Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,91 / Satış: 5,93
€ EURO → Alış: 6,51 / Satış: 6,54

İkitellinin En Büyük Özelliği Sanayide istediğiniz Her Şeyi Bulabiliyorsunuz

admin
admin
  • 28.04.2017
  • 1.424 kez okundu

İkitelli Organize Sanayi Bölgesinin en önemli özelliği farklı alanlarda üretim yapan ve hizmet sunan firmaların bir arada bulunmasıdır. Sayısal verilere bakıldığında Türkiye’nin en büyük OSB’si olarak ifade ettiğimiz İkitelli OSB’deki firmalardan okuyucularımıza bilgi aktarmayı önemsiyoruz. Gerek bölgede hangi firmaların faaliyette olduğunu göstermek gerekse bölge içi iletişimi kuvvetlendirmek amacıyla izlediğimiz bu yolda Şener Otomotivi de sizlere tanıtmak istedik.

■ Öncelikle sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz? Aykut ŞENER: Şener Otomotiv 1983 yılında otomotiv sanayiine hizmet etmek amacıyla Balat sahilinde kuruldu. 1989 senesinde Rami Topçular’a taşındı. Daha sonra 2006 senesinde şu an bulunduğumuz yerdeyiz. İlk taşındığımızda 4 blok vardı yaklaşık olarak 2 bin metrekare bir alan üzerinde faaliyet gösteriyorduk. Şu anda 7 blokta 3200 metrekare üzerine kuruluyuz. Yaklaşık 100-110 kişi arasında değişen ekibimiz var. Otomotiv ana sanayine çalışıyoruz. Müşterilerimiz MERCEDES BENZ-TR, OTOKAR, ISUZU, TEMSA, PUTZMEISTER, ELİMSAN, ROSLER-KROMAŞ. 111 Ne kadar süredir bu firmalarla çalış-maktasınız? ŞENER: Son 5 senedir çeşitliliğimiz arttı. 1985 yılından beri Otokar ile çalışıyoruz. Son 5 senede Mercedes Benz-TR, Isuzu, Temsa, Putzmeister katıldı. Bunların dışındakiler anlaşılmış firmalar değil. 2011 senesinden sonra bütün ana sanayiye hizmet vermeye başladık.

■ Otomotiv sektörüne babadan oğula geçen bir gelenekle mi girdiniz? ŞENER: Ben ikinci nesilim. 1983 yılında babam burayı kuruyor. Aslında ilk başta kaynak, torna işi gibi başlıyor ama daha sonra Otokar ile beraber otomotive yöneliyor. Otomotiv tarafında küçük araçlardan ziyade daha çok servis minibüsleri, halk otobüsleri bulunuyor.

■ Otomotiv sektörü çok geniş bir alan. Siz bu sektörün içerisinde daha çok hangi alanda faaliyet gösteriyorsunuz? Sadece yedek parça, talaşlı imalat mı? ŞENER: Unvanımız yedek parça olmasına rağmen biz direkt ürün yapıyoruz. Yani orijinal yedek parça. Piyasaya verilen bir şey değil. Ana sanayinin resimlerine göre üretim yapıyoruz. Şase, aksam grubu dediğimiz aracın daha çok motor bağlantı grupları kısmını üretiyoruz. Fakat müşterimiz neyi isterse onu da üretebiliyoruz. Bu aracın dış aksanları da olabiliyor. Talebe göre karşılık veriyoruz.

Büyük çaplı olarak savunma sanayisine işler yapıyor musunuz ? ŞENER: Savunma sanayinde firmalara talaş imalat parçaları yapıyoruz. Onlara mühendislik hizmeti veriyoruz. Müşteri bize geldiğinde malzeme seçiminden ısı işlem kaplamalarına kadar her konuda yönlendirme yapabiliyoruz. Bir ürünle alakalı fizibilite çalışması yapmak istediklerinde mühendislerle beraber çalışıp analiz yaparak imalat sürecini gerçekleştiriyoruz. Onların çizdiği dataya göre aksaklıkları giderip daha sonra yeni resmin yayınlanmasmda yardımcı oluyoruz.

■ İkitelli’yi tercih sebepleriniz nelerdir? Buradaki konumunuzdan memnun musunuz? Sorunlarınız var mı? ŞENER: Bizim Adapazarı’nda da küçük bir fabrikamız var. Orada daha çok

1983 YILINDA BABAM BURAYI KURUYOR. ASLINDA İLK BAŞTA KAYNAK, TORNA İŞİ GİBİ BAŞLIYOR AMA DAHA SONRA OTOKAR İLE BERABER OTOMOTİVE YÖNELIYOR. OTOMOTIV TARAFINDA KÜÇÜK ARAÇLARDAN ZIYADE DAHA ÇOK SERVIS MINIBÜSLERI, HALK OTOBÜSLERI BULUNUYOR.

oturmuş işlerimizi yönlendiriyoruz. Orası bizim acil durumlardaki hatlara müdahale amacıyla açılmıştı ama şu an üretim de yapıyor. Üretimin %90’nı buradadır. Orası acil durumlarda müdahale için yapılmış bir yer. Ama orayı da büyüttük. Çalışan sayısı ilk başta 3-4 kişiyken şu an 13-14 kişi oldu. Burada toplamda 95 kişi civarındayız. Sürekli eleman giriş çıkışları olduğu için şu an en büyük sıkıntı personel sıkıntısıdır. Türkiye’de bürokrasi bazen zorlayıcı olabiliyor. Kimin yetki alanında olduğumuzla ilgili karışıklıklar yaşayabiliyoruz. Buraya gelmemizdeki asıl amaç büyümekti. Buranın en büyük özelliği sanayide istediğiniz her şeyi bulabiliyorsunuz. Çerkezköy’e giden birçok firma var. Bizde gitmek istiyoruz ama gidemiyoruz. Biz çok dinamik çalışıyoruz. Müşteri sabah siparişi verir akşama ister. Malzemeyi tedarik etmeniz lazım, peşinden kaplama, boya ve ısı işlemleri var. Bunu uzak bir yerde yapamazsınız.

■ Şener Otomotiv olarak yatırım planlarınız ve Ar-Ge, İnovasyon çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? ŞENER: Şu an 3200 metrekare kapalı alammız var ama 2 sene içinde daha büyük bir yere geçmeyi planlıyoruz. Bununla ilgili yaklaşık bir senedir çalışma yapıyoruz. ■ Bulduğunuz bir bölge var mı?

ŞENER: Hadimköy civarına çok baktık ama oradaki arsa fiyatları çok yüksek ve teşvik yok. Bu yüzden zorlamyoruz. Ama dediğim gibi sanayiden de uzaklaşamayız. Biz Anadolu’ya gidemiyoruz. Bir ana sanayi; adetlerini belirler, Türkiye’nin her yerinden ürün getirebilecek zamanı vardır. Ama müşteri zaman vermediğinde ona göre üretim yapıp sevk etmek zorundasmız. Müşteri her zaman haklıdır. Bizim en çok övündüğümüz şey, hızlı ve dinamik ürün vermemizdir. Bir firmanın 1 ayda çıkaramadığı ürünü biz 12 günde çok rahatlıkla verebiliriz. Çalıştığımız firmalar ürünlerini zamanında, hızlı ve kaliteli isterler. Bununla ilgili birçok belgemiz var. Ar-Ge çalışmasıyla alakalı mühendislik hizmeti veririz ama bu firmanın mühendisleriyle olacak bir hizmet olabilir. Engelli yurttaşlarımız-la ilgili kendi ürünümüz var. Bir yasa çıkmıştı ama ertelendi. Halk otobüsleri, servisler, minibüsler için engelli asansörü adında proje yaptık. Genelde piyasada yer alan kaset tipi dedikleri çok ağır ve pahalı ürünlerin karşısına biz 120 kilo civarında ve uygun fiyatla bir ürün çıkardık. TÜBITAK’ DAN destek aldık onaylandı. Birincisi geçti, ikincisi de onaylandı ama ülkemizin yaşadığı son olaylar nedeniyle ödeme gelmedi. Ar-Ge ile ilgili ileri dönemlerde yapmak istedikleriniz var. Yavaş yavaş şekilleniyor ancak taşınma işlemiyle beraber gün yüzüne çıkacaktır.

■ Ürünlerinizi geliştirme aşamasın-da bünyenizdeki Ar-Ge bölümünden mi yardım alıyorsunuz? ŞENER: Bizim Ar-Ge bölümümüz daha çok çalıştığımız firmaların Ar-Ge bölümleriyle çalışıyor. Sürekli onlarla muhataplar. Onlar seri üretim yapmaz. Bir iki tane yaparlar ve seri üretim halindeki tüm aksakliklan giderirler. Seri üretim aşamasında işi biz alırsak daha sonra seri imalata devrederler. Yaklaşık 8 kişilik Ar-Ge ekibimiz var.

■ Firmanızın ihracat-ithalat rakamları hakkında neler söylersiniz? Rekabet koşulları göz önüne alındığında dış ticarette zorlandığınız hususlar var mı? ŞENER: Bizim ihracatımız yok. Ana sanayi üzerine ihracat yapıyoruz.

BU ÜLKEYE KAYNAKÇI DA, BOYACI DA, PARKECİ DE LAZIM. HERKES MÜHENDİS OLMAK YA DA 4 YILLIK ÜNİVERSİTE OKUMAK İSTİYOR. EN BÜYÜK SIKINTIMIZ ELEMAN SIKINTISI.

Mesela biz Mercedes’e satıyoruz, Mercedes de başka bir yere satıyor. İthalatı yok sayılır. Hammadde alıyoruz ama aracı kurumlardan aldığımız için bir şey ithal etmiyoruz. Sac ve demir aksanlarımızı yan sanayiden tedarik ediyoruz. Direkt ithalat ya da ihracat yapmıyoruz.

■ Türkiye’nin 2023 hedeflerinde yerli otomotiv üretme planı var. Siz bu çalışmaların içerisinde yer alıyor musunuz? ŞENER: Bizim ürünlerimiz şu anda yerli üretimler. Bu kolay bir iş değil. Bununla ilgili hem devletin hem TÜBITAK’m çalışması var. Önemli kısım motor. O olduktan sonra aracın hepsi Türkiye’de yapılıyor. Türkiye sacın bir kısmını ithal ediyor. Sac üretim tesisinin yapılması lazım ki sac ithal etmeyelim. Sacların hepsi yurtdışından kullanılıyor. Bazı kaliteli sacları bile artık Türkiye’de bulamıyorsunuz. Çünkü kapasite yetmiyor. Bence en büyük üretim hedeflerinden biri sac olmalıdır. Aracın bağlantı elemanları v.s. düşünürsek nereden baksanız her şey sac parçasından oluşuyor. Sacla ilgili tesisin kurulması lazım.

■ Firmaları ve kurumları ayakta tutan bazı değerler vardır. Kalite politikası, çevre politikası, iş sağlığı ve güvenliği gibi. Bu konuda sizin çalışmalarınız var mı? ŞENER: Biz 2011 yılında kalite tarafına çok ağırlık verdik. Bundan önce ISO 9001 vardı. Onu gerçek anlamda uyguluyorduk. Birçok firma tabela olarak alıp asıyor. Biz öyle değildik ama bu herkese verildiği için ISO 9001 var demek hiç-bir şey ifade etmemeye başladı. Ana sanayi artık otomotivle ilgili olan TS 16949 kalite belgesini istiyor. Bu belgeye sahip olan çok firmada yok. En son Türkiye’de 200 civanndaydı. 2012 yılının başında Mercedes ile çalışmaya başlayınca onlarda zaten bu belgeyi istiyorlar ve onların 2 yıllık denetim süreci var. Sadece bu belge yeterli gelmiyor. 2 sene süren denetim süreciyle birlikte çalışmaya da

BIZDE KALİTE BÜYÜK ÖNEM TAŞIR. UCUZ OLSUN DIYE KALİTEDEN ÖDÜN VERMİYORUZ. FIRMALAR İSTESE DE ISTEMESE DE KALİTE STANDARTLARIMIZ BELIRLENMIŞTIR. 0 STANDARTLAR ÇERÇEVESINDE ÜRETIM GERÇEKLEŞTİRİRİZ.

başladık. Mercedes’in denetimini geçtik. Daha sonra 14001 Çevre Politikası Belgesini aldık. 18001 İş güvenliği, TS 3834 kaynak yapılabilirlik sendikasını aldık. Aynı zamanda Putzmeister’den kaynakla ilgili denetimden geçtik ve onaylandık. Bizde kalite büyük önem taşır. Ucuz olsun diye kaliteden ödün vermiyoruz. Firmalar istese de istemese de kalite standartlarımız belirlenmiştir. O standartlar çerçevesinde üretim gerçekleştiririz.

■ Okuyucularımıza iletmek istediğiniz başka hususlar var mı? ŞENER: Ben sanayi ile alakalı birkaç sorundan bahsetmek istiyorum. Her sanayicinin en büyük sıkıntısı olarak görüyorum. Türkiye’nin 2023 için hedefleri var ama ara eleman dediğimiz mavi yakalı elemanlarla ilgili bir politika ya da hedefi yok. Diğer firmalar söylüyor mu bilmiyorum. Herkes mühendis olmak zorunda değil. Bu ülkeye kaynakçı da, boyacı da, parkeci de lazım. Ama şu an herkes mühendis olmak ya da 4 yıllık üniversite okumak istiyor. En büyük sıkıntı  eleman sıkıntısı. Büyümek istiyoruz ama teknik eleman konusunda sayımızı Eskiden makine almak sorunmuş eleman varmış şimdi makine almak hiçbir şey değil ama eleman bulamıyorsunuz. Birçok firma eleman bulamadığı için makine satıyor ya da çalıştıracak birini bulamadıkları için yatırımdan vazgeçiyor. Siz çalıştıracak birini bulamadıktan sonra büyüyemezsiniz. Kimse tezgaha geçmek istemiyor. Bu sorun yaklaşık 5 senedir artarak devam ediyor. Türkiye’de işsizlik yok iş beğenmeme durumu var. Ayda 15 kişi alıyorsunuz 12 kişi işi bırakıyor. Sabah başlayıp öğlen bırakanlar dâhi oldu.

Bu ülke olarak büyük bir sorun. Sizce bu sorunun çözümü için neler yapılabilir ? ŞENER: Bence meslek liselerinde 2 yıllık geçiş hakkının kaldırılması gerekiyor. Meslek liselerine en kötü değil en iyi öğrencilerin gitmesi gerekiyor. Babam sanat okulu mezunu ama mühendis gibi eğitim görmüş. Şu an birçok meslek lisesi hocalarıyla konuşun, öğrencilerin matematik hesabı yapamadığmı söylerler. En büyük sorun eğitim. Her sene 8-10 kişi stajyer alıyoruz ama bir tanesi burada kalmıyor. Hepsi 2 yıllığa geçiş ya-pıyor daha sonra da meslekten soğuyorlar. Gelen kişide ben üniversite okudum diyip tezgaha geçmiyor. Biz şu an montaj ülkesiyiz ama tam anlamıyla sanayi ülkesi olmak istiyorsak meslek liselerine çok daha iyi koşullarda iyi öğrencilerin gitmesini sağlamalıyız. Mühendis düzeyinde eğitim vermek gerekiyor.

■ Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığının ara eleman ihtiyacını karşılamak için açmış olduğu bir okul var. Okuldan size staj amaçlı gelen öğrenci var mı? ŞENER: Tabiki. Biz stajyerlerirnize evrak işi gibi işler yaptırmayız. Direkt CNC tezgahlarına veririz. Oryantasyon süresi tamamlandıktan sonra okul durumuna göre tezgahlarda çalıştırırız. Hatta bu durum bize çok maliyetli de olmuştur çünkü takım kırarlar. Ama bizim babadan gelen bir anlayışımız var. Onlar ülkenin geleceği şeklinde bakarız. Bu yüzden çoğu stajyer ben burada çalışıyorum diye kaçar. Bizden stajmı tamamlayarak çıkan çocuk CNC ile ilgili birçok şeyi öğrenmiş olarak ayrılır. Sadece sök-tak yapmaz. Aslında devam etse buranın çalışanı olarak kalabilir. Ama maalesef 2 yıllık geçiş olayı olduğu için geri gelmiyorlar. Bir teknikerimiz vardı çok başarılıydı. 2 yıllık üniversiteye gideceğim dedi gitti. Dönüşte bir daha gelmedi. Bir yerde garsonluk yapıyor-muş. 2023 vizyonu içerisinde eğitimin çok iyi planlanması gerekiyor. Şu an hiçbir yere giremeyen en kötü öğrenciler meslek liselerine gidiyorlar. Buna dur demeliyiz yoksa üretimle alakalı sıkıntı giderek artacak. Çalışan personelinizin pratik zekâlı olması lâzım imalat bunu gerektiriyor.

Meslek liselerinde 2 yıllık geçiş hakkının kaldırılması, meslek liselerine en kötü değil en iyi öğrencilerın gitmesi gerekiyor.

Kaynak: İkitelli OSB Haber Dergisin