Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,67 / Satış: 5,70
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,37

İkitelli OSB Başakşehir İçin Bir Marka

admin
admin
  • 10.12.2016
  • 675 kez okundu

kazımİstanbul’un yükselen değeri, yatırımcıların göz bebeği, yeni projelerin odak merkezi Başakşehir, her geçen gün ilgi odağı haline gelen bir ilçe. Nüfusu, eğitim düzeni ve ekonomik yapısı dikkate alındığında kamusal çalışmaların özenle yürütüleceği karma bir yapıya sahip. Kültür tesisleri, spor tesisleri, inanç merkezleri ile herkese rahat bir yaşam alanı sunan Başakşehir’i, göreve geldiği günden bugüne başta Kaymakamlık olmak üzere ilçenin genel dokusunda gözle görülebilir yenilikler getiren Başakşehir Kaymakamı Kazım TEKİN ile konuştuk.

Görevi boyunca Başakşehir’de neler değişti? Hızla büyüyen ve gelişen Başakşehir için hedefleri nelerdir? Yeni yatırım projelerinin merkezi olarak görülen Başakşehir’in sorunları nelerdir? Dezavantajlı mahalleler ve yaşayanları için neler yaptı ve yapmayı planlıyor? Başakşehir’e ilişkin merak edilen tüm soruları okuyucularımız adına Başak-şehir Kaymakamı Kazım TEKIN’e yönelttik.

■ Sizinle yaptığımız ilk röportajda Başakşehir için bazı hedefleriniz olduğunu ifade etmiştiniz. Görev sürecinizden bugüne kadar neler değişti? Öncelikle görev sürecinizi değerlendirir misiniz? Kazım TEKİN: Sadece Başakşehir’de değil Istanbul’da kaymakam ve mülki idare amiri olarak görev yapmanın hem avantajları hem de dezavantajları var. Taşrada hem maddi kaynaklar açısından hem de ele alacağınız konuların ölçekleri açısından bazı şeyleri yapamayabiliyorsunuz. Istanbul’da ve gelişen ülkemizde yönetim anlayışı trendine uygun olarak belediyelerimiz daha güçlü ve daha ön plana çıkmış durumdalar. Bende kişisel olarak birçok yerel hizmetin hatta hala bazı merkezi idarelerimize bağlı görev ve hizmetlerin, birimlerin de belediyelere aktarılması gerektiğini savunuyorum. Dolayısıyla bu da sizin ifade ettiğiniz anlamda yatırım, yenilik, değişim konularının birçoğunun yerel yönetimlerin sorumluluk alanında olduğunu gösterir. Tabi bizimde yapabileceğimiz şeyler var. Kaymakamı Ankara merkezli genel yönetimin Taşra’daki temsilcisi olarak düşünürsek, bizim alanımızın biraz daha eğitime, sağlığa daha çok da halk sağlığına yani sosyal hizmetlerde ve bize bağlı birimlerin sunduğu kamu hizmetlerinde kaliteyi arttırmaya yönelik olduğunu söyleye-biliriz. Genel olarak; devletin gerek yerel yönetimle gerekse yerel yönetim aracılığıyla sunduğu hizmetlerde aksa-yan bir şeyler varsa bir koordinatör ya da gözlemci olarak çözüm önerilerini merkeze aktarma yönünde çalışma programımızı oluşturuyoruz. Buna bağlı olarak bizim yapabileceğimiz işleri birkaç örnek vererek şekillendirmeye çalışayım. Toplum sağlığı merkezi aracıyla yürüttüğüınüz birkaç faaliyet var.

Devletın gerek yerel yönetimle gerekse yerel yönetım aracılığıyla sunduğu hızmetlerde aksayan bir şeyler varsa bir koordınatör ya da gözlemcı olarak çözüm önerılerını merkeze aktarma yönünde çalışma programımızı oluşturuyoruz. Başakşehir kaymakamı kazım tekin

 Aile hekimleri vasıtasıyla aklınıza gelen sağlık hizmetlerini düşünelim. O konuda biraz daha kaliteyi arttırmaya ve bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarımız var. Ayrıca kişilere daha iyi ve daha kolay ulaşmayı, devlet eliyle dokunmayı hızlandırmak istiyoruz. Yine toplum sağlığı sorumlu hekimliği ile yürüttüğümüz madde bağımlılığı çalışmalarımız var. Bu konuda bir birim oluşturduk. Özellikle madde bağımlısı gençlere ve risk altındaki çocuklara yönelik bir birim. Milli eğitim müdürlüğünün, müftülüğün hatta bize bağlı olmamakla birlikte hastanelerinde içinde olduğu emniyetten de görevli aldığımız bir birim oluşturduk ve bir proje yaptık. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma vakfımızın, bu konu için ayırdığı ve bir yıllık süre içerisinde harcanabilecek 150 bin TL’lik bir bütçesi var. Uyuşturucu kullanımı ilkokula kadar indi gibi ifadeler kullanılıyor. Öyle değil aslında. Bu cümleleri çok seçerek kullanmak lazım. Risk altında olan birkaç çocuk olabilir, liselerimizde de olabilir. Aslında lisede okulu terk etmiş kişilerde biraz daha sıkıntı var hatta bunların aile yapılarında da problem var. Biz bu aileleri de belirledik. Hemen hemen hepsi mali olarak zayıf ve sorunlu ailelerin çocukları.

■ Göçün etkisi var mı? TEKİN: Aslında çok fazla yeni göç yok ama tabi yine de etkilenilecek bir durum. Ben çok sayıda ev ziyaretleri yaptım. Sorunlu çocukların bazılarını biz hastaneye götürdük. Bir kısmının okul müdürleriyle toplantılar yaptık ve okul müdürlerinin doğrudan sahip çıkmalarını sağladık Müftülüğümüz ile görüşerek bazı mahallelerde gençlerimize yönelik bazı organizasyonlar yaptık ve birkaç mahallemizde kurs açtık. Bir imam arkadaşımız öncülük etti camimize 10 bilgisayar aldık. 20 gencimiz oradan yararlandı. Hatta bir cem evimize destek olduk. Orada da bir kurs açıldı. Hoşdere’de kurs açtık. Müzik aletleri aldık. Böyle bir kaç alandan ilerliyoruz. Başakşehir Belediyemize durumu ilettik. Belediyemizde bilgi evlerinin ve spor alanlarının sayısını arttırıyor. Ayrıca son bir ayda ilçemizdeki yerel spor kulüplerimizi ziyaret ettim. Şu anda bir karar aldık. Şunu söyledim; bugünden itibaren mahallelerden spor yapmak üzere kaç genç daha getirebiliyorsamz, hepsinin maliyetlerini biz karşılayacağız. Spor gençlerimizi madde bağımlılığmdan kurtarabilir düşüncesindeyim. Bunun yanında sigara ve nargile konusu var. İkisi de sinsi yayılan tehlike Özellikle nargile. O konuda denetimler ve cezalar arttı. Bazı işletmelere kısa süreli kapatma cezaları verdik. Sağlık kapsamında bu projelerimiz öne çıkıyor. Milli eğitim konusunda ise biz şunu ilke ediniyoruz. Bizim ilçemizde hangi öğrenim alanında olursa olsun hiç kimse benim ceketim, kabanım, ayakkabım yok ya da şu ihtiyacımı gideremiyorum diyemeyecek. Bu konuda okul müdürlerimizi de milli eğitim müdürlerimizi de yetkilendirdik. Okul müdürümüz ilçe milli eğitime gidiyor, ilçe milli eğitimde bize yazıyor. Şu şu okulda şu şu öğrencilerimizin ihtiyaçları var. Biz de bunları gideriyoruz. Bunun yanında mesela okul ismi vererek de söyleyebilirim. İbrahim Koçarslan Ortaokulu. Oradaki iki bayan beden eğitimi öğretmenimiz okul müdürümüzle birlikte atletizm takımı kurdular. Cirit atma var, gülle atma var, uzun mesafe, kısa mesafe koşu var. Okulda yetişen çocuklar Istanbul’da derece almaya başladılar. Bu projedeki sloganımız; “Çoculdarınıza sahip çıkmazsanız molotof atar. Sahip çıkarsanız gülle atar, cirit atar.” Yeri gelmişken bu projeyi geliştiren okul müdürümüz Reşat Bey ve öğretmen arkadaşlarımız Elif Hanım ve Pınar hanımı da takdirle anmak lazım Birçok okulda bu işe gönül vermiş arkadaşlarımız var ama yavaş yavaş hareketleniyor.

■ Zaman isteyen şeyler bunlar. TEKİN: Biraz mesafe alabildik. Sosyal dayanışma vakfı aracılığıyla yeni bir şeye daha geçen ay başlamış-tık. Tam neticelenmedi, arkadaşlarımız hala dolaşıyor.

Bizim ilçemizde hangi öğrenım alanında olursa olsun hiç kimse benim ceketim, kabanım, ayakkabım yok ya da şu ihtiyacımı gideremiyorum diyemeyecek.

 Malum kış geliyor. Kışın evinin şartlarıyla çok sıkıntıda kalacak bir vatandaşımız olmasın istiyoruz. Biz sosyal anlaşmalar ve vakıflar olarak burs veremiyoruz ama devlet her müracaat edene burs veriyor. Hakikaten çok iyi. Ayda 400 TL. Bu çok önemli bir fırsat. İster İstanbul’da ister başka bir yerde üniversite kazanan, ailesinin durumu iyi olmayan öğrencilerimiz bu fırsattan yararlana-biliyor. Faaliyetlerimiz daha çok sosyal alanda. Şehit ve gazi ailelerimize çok sahip çıkmaya başladık. Burada daire müdürlerimiz var. Tarım müdürü, milli eğitim müdürü, halk eğitim müdürü, okul müdürü, nüfus müdürü, tapu müdürü arkadaşlarımızı ayrı ayrı görevlendirdik. Her arkadaşımızın üç gazi ailesi, iki şehit ailesi olmak üzere beş kişilik bir listesi var. Her ilçe müdürü, diyelim ki milli eğitim müdürü bu beş aileyi bir hediye alarak düzenli olarak ziyaret edecek. Çocuklarının ya da kendilerinin bir sıkıntısı var mı, sağlık problemi var mı soracak. Aile ziyaretlerinden sonraki tespitlerini ise kaymakamlığa yazılı raporla bildirerek. Bu çalışmayı yaklaşık olarak bir yıldır uyguluyoruz.

■ Yani daha çözüm odaklı çalışmalar yapmaya gayret gösteriyorsunuz diyebiliriz. Biz sizinle ilk röportaj yaptığımızda dezavantajlı mahalleler üzerinde çok durmuştuk. Öğretmenlerimizin çocukları spora çekmeye çalıştığını, sizden beklentileri olduğu-nu ve karşıladığınızı ifade etmiştiniz. Hala dezavantajlı mahallelerdeki çocukları kazanmak için gayret gösteriyorsunuz. Artık süreci değerlendirme şansınız var. Bu mahallelerde değişim başladı mı? Olumlu sonuçlar alıyor musunuz? Planladığınız her şey sonuca ulaştı mı? TEKİN: Eksik kalan bir kısmı daha tamamlayıp ondan sonra geçmek istiyorum bu konuya. Dezavantajlı grubun, sosyal yardıma muhtaç ailelerin daha çok müracaat ettiği sosyal dayanışma vakfımız bodrum katındaydı.İnsanlar müracaat etmeye geldikle-rinde sıra beklerken oturacakları bir yer ya da çocuğuyla gelmişse bebeğini emzirecek bir bölüm yoktu. Yaşlı bir vatandaşımız gelgiğinde iki kat aşağıya inemiyordu. Bunu belediye başkanımızla görüştük Bizim istediğimiz şekilde düzenleme yapıldı. Artık insanların oturabileceği, otururken de çayını içebileceği hatta gerektiğinde bebeğinin altını değiştirebileceği, çocuğunu emzirebileceği, yaşlıların bekleyebileceği bir alan oluşturduk. Giriş katındaki mal müdürlüğünü aşağı kata indirdik. Buraya bir adli sicil bir de tüketici hakem heyeti için çok fazla müracaat oluyor. Müracaat eden insanlara bakıyorum koşturmak zorunda kalıyorlar. Vatandaş buraya geldiğinde her işleminin aynı yerde yapılmasını istiyor. Biz vatandaş geldiğinde oturabileceği, bekleyebileceği bir yeri girişte ayarladık. Matbu formlar koyduk, orda yazacak. Fotokopi çektirin gelin diyorsunuz. Çıkıyor dışarıda nerede bulacak. Bir engelli vatandaşımıza biz fotokopi makinesi aldık ve girişe koyduk. Fotokopi oradan çekiliyor. Yani bir insanın kamu kurumuna geldiğin-de işini kolaylaştıracak çok basit düzenlemeler yapıldı.

■ Hizmet alanlar genelde bu konudan çok muzdariptirler. Siz kaymakamlık olarak kısmi de olsa gidermiş görünüyorsunuz. TEKİN: Tam çözmedik ama mesafe aldık. Bir öncekinden iyiyiz. Bizden sonraki de bizden iyi olur umarım. Diğer konularda özellikle okulların bazı ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda yapılan her şey eğitimin kalitesine katkıdır. Bazı şeylerde devletin imkanları yetmeyebiliyor. Yani bunu anlamamız böyle kabul etmemiz lazım. Biz genel imkanlarla destek olabiliriz.

Hayalimdeki başakşehir emekliliğimde yerleş bir ilçe. Başakşehir, üç markayı bünyesin barındırıyor. ikitelli osb, medipol başakşehir cumhurbaşkanımızın buranın temellerını atmış birliği vasıtasıyla üç kişi çalıştırıyorsunuz. Bakıyorsunuz okul birkaç ay maaşını veremiyor veya okulun bazı basit ihtiyaçları karşılanamıyor. Her okulumuzda durum aynı değil. Bu okullarla 25 kooperatifimizi “kardeş okul kardeş kooperatif” yapalım dedik: Çok olumlu karşılandı ama üç kooperatifimiz destek oldu. Bu vesileyle başta Vural Bey olmak üzere, Keresteciler kooperatifimize bir de mutfakçılar kooperatifimize teşekkür etmek istiyorum.

■ Sayı neden bu kadar az? Gerekçe ne? TEKİN: Açıkçası biz şunu söyledik; okullarımıza beraber gidelim. Siz birebir görün. Zaten okulu görünce kendiniz bir adım atmak isteyeceksiniz. Ancak çok olumlu sonuca ulaşama-dik. Belki de ekonomik sıkıntıların biraz daha ön plana çıktığı bir dönemde çekimser kalmış olabilirler. Ya da kooperatif yöneticilerimiz ve başkanlarmıız kendileri bu işe gönül verdi ancak diğer üyelerimiz olumlu karşılamadı. Ben onu kooperatif yönetimi ile üyeleri arasındaki bir organizasyon eksikliğine bağlıyorum. Örneğin 200 üyeniz varsa her birinden 100’er TL isteseniz 20 bin TL eder. Bu da bir okulun bazı sorunlarını çözmeye yeter. Çok büyük rakamlar değil. Üç kooperatifimizin dışında mesafe alamadık. Tabi OSB yönetiminin de bir katkısı bir organizasyonu olabilirdi. Orada da şanssız bir döneme rastladık. Bir müfettiş denetimi gündeme geldi devamında ise yönetim değişikliği oldu. Yeni yönetim kurulu başkan vekili ve koordinatör arkadaşımızla görüştüğümüzde konuya karşı çok istekli oldular. En kısa zamanda beni ziyaret ederek projeyi canlandırmak istediklerini söylediler. Şu anda haber bekliyoruz. O konuda iyimserim. İlk başladığımızda istediğimiz performansı bulamamış olsak bile şimdi tekrar ümitlendim. Zannediyorum yeni başkan vekili Şaban Gülbahar ve diğer arkadaşlar o desteği sağlayacaklar. Nihayetinde eğitim çok önemli ve

ECEĞİM DE VE SAYIN OLMASI.

■ Genel imkönlar başlığını açabilir misiniz? Siz genel potansiyeli nasıl kullanıyorsunuz? TEKİN: Aslında güç olarak devletin gücü yeter ama bu kadar diyebilirim. Birincisi belediyenin imkanlarma kalıyor. Sağ olsunlar ilettiğimiz hiçbir konu özellikle de okullar ve eğitimle ilgili konular geri çevrilmiyor. Mesela yazın okullar kapanınca yeni eğitim öğretim yılına hazırlık amacıyla fiziki koşulları sağlıklı olmayan okullarımıza bakım onarım gerekiyor. İşte biz o ödeneği temin edemeyebiliyoruz. Bazı ihtiyaçlarmıızı belediyemizden karşılıyoruz. Bunun yanında 2017 yılı için programa alınan, üç okulumuzun yıkılıp yeniden yapılmasına ilişkin çalışmamız var. Hacı Osman Gül, İbrahim Koçarslan ve Tepe okullarımız yıkılacak. Çok kısa sürede yenisi yapılacak. Onlar da fiziki şartlar olarak çok iyi binalara kavuşacak. Organize Sanayi Bölgesini biraz işin içine katabilir miyiz diye düşünmüştüm. Mali durumu iyi olan kooperatiflerimizin eğitim için katkısı olsun istedim ve bu amaçla 38 kooperatifin neredeyse 28’ini ziyarete gittim.

■ Bunun için bir kampanya da başlatmıştınız. TEKİN: Evet. Kardeş kooperatif projesi. Bunu ziyaret ettiğim herkese anlattım çok iyi baktılar. İlk olarak Bağcılar Güngören Sanayi Sitesi Başkanı Vural KOÇ’U ziyaret ettim. O zamanlar OSB’de Müteşebbis Heyet Üyesiydi. Sağolsun o da çok pozitif yaklaştı hatta ilk uygulamayı biz yapalım dedi. Orada şunu söylemiştim; okullarımızda temizlik veya başka konularda okul aile birliğinin imkanlarının yetmediği durumlar var. Bu okullarımıza destek olalım ve sorunlarını çözelim. Mesela; okul aile çocuklarımız, bizim geleceğimiz. Biz sahip çıkacağız.

■ Eğitim ve çocuklarımız denince hepimizin aklına bu yaz geçirdiğimiz o kötü süreç geliyor. Sizin bu süreci çok yakından deneyimlediğinizi de biliyorum. 15 Temmuz gecesinde neler yaşadığınızı anlatımlarınızdan dinledik. Türkiye kötü bir gün yaşadı ve o gün anladık ki biz gerçekten çok iyi bireyler yetiştirmeliyiz. Bir daha bu kötü günleri yaşamamak için kurumlara, bireylere, vatandaşa, yöneticilere düşen görevler neler olmalıdır? Bundan sonrası için içimizdeki kötü niyetli insanları nasıl saf dışı bırakacağız? Kimin ne niyette olduğuna nasıl karar vereceğiz? Nitelikli insanları nasıl yetiştireceğiz ve onları o makamlara nasıl getireceğiz ? TEKİN: Tabi 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz için birkaç cümle söyleyerek bu konuda yorum yapmak istiyorum. 16 Temmuz sabahı ben oğlumu eğitim için yurt dışına gönderecektim ben de bir aylık bir program için Japonya’ya gidecektim. O gece için özellikle başta emniyet müdürümüze ve bütün teşkilatımıza, belediye başkanımıza ama en başında da Türk halkına çok teşekkür etmek gerekir. Burada olağanüstü bir çaba sarf edildi. Halkımızın siyasi düşüncesi, görüşü, inanışı ne olursa olsun herkes bir şeylerin yanlış olduğunu ve bunun durdurulması gerektiğine inanarak sokağa çıktı. Cumhurbaşkanımızm çağırması da bunu destekledi ve Çanakkale ruhuyla bir şeyler yapıldı. İlçemizdeki mücadelemizde bir albayımızı ve bir polis memurumuzu şehit verdik. 4 polis memurumuzda yaralandı. O gün 22.30’dan itibaren emniyet müdürlüğündeydik. Tabi emniyet müdürümüz ve belediye başkanımız da geldi. Artık kendiliğinden oluşan bir kriz merkezi gibi hareket ettik. Aslında basına yan-sımayan bir konu ama Küçükçekmece başsavcımızın Küçükçekmece Adliyesine ulaştırılmasını ve takibini biz yürüttük. Bazı yolların ulaşıma kapalı olması nedeniyle Çağlayan Adliyesine gidemeyen İstanbul Başsavcı Vekillerimizi buraya davet ettik ve çalışmalarını İlçe Emniyet Müdürlüğümüzde yürütmelerini sağladık. Yazışma ve diğer konuları ise bizim personelimiz buradan koordine ettiler. Bir önceki Türksat Genel Müdürü de buradaydı. Sayın Başbakanımız ile o gece görüştü ve Türksat’a yapılan saldırılardan sonra teknik müdahaleleri aktardı. Halkımızın o geceki organizasyonu ve darbeye karşı yürüttüğü mücadele her türlü takdirin üzerindeydi. Bu olay bize birçok açıdan bir dersti ya da uyarıydı demeyeyim ama tecrübe oldu diyebilirim. Devletimizi yönetenler mutlaka bunları değerlen-diriyor, değerlendirecektir. Bundan sonra kimseye ayrım yapmadan bayrağımızın, ülkemizin, devletimizin, milletimizin tekliği konusunda çalışılmalı ve bu bilince sahip olan personelle hareket edilmeli diye düşünüyorum.

■ İkitelli Organize Sanayi Bölgesinin Başakşehir’in sınırları içinde yer alması Başakşehir için bir avantaj mıdır? Dezavantaj yaratacak hususlar var mıdır? Organize sanayi bölgesinden nasıl istifade edilmelidir? Ortak çalışmalar neler olmalıdır? TEKİN: Organize sanayi bölgesinin burada olmasının hem avantajları hem de dezavantajlan var. Ama bundan önce şu konuda kafa yormak gerekir. Burada Başakşehir’den önce organize sanayi bölgesi vardı. Başak-şehir ilçe olduktan sonra kamu kurumlarının dağmık olması, Başakşehir’in mahalleleri arasındaki ulaşımın bu otoyol üzerinden sağlanması ve belli bir ilçe merkezinin oluşamamış olmasının bazı dezavantajlan var. Başakşehir ilçesi ile İkitelli Organize Sanayi Bölgesi arasmda organik bir bağ oluşmamış. Organize sanayi bölgesini Başakşehir’de bir organize sanayi bölgesi değil de daha bağımsız bir organize sanayi bölgesi olarak algılıyorum. İkitelli organize sanayi bölgesi klasik bir organize sanayi bölgesi değil. 38 farklı sanayi sitesinin olduğu bir alan. Biraz da kopukluk oradan kaynaklı. Kooperatif mantığıyla organize sanayi bölgesi olmasından kaynaklı diyorsunuz.

TEKİN: Ondan kaynaklı. Organize sanayi bölgesi ile Başak-şehir’in bütünleşmesini değerlendirmeden önce organize sanayi bölgesinin 38 kooperatifi ile bütünleşip bütünleşmediğini çözebilmek lazım. O da ayrı bir değerlendirme konusu onu ben bilmiyorum. Dezavantajı dediğimizde ulaşım konusu

ortaya çıkıyor. O da bizim şehirciliği çok iyi uygulamamamızdan kaynaklanıyor. Bu dezavantaj Başakşehir’i etkilediği kadar organize sanayi bölgesindeki iş adamlarını, esnafı ve çalışanları da etkiliyor. nin var olduğu biline biline şehirleşme eksik başladıysa burada bir problem var diyebilir miyiz? TEKİN: Hepsi olabilirdi. OSB bu şekilde büyürken kendisi bazı şeylerin farkına vararak, belirli konuları dışarı çıkarabilir ve burayı bir ticaret merkezine dönüştürebilirdi. Tek boyutlu bir konu değil. Mesela orada İSDÖK var. Şöyle baktığımızda şehir içinde kalmış, havayı kirleten tesisler var. Onları dinlediğinizde onlarda ben buradaydım şehir yoktu diyor. Ama şu anda da insanlar yaşıyor. Üretim yapan insanlarla konuştuğunuzda eğer bize şehir dışında organize sanayi bölgesi ya da çalışma alanı gösterilirse iddia ediyoruz beş yıl içerisinde çalışan sayımızı ve ödediğimiz vergiyi on katına çıkarırız diyorlar. O halde biz de organizasyonu yapabilmeliyiz.

■ Organizasyonu yapabilmeliyiz dediğiniz için hemen şunu sormak istiyorum. Bölgedeki herkes genelde bürokrasinden şikayet ediyor. Nereye gidersek gidelim, hangi kurumla görüşürsek görüşelim, sanayici açısından da üretici açısından da kamuyla bağlantısı olduğunu düşündüğümüz tüm kurumların bürokrasi sıkıntısı var.

TEKİN: Türkiye’de bürokrasi, bürokratik hatalar konusuna çok katılmıyorum. Artık çok kolaycılık gibi diyor. Ama İstanbul’un çevre düzeni planına göre İstanbul il sınırları içerisinde organize sanayi bölgesi kuramazsınız. Şurada şu olacak, burada bu olacak. Bunu değiştiremezsiniz. Bunu bir bakanlığa gidip sorduğunuzda o da hayır burada yapamazsın dediğinde bu bir bürokratik engel oluyor İkinci konu, bazı konular belli kurallara bağlanmıştır. Siz çok daha pratik ilerlemesini isteyebilirsiniz ama olmuyor. O da bürokratik engel. Sıkıntı şu; bürokraside çark biraz yavaş gidiyor. Devlet müessesesinin dışına çıkıp bakalım. İstanbul’da özellikle özel sektörle veya meslek kuruluşlarıyla zaman zaman görüşmelerim oluyor. Mesela bazı meslek odalarında iş yapmaya başlayın göreceksiniz ki çok bir fark yok. OSB yönetimlerine gidin, çok bir fark yok. Bunu aşan özel sektördeki firmalar, devlet kurumları var. Sorun sadece devletin bürokratik yapısı değil. Sorun beyinlerimizdeki bürokrasi.

■ Zihinlerdeki bürokrasi.

TEKİN: Önce beyinlerimizdeki bürokrasiyi aşmalıyız. Mesela bir özel sektör firmasından hizmet almak isteyince ya da ürünlerini kullanmak isteyince her şey çok kolay ve hızlı ilerliyor. Bir de iptal ettirmeye çalışın bakalım ne oluyor? Elinizdeki telefon aboneliğini iptal ettirmeye çalışın. Bürokrasiden daha öte bir basamak, çift bürokrasi ile karşılaşıyorsunuz. Ben Ingiltere’den örnek vereceğim. İki yıl Ingiltere’de yaşadım. Bir yıl 1990’da, bir yıl 2000’de. 2000 yılmm Aralık ayının sonunda eşimi, çocuklarımı Türkiye’ye gönderdim. Ben de bir hafta yurtta kaldım. Diğer işlemleri yapacağım. Evin telefonunu kestireceğim. Arıyorsunuz. Hatta ben mail gönderdim ve aynı gün birkaç saat sonra cevap geldi. Sayın Tekin, şu adreste bulunan şu numaralı telefonunuzun kapatılmasını istemektesiniz. Mailiniz bizim departmana yanlış geldi, biz ilgili yere gönderdik, sizi en kısa zamanda arayacaklar. İki saat sonra mail geldi. Ondan bir iki saat sonra cep telefonundan aradılar. Sayın Tekin, Cuma günü telefonunuzu kapatmamızı istemişsiniz hangi saatte kapa-talim? 17’de kapatın dedim. Peki, son faturanızı hangi adrese gönderelim? Oradan taşındığınızı belirtmişsiniz. Aynı adrese gönderin dedim ve bitti. Cuma günü 17’de telefonum kapandı. Faturam geldi. Ben Türkiye’de dahil her zaman küsuratları yukarı tamamlayarak öderim. Faturam Türk Lirası değeriyle yaklaşık 19 lira 40 kuruştu. Bir gün sonra aradılar Sayın Tekin, 60 kuruş fazla ödemeniz var. Banka hesap numaranızı verirseniz oraya gönderilecek. Gerek yok ben bilerek yaptım diyorum kabul etmiyorlar. He-sap numaramı kapatmıştım arkadaşımın hesap numarasını verdim. Fazla ödediğim 60 kuruş hesaba yatırıldı. Bizim şuna karar vermemiz lazım biz aynı tavrı ülkemizde de uygulayacak mıyız?

■ İyi niyet göstergemiz var mı? TEKİN: Evet ama suiistimal edenin de bedelini fazlasıyla ödemesi lazım. OSB’nin burada olmasının bazı dezavantajları ve avantajları dediniz. İlave etmek istediğim şeyler var. İki dezavantaj söyledim ama avantajları da var. Birincisi OSB’nin kendi bünye-sinde açtığı Özel İkitelli OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi buraya çok büyük katkı sağlıyor. Diğer konularda ise; mesela ülkemiz Suriye’deki olaylar nedeni ile çok göç aldı. Başakşehir’de yaşayıp da Emniyet Müdürlüğümüz tarafından kayıt altına alınan Suriyeli sayısı 26 bini biraz geçti. Onlardan çok büyük toplumsal problem yaşamıyoruz. Yaşamamamızın en önemli nedeni de, bunların OSB’de kısmen de olsa istihdam ediliyor olmasıdır. Biliyorsunuz gelenler emniyete kaydolduktan sonra biz geçici kimlik kartları veriyoruz. O bir vatandaşlık belgesi değil. Onu gösterdiğinde; evet ben Suriyeliyim, şu nedenle pasaportsuz ülkenize girdim ve şu adreste kalıyorum demektir. Bizim o insanları kayda aldığımızı gösterir. İşyeri sahipleri de bu belge ile çalışma bakanlığına müracaat ettiklerinde çalışma izni alıyorlar. Bu kişilere istihdam yaratılıyor ve toplumsal problem önleniyor. OSB’nin bu imkanıyla bize katkısı olduğunu söyleyebilirim.

Başakşehir beş yıl sonra çok daha kıymetli bir noktaya gelecek. 2023’de başakşehir tamamen değışecek. 2023 bizim içın çok önemli.

■ Suriyeli yurttaşların suiistimali konusunda çok büyük sıkıntılar var. Organize Sanayi Bölgesinde izinsiz çalıştırılması, kaçak çalıştırılması, haklarının verilmemesi gibi gündem başlıkları oluştu. Bununla ilgili sıkıntılar devam ediyor mu hala ? TEKİN: Her gün daha iyiye gidiyor. O da toplumsal bir olay olarak OSB’nin buraya olumlu bir yansıması. OSB yönetiminin, kooperatiflerin, ilçenin sosyal hayatına, ticari hayatına, eğitime hatta sağlığa çok olumlu kat-kıları var. Bunu da göz ardı edemeyiz. Herhangi bir kamu kurumu, OSB’deki bir kooperatife veya yönetime bir konu ilettiğinde hepsiyle çok yakından ilgileniliyor ve destek olunuyor. Bunun yanı sıra İkitelli OSB bir marka. Yani hiçbir şey yapılmasa bile o markanın burada olması Başakşehir için çok, büyük bir artı değer.

■ Başa dönecek olursak; sosyal yaşam, ekonomik koşullar, eğitim düzeyi ve birçok hususu göz önünde bulundurduğumuzda Başakşehir gerçekten çok farklı ve şehirleşmesi devam eden bir ilçe. Burayla ilgili hayaller çok yüksek. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm yöneticilerin ilçeye ilişkin özel projeleri var. Tüm gelişmeleri, yeni yatırımları ve büyümeyi değerlendirerek baktığımızda Başakşehir için gelecekte ön gördüğünüz sorunlar var mı? Bunların engellenmesi ve önlenmesi için neler yapmayı planlıyorsunuz? Siz nasıl bir Başakşehir hayal ediyorsunuz? TEKİN: Hayalimdeki Başakşehir emekliliğimde yerleşeceğim bir ilçe. Başakşehir, üç markayı bünyesinde barındırıyor. İkitelli OSB, Medipol Başakşehir ve Sayın Cumhurbaşkanımızın buranın temellerini atmış olması. Saydığım bu unsurlar Başakşehir’in marka olmasındaki üç önemli konu. Tabi, TOKİ (Toplu Konut idaresi), EMLAK KONUT A.Ş. ve KİPTAŞ’ın da ilçe için çok önemli projeleri bulunuyor. Onları da anmak lazım. Başakşehir belediyesinin konuya çok bütüncül yaklaşımı ve yeşil alana, parklara önem veren kentsel dönüşüm projeleri var. Özellikle Güvercintepe ve Şahintepe mahallelerindeki çalışmaları söyleyebiliriz. Yine Olimpiyat Stadının etrafında Gençlik ve Spor Bakanlığımızla mutabakat sonucunda çok yakında başlayacak bazı spor amaçlı düzenlemeler var. Fatih Terim Stadının ilerisinde yine sadece sportif alanlara ve yeşil alana yönelik projeler var. Kayaşehir bölgesindeki botanik parkı da düşünürseniz hakikaten çok takdir edilecek gelişmeler olacaktır. Bu çalışmalar planlandığı şekliyle devam ediyor. Başak-şehir ve Bahçeşehir’i birbirine bağlayan kuzey otoyolu konusunda biraz gecikme var. O konunun da ben çok kısa zamanda çözüleceğini düşünüyorum. Üçüncü Havaalanı tamamlandığında Havaalanını şehir merkezine bağlayan ana-yol da Başakşehir’den geçecek. Yaklaşık 100 bin kişinin orada çalıştığını ve orayla bağlantılı olduğunu düşünürseniz çalışanların ikamet olarak seçeceği yer yine Başakşehir olacaktır. 2019’a kadar Başakşehir’ e yeni metro hattı geliyor. Bizim son metro hattı Kayaşehir’e kadar uzanacak. Kirazlıdan Bakırköy sahiline kadar uzanan yeni metro hattı için çalışmalar devam ediyor. Marmaray’a çok kısa sürede ulaşacaksınız. Mecidiyeköy Mahmutbey Metrosu, Bahçeşehir üzerinden Esenyurt’a geçecek. Sefaköy Kayaşehir Havaray hattı başlayacak projeler içinde. Bunlar ulaşım sorununu tamamen çözecek. Ben bu süreçte İkitelli Organize Sanayi Bölgesinin de daha çok ticaret merkezi olmaya yönelik bir değişim ve gelişim yaşayacağım, havaalanına en yakın önemli lokasyonlardan biri olacağmı düşünüyorum. Basın ekspres yolunda niye bu kadar iş merkezi ve bu kadar otel açıldı? Son beş yıla bakarsanız 10’a yakın 5 yıldızlı otel açıldı. Oradan çıkıp havaalanına en kolay ulaşabileceğiniz semt burası: Başakşehir. Herkes onu hesaplayarak planlama yapıyor. Dolayısıyla Kayaşehirin beş yıl sonrasını düşünürseniz, şehir merkezinin en kolay ulaşımı Kayaşehirden sağlanabilecek. Bahçeşehir’in kuzey kısmı zaten çok yakın. Bir de karayoluyla birleştiğini düşünürseniz; havaalanına, boğaza ya da sahile ulaşımı metro ile yapacağınız’ göz önünde bulundurursak altyapı olarak en düzenli kentsel dönüşümü Başakşehir’in tamamlayacağını söyleyebiliriz. Başakşehir beş yıl sonra çok daha kıymetli bir noktaya gelecek. 2023’de Başakşehir tamamen değişecek. 2023 bizim için çok önemli.  Üçüncü havaalanı tamamlandığında havaalanını şehır merkezıne bağlayan anayol da başakşehir’den geçecek. yaklaşık 100 bin kışının orada çalıştığını ve orayla bağlantılı olduğunu düşünürseniz, çalışanların ıkamet olarak seçeceği yer yıne başakşehir olacaktır.

■ Büyüyerek şehirleşmenin yaşayanlar açısından problem yaratacağını düşünüyor musunuz? TEKİN: Sosyal alanlar, sportif alanlar, ulaştırma altyapısını tamamladığınızda dezavantajları minimize edebiliriz. Ama biraz daha kalabalık ve hareketli bir şehir olacak. Bunu dezavantaj olarak görebiliriz.

■ Biliyorsunuz İstanbul’un son haline üst yöneticilerimiz-de çok kızmaya başladı. Dikey yapılanmadan vazgeçilmesi gerektiği noktasında açıklamalar yapıyorlar. İstanbul’un genel çehresinden farklı bir Başakşehir görebilir miyiz? Ne dersiniz? TEKİN: Başakşehir’de konseptin değişiyor olduğuna dair TOKİ (Toplu Konut İdaresi) ve EMLAK KONUT A.Ş. çok olumlu çalışmalar yürütüyor. Daha yatay yapılaşma ve daha yeşil bir alan hedefleniyor. Uygulamalarını da yavaş yavaş görüyoruz. Bu konuda çok iyimserim. Sizin kaygınız hepimizin ortak kaygısı. Belediye başkanımızla konuya ilişkin görüştüğümde yeşil alan vurgusu yapıyor. Bu hoşuma gidiyor. Ben de baktığımda mimari olarak güzel yapılar görmek istiyorum. Çok yüksek yapılar olmasın istiyorum.

■ Gelecek nesiller için de güzel şeyler bırakmak lazım. TEKİN: Kesinlikle. Çok teşekkür ederiz.

Kaynak: İkitelli OSB Haber Dergisi