Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,76
€ EURO → Alış: 6,54 / Satış: 6,56

İkinci İkitelli’ye Mutlaka İhtiyaç Var

admin
admin
  • 27.03.2017
  • 912 kez okundu

kazım-ozerenÇorapçılar Sanayi Sitesi, İkitelli OSB’nin en küçük yerleşim alanına sahip olmakla birlikte alt yapı, temizlik, güvenlik sorunlarını neredeyse sıfıra indirmiş bir sanayi sitesi.

Bölgenin tüm kooperatiflerinde rinde olduğu gibi onlarda ,da mevcut yerleşim alanlarının yetersizliğine ilişkin sıkıntılar bulunuyor. Çorap sektörünün herhangi bir destek ve teşvik olmadan kendi imkânlanyla büyüdüğünü ifade eden Çorapçılar Sanayi Sitesi Başkanı Kazım ÖZEREN sektörün, sanayicinin, üretenlerin ve ülkemizin içinde bulunduğu koşulları röportajımızda değerlendirdi.

Sayın Başkan, yönetim kurulu üyelerinizle toplantı halindeyken röportajımızı gerçekleştiriyoruz. Dilerseniz öncelikle görev döneminizi konuşalım. Ne yaptınız, neleri hedeflediniz, hedeflerinizi gerçekleştirebildiniz mi ve yeni dönem hedefleriniz nelerdir? Kazım ÖZEREN: Daha önceki röportajımızda da söylemiştim. Tarihsel sürece baktığımızda, ikitelli kurulduğunda çorapçılar sanayi sitesinin yeri yoktu. Biz sonradan 52.000 metre karelik alana oluşturulmuş bir kooperatifiz. Aslında diğer sektörlerde olduğu gibi çorapçıların da daha geniş bir alana ihtiyacı var. Dikkat giderseniz diğer kooperatiflerin yerleşim arazileri daha büyüktür. Çorap sektörü; 1970 ve 1980’li yıllarda Cağaloğlu’nda 30-40 metrekare atölyelerde faaliyet gösterirken özellikle 1986 -1987 yılları sonrasında ihracat ayağmm açılmasıyla birlikte çok güçlü bir sektör haline geldi. Teknolojinin yanı sıra yaşanan sektörel gelişmelerle beraber şu anda dünyada en çok çorap üreten ikinci ülkeyiz. Bu ciddi bir rakam. Piyasa koşullarını, rekabet ve küresel sermayeyi düşün-düğümüzde gelinen sonucun, tamamen Türkiye’nin ve çorap sektörünün emeği ve azmiyle olduğunu söyleye-biliriz. Kooperatifimize gelince; çorapçılar kooperatifi 1985 yılında kurul-muştur. Her katında 100 metrekare bölümler olmak üzere 4 kathk inşaatı yaparak üretim faaliyetlerine başlamıştır. Tapu ve iskân sorunumuz bulunmamaktadır. Bütün üyelerimiz tapularını almıştır. Çorap sektörü çok hızlı büyüdüğü için ihracat yapan firmaları daha büyük alanları tercih ederek Çerkezköy, Kıraç, Hadimköy vb. gibi yerlere yönelip burada fabrikalarını açtılar. Şu anda da dünya pazarında söz sahibidirler.

■ Buradan mı gittiler? ÖZEREN: Buradan giden de var, buraya gelmeden giden de var. Bu-rası sektördeki bir çok insanın ortak paydasıyla kurulan bir kooperatifti. Kooperatifçilik, Türkiye’deki ve Dünya’daki çıkış noktasına baktığımız zaman çok şey ifade eden bir oluşum. Birlikte yani paylaşarak üretmek mantığına sahip bir anlayış. Çorapçılık, kendi öz sermayesiyle büyüyen bir sektör. Burası daha önce S.S Istanbul Çorap ve Triko Küçük Ölçekli Sanayi Sitesiydi. Benim de yönetimde olduğum bir dönemde, çalışmalarımız sonucu tapumuzu aldık ve en önemli görevimizi tamamlamış olduk. Şu anda röportajı gerçekleştirdiğimiz bu bina sosyal tesis olarak geçer ve tüm üyelerimizin ortak mülkiyetidir.

■ Kira gelirleri daha çok niçin kullanılıyor? ÖZEREN: Elde edilen kira geliri sitemizin değişimi ve çevresel düzeni için kullanılır. Biz daha yeni işletme kooperatifi olduk. 2014 yılında yaptığımız Olağan Genel Kurulu-muzda, yapı kooperatifini feshederek işletme kooperatifine geçtik. Yönetim kurulu arkadaşlarımla birlikte almış olduğumuz bu görevi yürütmeye devam ediyoruz. Bizim yönetim anlayışımız; öncelikle birlikte bulunduğumuz alanda neleri, nasıl yapabiliriz araştırmasını yapmaktır. Çünkü yöneticiler şikâyetçi olmaz. Yöneticiler sorunlar karşısında devamlı çözüm üretmek ve liderlik yapmak zorundadır. Buradaki bütün üyelerimize her konuda eşit ve adil davranmak durumundayız. Genel kurulda almış olduğumuz kararları bir fil uygulayarak burayı birlikte yönetiyoruz ve her hafta periyodik olarak toplanıyoruz. Bu işe zaman ayırmak, örnek olmak ve özverili olmak gerekiyor. Biz bu anlayışı ilke edindik. Karşımıza çıkan sorunları ilkelerimiz sayesinde aşıyoruz.

■ Çorapçılar Sanayi Sitesinin en önemli sorunu nedir? ÖZEREN: Diğer sanayi sitelerinde olduğu gibi bizim sitemizde de yapı-sal sorunlar var. Mevcut dükkânlar burada imalat yapan firmaların isteklerini karşılamıyor. Sanayi Bakanının da katıldığı son toplantıda bir sorunumuza dikkat çekildi. Bu ülkenin en büyük problemi üretimden çok tüketime yönelmek. Geçmişte, Teknik ve Ana-dolu liselerinin yetiştirdiği nitelikli ara elemanları bulmak artık çok zor.

İSSİZLİK ORANIMIZ YÜKSEK FAKAT BUNA RAĞMEN VASIFLI ELEMAN BULAMIYORUZ. BU KONU BÜYÜK BİR SORUN. SURİYE’DEN GELEN VATANDAŞLAR DEĞERLENDİRİLİYOR GİBİ BİR ALGI DA VAR ANCAK SİTEMİZ İÇIN BÖYLE BİR DURUM YOK.

İşsizlik orammız yüksek fakat buna rağmen vasıflı eleman bulamıyoruz. Bu konu büyük bir sorun. Suriye’den gelen vatandaşlar değerlendiriliyor gibi bir algı da var ancak sitemiz için böyle bir durum yok.

■ Bölgemizdeki sanayicilerimiz ve farklı kurumlarla da görüşüyoruz. Dışarıdaki algı; Türkler tercih edilmiyor, Suriyeliler çalıştırılıyor. Ancak sanayiciye göre de en büyük sorun Türklerin iş beğenmemesi. Herkes masa başında bir işi olsun istiyor. ÖZEREN: Buna katılıyorum. Kahvede oturan çok sayıda vatandaşımız var. İş beğenmiyorlar. Son 10 yılda üretimden çok masa başı iş daha cazip hale geldi. Mesela; bir AVM’ ye gittiğinizde dikkat edin, gençlerin elinden cep telefonlan düşmüyor. Bizimde çoculdanmız, gençlerimiz var. Onlarda, üretim yerine hizmet sektöründe çalışmayı düşünüyorlar. Bu mesele gelecek nesil için ciddi bir sorun oluşturabilir. Buradan gerçek sorunumuza ilişkin bir bağlantı yapmak istiyorum. Hemen yanı başımızda saraçlar sanayi sitesi var. Şu anki imar kanununa göre yapılan bu binalar ne yazık ki yeterli değil. Burada dönüşüme ihtiyaç var.

■ Dönüşüme mi ihtiyaç var yoksa yeni alanlara mı? ÖZEREN: Yeni büyük alanlara kesin ihtiyacımız var. İkitelli OSB’de-ki dönüşümü onun dışında düşünelim. İkitelli’nin Istanbul dışında başka şehirlere, üretimi destekleyen teşvilderle taşınması taleplerimiz var. Bir şehirde kümelenmek yerine bütün şehirlere üretimi yaymak ve oradaki yaşamı aktif hale getirerek göçü engellemek gerekir. Böylelikle hem doğal istihdam yaratmış olursunuz hem de üretimi ve kolektif yaşamı paylaşırsınız. ikinci ikitelli’ye mutlaka ihtiyaç var. Bunu yaparken de mevcut yapılarla yürümeyeceğimiz kesin. Mevcut imar planıyla yoluna devam edemeyen kooperatiflerimiz var. Bizim de şu anki çalışma koşullarımız karşılanamıyor ancak idare ediyoruz. Bunlarla uğraşırken dünyadaki ekonomik krizi de doğru okumak gerekiyor.

Ortadoğu’da yeniden paylaşım savaşı var. Ülkemizde OHAL var, arkasından seferberlik olacak. Bazı kararlar alınırken, ilgili kurum ve OSB gibi ülkemizde istihdam sağlayan kuruluşlar ve söz sahibi STK’ların fikirlerinden faydalanmak gerekir.

■ Siteyle ilgili firmaların size ulaştırdığı sorunlar var mı? ÖZEREN: Şu an Çorapçılar Sanayi Sitesinde çorap üretimi yapan yani faaliyette bulunan 34-35 firma kaldı ve onlarda orta ölçekli firmalar. Az öncede söylediğimiz gibi çok hızlı büyüyen firmalar şehir dışına çıktılar. Geçmişte çorapçı veya trikocu olmayan işletmeler buradan yer tutamıyordu ancak zaman ve koşullar değişim yarattı. Bizim sektörümüze yakın sektörde çalışanların da sitede yer kiralamasına izin verdik. Yani çorap ya da triko dışında oto yedek parça, depolama, elektrik-elektronik işi yapan firmalar da var. Lojistik olarak kullananların sayısı da oldukça fazla. Önceden küçük işyerleri Bayrampaşa civarındaydı. Oradan ayrılanlar İkitelli’ye taşındı ve İkitelli bugünkü kapasitesine ulaştı.

■ Bayrampaşa’nın yaşadığı sorunu İkitelli’de yaşar mı? ÖZEREN: Elbette yaşayacak. Kayaşehir ve Başakşehir konut projeleri etrafımızı sardı. Şikâyetler her geçen gün artıyor. Çevre kirliliği yaratan sitelerin daha çabuk çözüm bulması bekleniyor. Onlarda çalışma yapıyorlar. Hükümet birçok yerde teşvik alanları oluşturdu ancak Güneydoğu’ya siyasi olaylar nedeniyle sıcak balulmıyor. Ruhsat ve güvenlik konularında biz önlem alıyoruz ve sorunları İOSB ile birlikte çözmeye çalışıyoruz. Yavuz Sultan Selim köprüsünden gelenler hem sanayiye hem de Başakşehir’ e giriş için para ödüyorlar. Bu sanayici açısından çok olumlu bir şey değil. Yine 3.köprünün Çatalca bağlantı yolu yapılmadığı için tırların hepsi İkitelli’den çıkıyor. Trafik yoğunluğu bizleri oldukça etkiliyor. Mahmut bey gişeleri için hızlı geçiş sisteminin uygulanması bile yeterli olmadı. 17 kilometrelik Çatalca bağlantı yolu tamamlanabilirse, ağır vasıtaların İkitelli’ye girmemesi sağlanır ve İkitelli rahatlar. Ancak yanı başımızda yapılan konut projelerini de dikkate almak gerekir. Ağır vasıta yoğunluğunun yerini konut yoğunluğunun yarattığı trafik alabilir.

■ İkitelli’de 38 sanayi sitesi var. Her birinin aynı sıkıntıyı yaşadığını görüyoruz. Yer sorunu dışında farklı birçok sorun var ancak sanayiciler üst düzey yöneticilere sadece yer sorununu dile getiriyor. İkitelli lojistik anlamda çok güçlü bir merkez ha-

İKİTELLİ’NİN İSTANBUL DIŞINDA BAŞKA ŞEHİRLERE, ÜRETİMİ DESTEKLEYEN TEŞVİKLERLE TAŞINMASI TALEPLERİMİZ VAR. BİR ŞEHİRDE KÜMELENMEK YERINE BÜTÜN ŞEHİRLERE ÜRETİMİ YAYMAK VE ORADAKI YAŞAMI AKTİF HALE GETİREREK GÖÇÜ ENGELLEMEK GEREKIR.

line gelecek fakat bununla birlikte yeni yapılanmalar da olacak. Gün geçtikçe büyüyen bir Başakşehir ve içinde de İkitelli kalacak. Sorunların çözümüne ilişkin neler söylemek istersiniz? ÖZEREN: Daha önceki toplantılarda bu konu hakkındaki fikirlerimi söylemiştim. Bizim birçok meselede çok etkin olduğumuzu düşünmüyorum. Son yapılan toplantıda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Faruk ÖZLÜ, “Üretim reform paketi hazırlıyoruz. Sanayicinin de görüşlerini bildirmesi lazım” dedi. Konuyu birçok kooperatif başkanı arkadaşımız orada duydu. Bizlerin de konuya ilişkin çalışması gerekirdi. Konuştuğumuz mevzuları faaliyete geçirmekte zorlamyoruz. Tüm arkadaşlarımızın iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. tkitelli’de vinçler ve tırların ara caddelerde park etmesi tehlikeli Bunlar için mutlaka bir alan yaratılmalıdır.

Bu konuda da bir planlama yapmalıyız. Bütün mesele planlamadan geçiyor.

■ Türkiye’nin 2023 hedefleri var. Sizce böyle bir yapı Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına taşımayı sağlayacak mıdır? ÖZEREN: Şu an uygulanan ekonomik politikaların üreticiden yana olmadığını düşünüyorum. Çünkü her yıl artan bir vergi yükü var. Bu ülkedeki en büyük yük SSK primleridir. Prim ücretlerini aşağı çekerseniz kayıt dışı istihdamı önlemiş olursunuz. Vergi yükü ve buna benzer uygulamalar üretim sektörünü küçültmeye yöneliktir. Dünyanın hiçbir yerinde ülkemizdeki gibi bir betonlaşma yok. İnsanların yaşamı, geleceği ipotek altına alınıyor. Biz yatırımlarımızı daha çok sana-yiye, Ar-Ge’ye ve eğitime yapmalıyız. Uygulanan ekonomik paket üretim-den çok tüketime yönelik yapılmış gibi. Biran evvel beton ekonomisi yapılanmasından vazgeçmeliyiz. Bu şehir daha fazla betonlaşmayı kaldıramaz. Ciddi anlamda önlemler alınması gerekiyor. Üretime daha çok yönelmeliyiz ve bilimsel yerlerle üretimi geliştirmeliyiz. Avrupa’nın bizi tercih etmesinin iki nedeni var; kaliteli ürün ve termin(randevu). Dünyanın birçok ülkesi ile çalışıyoruz ve ihracat ülkemizin kalkınmasında çok önemli bir güç. Müşteri, bir ayda bu ürünü vereceksin ama kaliteli vereceksin diyor. Karşımızda Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ciddi nüfusu olan ülkeler var. Bizlerin, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarınm görüşlerini alarak yeni bir ekonomik paket yapılmadığı müddetçe, önümüzün rekabet ve üretim anlamında tıkanacağmı düşünüyorum.

■ OSB bölgesinde bir meslek lisemiz var. Bu meslek lisesi ilk mezunlarını verdi. içlerinde üniversiteye giden de var sanayide çalışan da var. Okulumuzun hedeflenen nitelikli eleman ihtiyacını karşıladığını düşünüyor musunuz? Eğitim konusunda beklentileriniz nelerdir?

ÖZEREN: Yenibosna’da çorapçılar derneğimizin işbirliği ve çabasıyla bir okulda çorap üretimi üzerine eğitim veren sınıflar var. Bu okulda çorap moda tasarımı üzerine çok sayıda mezun verdiler ve bu gençler şu anda sektörde çalışıyorlar. Olması gereken ve bizim istediğimiz şey tam da bu aslında. İOSB’deki, Teknik ve Meslek Anadolu lisemizi gezdiğimde çok nitelikli gençler yetiştirildiğini gördüm ve çok mutlu oldum. Bu okulların çoğalması gerekiyor. Eğitime temelden başlamak lazım. Geçmişte Meslek ve Anadolu liseleri vardı. Orada yetişen insanlar çok rahat iş bulabiliyorlardı. Bugüne baktığımıızda çok sayıda

Siz bir akademisyenden nasıl faydalanmak istersiniz? ÖZEREN: Üniversite-Sanayi İşbirliği temel bir mesele. Öncelikle sanayici ve üniversite arasında bir bağ olması gerekiyor. Bunu sağlayacak olan İkitelli OSB’dir. Şu anda çalışmaların yürütüldüğünü biliyorum. Bunun yanı sıra sanayici adına Ar-Ge’yi, alt yapıyı takip edecek bir birim oluşturmalıyız. OSB’de ki birim müdürlüklerinin benzeri niteliğinde sadece bu konuları takip edecek bir müdürlüğün olması gerekiyor.

Üniversite mezunu bulunuyor ama işsizler. Üniversiteyi bitirmek yetmiyor. Türkiye’nin önünü açacak eğitim hamlesi; meslek ve teknik liselerin sayısının arttırılmasıdır.

■ Üniversite- Sanayi işbirliği, Ar-Ge ve İnovasyon dediniz. Sanayi ve Üniversite işbirliğinin sanayiye katkı sunacağını hep dile getiriyoruz. OSB’de bunun için ilk adımları attı ve iki üniversitemizle protokol imzaladı. Siz bir sanayici olarak çalışmaların nasıl ilerlemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

TRAFİK YOĞUNLUĞU BIZLERI OLDUKÇA ETKİLİYOR. MAHMUTBEY GIŞELER’ İÇİN HIZLI GEÇIŞ SİSTEMİNİN UYGULANMASI BILE YETERLİ OLMADI. 17 KILOMETRELİK ÇATALCA BAĞLANTI YOLU TAMAMLANABİLİRSE, AĞIR VASITALARIN İKİTELLİ’YE GİRMEMESİ SAĞLANIR VE İKİTELLİ RAHATLAR.

■ Bunun için bir birim kurulmasına gerek var mı yoksa sanayici üniversiteye gidip birebir mi görüşmeli? Siz ve tüm yönetim kurulu üyelerinin görüşünü almak isterim. ÖZEREN: Aslında her ikisi de birbiriyle bağlantılı. Sanayicide böyle bir alt yapı yok. Araştırıcı, geliştirici ve sorgulayıcı bir toplum değiliz. O yüzden bunu geliştirecek ve öncülük edecek bir kuruma ihtiyaç var. Toplumun aynı paydada buluşabileceği bir alanın yaratılması gerekir. Proje ve uygulamayı yapacak mekanizmaya ihtiyaç var.

HAKON Mühendislik Osman Nuri ÇALIK: Çorapçılar dünyada ikinci üretici. En büyük problemimiz kendi makinemizi kendimiz üretemiyor olmamız. Hepsini dışarıdan alıyoruz. Bu devlet desteği olmadan da kesinlikle makine üretimini yapamayız. Bizim ekonomimiz rant ekonomisine yönelik. Sanayici kendi bünyesini zaten düzenleyemiyor rant ekonomisi tamamen herşeyi farklı yöne çekiyor. Kurumsallaşma çok zayıf. Kurumsallaşma olmadan da bir firmanın geleceği oluşmuyor. Belirli bir dönemde yönetici varsa o yönetici bıraktığı anda çöküyor. Türkiye’de devletin kurumsallaşmayı ve sanayicinin üretim maddesini desteklemeye yönelik olması lazım. Devletin İOSB için de bunları sağlaması gerekir. Sadece mekansal sorunların çözümüyle problem ortadan kalkmaz. Alt yapı ve eğitim önemli iki faktör.

■ Peki her şeyi devletten beklemek doğru mu? Mesela aile şirketlerinin kurumsallaşması için bir danışmanlarının olması gerekiyor. Çünkü onları yönlendirecek profesyonel birine ihtiyaç var. Siz firmanız için bunu uyguladınız mı? HAKON Mühendislik adına Osman Nuri ÇALIK: Bu işlerdeki en önemli eksiklik firmalann yol haritasının olmaması. Devletinde yol haritası yok. Hep üniversitelerden bahsediyorsunuz. Üniversitelerden ziyade, deneyimli mühendis ve işletmeci çahştırma hususuna da değinmek gerekir. Kalifiye elemanı liseden sonra yetiştirmeye çalışmak, yaptığımız yanlışlardan biri. Eskiden meslek ortaokullan vardı. Onlar kapatıldı. Toplum artık lüks işsizlik yaşıyor.

Elte Çorap adına Murat DOĞAN: Ben işin biraz teknik kısmına değinmek istiyorum. Çorapçılıkta kullandığımız makineler çok önemli. Devlet desteği olmadan makine üretimi mümkün değil. Dışarıdan gelen makineler yüksek fiyatlara gelmiyor ama burada çok daha ucuza mal edilebilir. Bunları göz önüne aldığımızda başlangıçta çok büyük yatırımlar gerekiyor. Bu yatırımları hiç bir şirket göze almıyor. ÖZEREN: Sektörümüzde kurumsallaşan firmalar var ama çok az.

Akbilya adına Beyhan AKKO-YUN: Benim özellikle OSB yönetimi ve sitelerin yönetimiyle ilgili eksik gördüğüm noktalar var. Onlardan bahsetmek istiyorum. Bence yö-netimlerin danışmana ihtiyacı var. Yöneticiler çok şeyin farkında değil. OSB’de çok toplantı oluyor fakat biz bilmiyoruz. Bir danışmammız olsa

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ TEMEL BİR MESELE. ÖNCELİKLE SANAYİCİ VE ÜNİVERSİTE ARASINDA BİR BAĞ OLMASI GEREKİYOR.

ve bu danışman güncel sorunlarımızı, eksisi ve artısıyla takip edip bize rapor etse, biz de ona uygun çözüm üretsek gelişimimiz açısından çok faydalı olur. OSB’de, çorapçılar sanayi sitesi yöneticisi olarak bizi tanıyan yok. İletişim ve yönetimsel sorunu bir an evvel çözmemiz gerekiyor.

Yılmazlar GIDA Aydın YILMAZ-TÜRK: OSB’nin, başkan ve yönetimleri tamtacak, tanıştıracak çalışmaları olsun istiyoruz. Birbirimizi tanır ve iyi iletişim kurabilirsek sorunlarımızı daha kolay çözebiliriz.

ÖZEREN: Ben bir toplantıda şöyle bir öneride bulundum; IOSB yönetiminin yerinde olsam; bir takvim sürecinde kooperatiflerimize zaman ayırarak, onların yönetimleriyle birlikte bir kooperatif arşivi oluştururum. Onlarla toplantı yaparak sorunlarını ve düşüncelerini dinlerim.

Çünkü geniş katılımlı toplantılardan sonuç alınamıyor. Toplantılarda konuşulanlar orada kalıyor.

■ İOSB, hem sanayicinin bilgi sahibi olması hem de gelişebilmesi için birçok eğitim düzenledi ve düzenlemeye de devam ediyor. Eğitimlerimize bölgeden katılım sayısı ne yazık ki çok az. Mesela, başkanın dışında sizleri o eğitimlerde ve bilgilendirme toplantılarında hiç göremedik. Siz neden katılmıyorsunuz?

Akbilya adına Beyhan AKKO-YUN: Bu da bizim eksikliğimiz. Peki, şöyle bir öneri sunmak istiyorum; bu toplantılar merkezlerde değil de yerellerde yapılsa olmaz mı? Yani hizmet binanız yerine kooperatiflerin kendi yönetim binalarında bu toplantılar yapılamaz mı? Öyle bir şey mümkün olursa üyelerimize de duyururuz. Aynca toplantılar daha verimli ve sağlıklı olur.

HAKON Mühendislik adına Osman Nuri ÇALIK: Her şeyin başı kurumsallaşma. Fakat bunun bedeli var. İkitelli Organize Sanayi Bölgesindeki işletmelerin %90’ı, aile şirketi yapısmda ve çoğu da günü kurtarmak isteyen şirketler. Bugün kazanıp bugün yiyorlar. Uzun vadeli yatırım planları yok. Onlara kurumsallaşmak için danışman önerdiğiniz zaman maliyetini yüksek buluyorlar ve istemiyorlar.

ÖZEREN: Bu konuda kesinlikle müteşebbis heyetin dışında, kooperatif başkanlarından oluşan bir komisyon kurulmalıdır. En azından yılda birkaç defa toplantı yaparak sanayici dinlenmelidir. Sahada çalışanları ve üretim yapanları dinlersek, temel sorunları masaya yatırabilir ve çözüm yolları bulabiliriz. Müteşebbis heyet bunlara yetişemez. Benim fikrim; belirlenen sorunlara yönelik komisyonlar kurmak ve bu komisyonların birebir dinlediği sanayiciye ilişkin raporlar hazırlamak, raporlan ise ilgili birimlere ileterek çözüm önerileri geliştirmektir. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Kaynak: İkitelli OSB Haber Dergisi