyor. Kurumun takip ettiği süreç şöyle; ön­celikle aradığı iş kriteri neyse ona uy­gun kişiyi bulduktan sonra 99 numa­ralı kimliğinin olmasına, en az 6 aydır geçici koruma kapsamında olmasına ve çalışma izni başvurusunu yapacağı ilde kayıtlı olup olmadığına bakılıyor. Daha sonra işverenin e-devlet hesa­bı üzerinden başvuru süreci ilerliyor. Işveren, kişiyi çalıştırmak istediğine ilişkin tüm evrakları online olarak sisteme yükleyerek süreci tamam­lıyor. Burada önemli bir bilgiyi not düşmek gerekir; yabancı uyruklula­rın hepsinde süreç aynı yürümüyor. Geçici koruma altındaki biri istih­dam edilmek isteniyorsa kurum her şeyi online olarak halledebiliyor. Kişi geçici koruma kapsamı altında değil ama yabancı uyruklu ise o zaman ev­rakların elden teslim edilmesi gereki­yor ve süreç farklılaşıyor.

Kurum başvurusunu tamamladık­tan sonra evraklar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ince­leniyor ve tamam denildiği noktada da kuruma bilgi gidiyor. Bu arada, kurum ve başvurulan kişinin bir şifre­si oluyor ve bilgi gelene kadar süreci düzenli olarak kendileri de sistem­den takip edebiliyorlar.

Bakanlık onayının ardından işve­renin, çalışma izni başvurusuyla ilgi­li harç bedelini yatırması gerekiyor. Bakanlık tarafından 2018 için güncel meblağ, evrak bedeli ile birlikte 300,9 TL olarak belirlendi. Geçen yıl bu tu­tar daha yüksekti. Biz bu aşamada,harç bedelinin ödenmesi nokta­sında da çalışmalar yürütüyoruz. Bir kurum gerçekten birini çalış­tırmak istiyorsa hem bu başvuru sürecini biz takip ediyoruz hem de onaydan sonra bakanlığa ödenmesi gereken harç bedelini projemiz kapsamında karşılaya­biliyoruz. Bu arada, bir kişi için en fazla 1 yıl süreyle çalışma izni alınabiliyor; izinler sadece yıllık değil, daha kısa sürelerle de ve­rilebiliyor. Hiç kimseye sınırsız süreyle çalışma izni verilmiyor.

Geçici koruma altındaki Su­riyelrnin çalışma izni süresi 1 yıl sonra tekrar güncellenebili­yor mu? Güncelleme işlemleri nasıl oluyor?

ELBİRLER: 1 yıl bitmeden önce 60 gün geriye dönüp, kişinin 10. ayından itibaren kurum, çalışma izninin uzatılmasıyla ilgili tekrar başvuruda bulunabiliyor. Işlem-lere 60 gün önceden başlanıyor ki süreç tamamlandığında kişi işten çıkarılmasın veya ekstra bir şey olmadan iş hayatına devam edebilsin. Burada diğer önemli noktalardan biri ise çalışma iz­ninin sadece bir kurum için alı­nabiliyor olması. Kişinin ve ku­rumun bağı bir şekilde koparsa, işten çıkma olursa ya da çalışma izni biterse kişinin işvereninin yeniden çalışma izni başvurusu yapması gerekiyor. Bu süreç her seferinde yenilenerek devam edi­yor ve kişi sadece çalışma izni al­dığı yerde çalışabiliyor. Diyelim ki çalışma izni 1 yıllık almdı ama kurum kapandı, kişi burada sa­dece 6 ay çalışabildi. Bu durum­da geriye kalan 6 aylık çalışma iznini de ne yazık ki kaybetmiş oluyor. Yani çalışma izni kişiyle değil kurumla başlıyor, kurumla bitiyor.

Çalışma izni olmadan, yasa­dışı yollarla mültecileri çalıştıran ve çok düşük ücretler ödeyen işyerleri mevcut. Bu işyerleri için cezai yaptırım var mıdır?

ELBİRLER: Ciddi bir cezai yaptı­rım var. Hem kuruma hem de ça­lışma izni olmadan çalışan kişiye cezası var. Bu ciddi bir takip ve de­netim gerektiriyor. Bu arada yasa olarak belirlenmiş bir detay daha var; çalışma izni alınan hiç kimse asgari ücretin altında çalıştırılamaz. Alt limit asgari ücrettir ve kişiye en az bu ücret verilmelidir. Cezalar da şöyle uygulanıyor; bir kurum 4A kapsammda bir kişiyi izinsiz istih­dam ediyorsa, işveren cezası 7.130 TL. Eğer 10 kişiyi istihdam ediyor-sa cezası 71.300 TL. Tabii kurum bu cezayı öderken, kişi de 2.853 TL ödüyor. Kişi 4B kapsamınday­sa, yani kendisi bir iş kurduysa ve çalışma izni yok ise 5.704 TL cezai tutarı ödemek durumunda. Gördü­ğünüz gibi ciddi yaptırımları var. Tabii burada önemli olan hususlar,

 

konunun denetimi, tespiti ve bildiri-mi oluyor.

Birçok programdan ve içeri­ğinden bahsettik. Hayata Destek Derneği’nin 2018 hedefleri ve pro­jeleri hakkında neler söylemek is­tersiniz?

ELBİRLER: 2018’de tüm lokasyon­larımızda Bireysel Temelli Koruma Programımıza devam edeceğiz. Top­lum Temelli Koruma Programımız da ayrıca devam edecek. İstihdamla ilgili süreçleri barındıran çalışmalar, kurs ve eğitimlerin düzenlenmesi, ge­çim kaynakları projeleri de sürecek. Çocuk işçiliği ile ilgili çalışmalarımız, afete hazırlık ve kapasite geliştirme süreci için kurumlara verdiğimiz da­nışmanlık sürecimiz de kaldığı yer­den devam edecek.

Son olarak neler söylemek ister­siniz?

ELBİRLER: Öncelikle bu konuya hassasiyet gösterip bize yer verdi­ğiniz için teşekkür ederim. Ayrıca, “sivil toplum” kapsamı çok geniş bir alanı içeriyor. Dezavantajlı, ilgilenil­mesi gereken çok fazla grup ve konu var. İnsani yardım alanında çalışan bir dernek olarak daha çok bilinmeye ve güçlenmeye, yol arkadaşlarımızın sayısının artmasına ihtiyacımız var. Bunlar kaynak destekleri olabileceği gibi uzmanlık destekleri, iş birlikle­ri gibi birçok kola ayrılabilir. Umut ediyorum ki daha çok kişinin bildi­ği, daha çok kişinin geliştiği bir yıla doğru evriliriz. Ayrıca Türkiye’de bir şeyin daha farkında olmak lazım; biz bir afet ülkesiyiz ve deprem kuşağın­dayız. Şu an içinde yaşadığımız il, en büyük riski barındıran illerden bir tanesi. Hem alt yapısı hem de nüfus potansiyeli sebebiyle bu konuda çok daha fazla farkındalık çalışması ya­pılmalı. Umarım 2018’de bu hedef­lere daha çok yaklaşabilir, daha çok hayata destek olabiliriz.

KAYNAK : İOSB Haber

 

HDP’li Garo Paylan Fransız kanalında Türkiye’yi suçladı
France 24 kanalının konuğu olan HDP’li Garo Paylan, bir Ermeni olarak Türkiye’nin Afrin’de soykırım yapmasından korktuğunu söyledi. Türkiye sınırında oluşturulmak...
Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti kongrelerini örnek aldı
Yarın 36. Olağan Kurultay’ını düzenleyecek olan CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti kongrelerinde olduğu gibi salonun ortasına kurulan platformda eşiyle birlikte...
Nevşin Mengü CHP’ye üye olmak istedi
Parti Meclisi üyeliği için CHP’ye üye olmak isteyen Nevşin Mengü’nün talebi reddedildi. CNN Türk’ten kovulmadan önce ekranda gazetecilere tarafsız olma...
CHP’de kurultay günü
CHP’nin 36. Olağan Kurultayı’nın gerçekleştirileceği Ankara Spor Salonu’na gidecek partililere kavga edilmemesi için özel uyarılar yapıldı. Aldığı seçim yenilgilerinden sonra...
Kemal Kılıçdaroğlu’nu kurultay heyecanı sardı
Kurultay öncesi bir açıklama daha yapan CHP Lideri, kurultaydan sonra AK Parti’yi devireceklerini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 36....
İHA’larda yeni dönem: Uydudan görüntü ve kontrol
Türkiye’nin büyük atılımlar gerçekleştirdiği savunma sanayisinde gurur verici adımlar atılıyor. TAI’nin geliştirdiği ANKA İHA’lar artık uydudan kontrol edilebilecek, görüntü alınabilecek....
Zeytin Dalı’nda son bilanço: 897 terörist etkisiz hale getirildi
TSK, Zeytin Dalı Harekatı’nın son rakamlarını açıkladı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin kuzeyinde bulunan Afrin kentindeki terör örgütlerine yönelik gerçekleştirdiği...
Sokak hayvanları için barınak inşa ediyorlar
Edirne’nin Keşan ilçesinde Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği, gönüllülerin de yardımıyla sokak hayvanları için barınak inşa ediyor. Keşan Sokak Hayvanlarını Koruma...
Vatan Caddesi’nde minibüs yandı
Fatih’te bulunan Vatan Caddesi’nde, seyir halindeki bir minibüs aniden yanmaya başladı. Yanan araç kısa süre içinde küle döndü, trafik durma...
Kazalar artınca, polis emniyet kemeri uygulaması yaptı
Emniyet Müdürlüğüne bağlı trafik ekipleri, yolcu otobüs ve minibüslerine yönelik emniyet kemeri uygulaması yaptı. Yolcuları, emniyet kemeri takmaları konusunda tek...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bitlis konuşması
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na seslenerek “PYD, PKK, YPG terör örgütü müdür? Yiğitsen açıkla ama açıklayamazsın” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bitlis’te...
Kocasakal ve Eminağaoğlu imza toplayamadı
Bugün Ankara Spor Salonu’nda gerçekleşen CHP 36. Olağan Kurultayı’na yeterli imza toplayamayan genel başkan aday adayları katılmadı. CHP Kurultayı’ndaki genel...
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşması
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu CHP 36. Olağan Kurultayı’nda konuştu. CHP’nin 36. Olağan Kurultayı bugün Ankara Spor Salonu’nda başladı. “Adalet ve...
Başbakan Yıldırım Tekirdağ’da
Yıldırım, partisinin 6. olağan il kongresine katılmak üzere Tekirdağ’a geldi. Başbakan Yıldırım, kongrenin yapıldığı Atatürk Spor Salonu’nun dışında bekleyen vatandaşlara...
Muharrem İnce’den Kılıçdaroğlu’na: 8 kere denedin olmadı
Dünyada seçim kaybeden liderlerin istifa ettiğini hatırlatan Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’nun koltuktan neden ayrılmadığını sorguladı. CHP Yalova Milletvekil Muharrem İnce, CHP’nin 36....