Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 4,65 / Satış: 4,66
€ EURO → Alış: 5,46 / Satış: 5,48

Insanımıza Ne Kadar Yatırım Yaparsak Gerisi Gelecektir

İOSB Haber
İOSB Haber
  • 03.05.2018
  • 330 kez okundu

Yapay zeka son dönemlerde en çok konuşulan, tartışılan bir konu. Gelişimin ve aynı zamanda yendi ğin bir parçası olarak düşünüldüğünde, yapay zekanın birçok

alanda var olması gerekli olarak görülebilir. Fakat bu düşüncenin tam tersinde yapay zekanın bir çok mesleği yok edecek mi sorusu akılları meşgul ediyor. Yapay zeka

ve teknoloji ile yakından ilgilenen, bu konuda dünyadaki örnekleri takip eden ve çeşitli makalelere ve araştırmalara imza atan CNN Türk Program Müdürü Ozan ONAT ile Yapay Zeka’nın faydaları, zararları, gelişimi, Türkiye’deki ilerleyiş süreci ve yaratacağı etkileri konuştuk.

 

TTürkiye ve teknoloji kapsa­mında bir röportaj yapmak istiyoruz. Öncelikle yapay zeka, gelişen teknoloji ve

bilimsel çalışmalara yönelişiniz nasıl oldu onu konuşalım. Mesleki dene­yimleriniz ve kariyerinizden bahse­delim.

Ozan ONAT: Ben Ankara Üniver­sitesi iletişim fakültesi mezunuyum. Radyo, televizyon ve sinema üzerine eğitim aldım. Daha sonra da yurtdışmda sinema üzerine yüksek lisans yaptım. Is­tanbul’da reklam ve sinema sektöründe bir dönem çalıştım. Idealim sinema sek­töründe ilerlemekti. Sektörde bir süre freelance olarak çalıştıktan sonra 2006 yılında CNN Türk’ten program müdür­lüğü teklifi geldi. Daha önce televizyon sektörünü pek düşünmememe rağmen böyle bir teklif gelince değerlendirme­ye karar verdim ve 2006 yılında CNN

 

Türk’e girdim. 11,5 yıldır buradayım. Program departmanında siyasetten ekonomiye, modadan teknolojiye ka­dar her tarz program yapıyoruz. Do­layısıyla tüm bu programların yöneti­minden sorumluyum. Aynı zamanda çocukluğumdan beri bilim ve teknolo­jiye meraklıyım. Gelecek teknolojileri ile ilgili okumayı, araştırmayı, izleme­yi seviyorum. Bundan 4 yıl önce CNN Türk’ün web sitesinde yazı yazma tek­lifi gelince, fütürizme olan merakım dolayısıyla yazmaya başladım. Uzun süredir de yazıyorum. Fütürizm, Tür­kiye’de çok bilinen ve konuşulan bir konu değil. Çünkü biz gelecek üzerine düşünen bir toplum değiliz. Kaderci­yiz. Bir şeyler olur gider kafasındayız. Ama dünya öyle ilerlemiyor. Benim mottom “Gelecek bugün yaptıklarını­za göre şekillenir.” Ben bugünden bir şeyler yaparak geleceğimizi şekillendirmenin önemine inanıyorum ve bunun için hem dünyayı takip ediyorum hem de Türkiye’de yapılması gerekenler üzerine düşünüyor ve yazıyorum.
Geleceği planlamak konusunda söylediklerinizde haklısınız. Bu¬gün kullandığımız tüm teknolojilerin bir sonraki versiyonu hazırlanmış halde piyasaya sürülüyor. Yani geleceğin teknolojisi önceden hazırlanmış oluyor.
ONAT: Bir sonraki değil beş sonrakini bile planlıyorlar. Büyük şirketlerin önündeki 5-10 yılı hatta 20 yılı planlıyor olması lazım. Planladığımız şeyler illa gerçekleşecek anlamına gelmiyor ama en azından başınıza neler geleceğine dair bir vizyonunuz olması gerekiyor. Dünyada pek çok global şirket kadrolarında futurist(geleceği planlayan) yöneticiler bulundurur. Çünkü onların vizyonlarından ve gelecek öngörüsünden yararlanmak isterler. Mesela Apple IPhoneX’i piyasaya sürerken bundan birkaç yıl sonra mobil teknoloji sektörünün hangi yöne ilerleyeceğini, geleceğin teknolojilerinin, trendlerinin neler olacağını biliyordur. Hatta bu teknolojinin altyapısı bile hazırdır.
5 yıl sonrasını ve daha uzak geleceği planlamak noktasında Türkiye’de hangi alanlarda farkındalık yaratmalıyız? Savunma mı, sağlık mı, eğitim mi yoksa ulaşım mı ya da saymadığımız başka bir alanda mı? Dünyadaki ülkeler güçlerini hangi alana yönelerek kazanmışlardır?
ONAT: Güçlü ülke bence öncelikle ekonomisini güçlü kılan ülke demektir. Maalesef hala dünyanın pek çok bölgesinde çatışmalar, savaşlar var ancak artık askeri güçle söz sahibi olma devri sona erdi. Geçen yıl Mayıs ayında yayınlanan uluslararası bir makaleye göre dünyanın en değerli kaynağı artık petrol değil “veri”. Yepyeni bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız. Petrol değil, bilgi toplumları öne çıkıyor.
Artık mesele orijinal fikir üretmek ve bu fikirleri kullanarak katma değeri yüksek bir ekonomi yaratmak. Veriye, bilgiye sahip olmak çok önemli ama bunu nasıl kullanacağınızı da bilmek gerekiyor. Siz askeri güçle bir bölgedeki petrolü ele geçirebilirsiniz ama ne kadar isterseniz isteyin silahlı güçle Silikon Vadisini ele geçiremezsiniz. Kısaca ülke olarak yeni fikirler üretmemiz, inovasyon yaratmamız gerekiyor. Türkiye’nin hali hazırda çok güçlü olduğu sektörler var. Örneğin otomotiv. Türkiye otomotiv üretiminin %80’ini ihraç ediyor. Çoğunu da Avrupa Birliği’ne ihraç ediyor. Demek ki Türkiye bu konuda oldukça iyi ama dünya değişiyor ve bu değişime adapte olabilmek çok önemli.
Türkiye şimdi yerli otomobil yatırımına hazırlanıyor. Burada mesele otomobil üretmek değil, bunu zaten yıllardır yapıyoruz. Mesele geleceği hedefleyebilmek. Yeni otomobil teknolojilerini üretebilmek ve bir dünya markası yaratabilmek olmalı. Dünya çok yakın bir zamanda elektrikli otomobillere ve sürücüsüz otomobillere geçiyor. Mesela General Motors geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada tam otonom aracını piyasaya sürmeye hazır olduğunu açıkladı. Mercedes-Benz 2020 yılında tamamen otonom araçlardan oluşan taksi filolarının yollarda olacağını söylüyor. Tesla, Google, Uber ve daha onlarca firma sürücüsüz bir geleceğe hazırlanıyor. Türkiye’deki otomotiv endüstrisinin teknolojisi bu düzeye gelmiş değil. Türki­ye’de çok büyük bir otomotiv yan sanayi var. Bu sektör yaşanan dö­nüşümden haberdar olmadığı için hazır da değil. Buna yönelik tek­noloji üretecek altyapısı yok. Yan sanayinin dönüşen sektöre adapte olması için yetişmiş işgücüne ihti­yaç var. Ayrıca var olan çalışan­ların da geleceğin teknolojilerine yönelik eğitilmesi ve yatırımlar yapılması gerekiyor.

Ülke olarak katma değer ya­ratan bir yapıya sahip değiliz. Ekonomik olarak güçlenmemiz için teknoloji tabanlı, katma de­ğeri yüksek ürünler üretmemiz gerekir. Bunu sağlamak için ne kadar zamana ihtiyacımız var? Silikon Vadisinde ne kadar yatı­rımcı var? Biz fikir üretebilen ve satabilen bir potansiyele sahip miyiz?

ONAT: Buradaki sıkıntı bence genç girişimcilerimizin fikirlerini satmak için Silikon Vadisine git­mek zorunda olmasıdır. Türki­ye’de yarattıkları fikirleri, marka­yı büyütemedikleri için pek çoğu burada aldıkları çok ufak bir yatı­rımla Amerika’ya gidip, orada iş­lerini büyütmeyi tercih ediyorlar.

Neden burada girişimci genç­lerimiz elindeki fikri büyütemi­yor?

ONAT: Mesele öncelikle yatı­rımcı eksikliğinden kaynaklanı­yor. Vizyon sahibi yatırımcı çok az. Tabi ki yatırımcı kendisini dü­şünür ama biraz da yaratacağı de­ğeri düşünmesi gerekir. Yatırım­cılar ben bu işten ne kadar büyük pay kaparım, nasıl kendime fayda sağlarım noktasına fazla takıldığı zaman girişimciler gerekli desteği alamıyor diye düşünüyorum.

 

 

 

Ayrıca Türkiye’de çok fazla bü­rokratik engel olduğunu da düşü­nüyorum. Girişimciler bürokratik engeller nedeniyle hedefledikleri noktaya ulaşmakta çok zorlamyor­lar. Amerika’ya gidip Silikon Va­disinde şirket kurduğunda fikrini hayata geçirmesi çok daha kolay oluyor. Yatırımcının karşısına çıkması da çok kolay. Elinde sa­dece fikrinin olması yetebiliyor. Onlar öncelikle fikre bakıyor. Yatırımcı işe inanıyorsa; fikir sa­hibinin işi daha da büyütebilmesi ve adımlarını daha iyi atabilmesi için destek veriyor. Türkiye’de ise tüm bu adımları atacak imka­nı maalesef kolay kolay bulamı­yor.

Türkiye’nin pek çok konuda bü­yük potansiyeli olduğunu düşü­nüyorum. Çok iyi eğitimli insan gücü de mevcut. Ancak biz eli­mizdeki değerleri yönetebilmeyi, kullanabilmeyi beceremiyoruz. Bu durum biraz da bitmek bil­meyen çatışmalarımızdan kay­naklanıyor. Yapay zekâ teknolojisi gelişirken ülke olarak bizim o teknolojiyi kullanabilecek alt yapıya,bilgiye ve deneyime sahip potan­siyelimiz var mı?

ONAT: Geçtiğimiz günlerde Çinli teknoloji devi Tencent bir rapor ya­yınladı. “Dünyada çok büyük yapay zeka mühendisi açığı var.” diyorlar. Bu sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın sorunu. Çünkü dünya o kadar hızlı değişiyor ki hazırlıklı değiliz. Bunun için dünyada yetişmiş insan gücü yok. Dolayısıyla yapay zeka mühendisleri müthiş rakamla­ra çalışıyorlar.

Peki, sizce onlar yapay zeka mü­hendisi olmayı nasıl keşfetmişler­dir?

ONAT: Yapay zeka yeni bir şey değil. Bu teknoloji üzerine yıllardır çalışan pek çok insan var. Ancak bazı bileşenlerin doğru zamanda bir araya gelmesiyle teknolojinin büyü­mesi de müthiş bir ivme kazandı. Hiçbir ülke buna hazır değil. Ya­pay zeka mühendisleri gibi bu işin uzmanlarının yetişmesi gerekiyor.

 

Gelecekte programlama becerisi-ne sahip insanlara çok fazla ihtiyaç olacak. Pek çok ülkede buna yöne­lik eğitimler veriyor. Türkiye’de de kodlama eğitimi Milli Eğitim Ba­kanlığı müfredatma alındı. Özel sek­törde de •bu konuda çalışan ve eğitim veren firmalar var. Ancak yapay zeka mühendisi yetiştirmek bambaşka bir şey. Üniversitelerimizin bu konuya mutlaka el atması gerekiyor.

Yapay zeka konusunda yaşanan tartışmalar nedir?

ONAT: Yapay zeka konusunda öne çıkan üç ana tartışma var. Bi­rincisi Elon Musk ile Mark Zucker­berg’in tartıştığı konu. Yani “yapay zeka bir gün insandan daha üstün hale gelip bizleri yok eder mi?” kor­kusu. Stephen Hawking’in de bu konuda uyarıları var. Böyle bir şey olmaz diyemem ama çok yakın bir tarihte olabileceğini de sanmıyo­rum. Belki 50 100 yıl sonra.

Yapay zeka konusunda ortaya çı­kan ikinci mesele ve aynı zamanda en tehlikeli durumla, yapay zeka-nın silah olarak kullanılması. Bazı ülkeler bu konuda ciddi yatırımlar yapıyorlar.

Hangi ülkeler yapıyor?

ONAT: Amerika, Rusya, İsrail mesela. Bir süre önce basında Rus­ya’nın Mars’a göndermek için geliş­tirdiğini iddia ettiği bir robot videosu paylaşıldı. Robot bilimsel amaçla geliştirilmiş ama iki eliyle silahı kul­lanabiliyor. Gerçek amaç ne bilemi­yorsunuz.

Robotik ve yapay zeka konusunda diğerlerine göre çok ileride olan beş ülke var. Amerika, Almanya, Çin, Güney Kore ve Japonya. Öncelikli amaçları robotları silahlı güç olarak kullanmak değil şüphesiz. Ancak yapay zeka ve robotların silah ola­rak kullanılabilmesi potansiyel ola­rak çok mümkün.

Bu konuda Elon Musk’ın da kat­kısıyla kurulmuş bir dernek var. OPEN AI adlı bu kuruluş Birleş­miş Milletler’e açık bir mektup yazdı ve dedi ki; “Katil robotlar geliyor, çok geç kalmadan acil önlem alınması lazım.” Nükleer silahlar nasıl yasaklandıysa ya­pay zekanın da silah olarak kul­lanılmasının yasaklanması gere­kir. Çünkü bu feci sonuçlara yol açabilir.

Üçüncü mesele ise yapay zeka-nın pek çoğumuzun mesleğini ele geçirme ihtimali. Bu konuda da çok ciddi raporlar yayınlanı­yor. Pek çok ülke için farklı ra­kamlar var. Mesela Amerika’da 15-20 yıl içinde bugün insanların yaptığı işlerin %45’ini robotlarin yapacağı belirtiliyor. Bu çok cid­di bir rakam.

Burada iki farklı görüş var. Biri diyor ki; teknoloji her zaman yeni meslekler yaratmıştır. Diğeri de diyor ki; Evet doğru ama şu anda bu değişim o kadar hızlı geliyor ki insanlar buna hazır değiller ve durumun çok ciddi yıkıcı sonuç­ları olabilir. En spesifik örneği ise sürücüsüz araçlar. Biraz önce de dediğimiz gibi sürücüsüz araçlar yollara çıkmaya hazır. Yakın gelecekte taksi, kamyon, otobüs şoförlerine ihtiyaç kalmayacak. Amerika’da 3,5 milyon kamyon şoförü var. Onların işsiz kaldığını düşünün. Yine buna benzer şekil­de özel şoförleri, valeleri, trafik polislerini düşünmek gerekir. Çok büyük bir zincir var.

Çok negatif bakıyor gibi gözükmek istemiyorum. Genelde geleceğe pozitif bakmayı seven bir insanım. O yüzden mutlaka yeni iş alanları açılacaktır diye tahmin ediyorum. Sadece yaşanan dönüşümün far­kında olmamız gerekiyor. Gele­cekte pek çok insan çalışmayabilir ya da kısa süreli çalışabilir. Bizim yapmamız gereken yaşanacak dö­nüşümleri öngörüp toplum yapısı­nı yeni döneme hazırlamaktır.

Silikon Vadisine hiç gittiniz mi?

ONAT: Hayır gitmedim. Git­mek isterim.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan­lığımız bir Silikon Vadisi yaratmak için çalışmalara başladı. Ar-Ge ve inovasyon merkezlerinin, Tekno­parkların sayısını çoğaltmaya ça­lışıyoruz. Daha teknik düşünelim, bilimsel çalışmalar yapalım ve teknoloji eğitimi yüksek bireyler yetiştirelim istiyoruz. Beyin göçü­nü engellemek için yeni adımlar atılıyor. Kocaeli’nde Bilişim Vadisi inşa ediliyor. Tüm bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

ONAT: Silikon Vadisi yaratmak sadece inşaat yapmakla olacak bir şey değil. Bizim öncelikle özgür düşünebilen, düşündüğü fikirleri kaygı duymadan uygulayabilen, ba­şımıza icat çıkarıyor diye reddedil­meyen insanlara ihtiyacımız var. Beyin göçü ciddi bir sorunumuz. Türkiye’nin eğitimli nüfusunun bir kısmı maalesef başka ülkelere gi­diyor. Çünkü burada hayal ettikle­ri ortamı ve imkanı bulamıyorlar. Aslında amaç sadece eğitilmiş in­sanları kaybetmemek ya da onları geri getirmek olmamalıdır. Dünya­daki iyi eğitimli, yüksek teknolojiler konusunda deneyimli yabancıları da Türkiye’ye çekmek gerekiyor. Onla­rın burada yaşamayı seçmeleri için gerekli ortamı yaratmak gereki­yor. ABD Trump yönetimiyle göç­menleri tartışıyor ama baktığım­da Amerika’nın pek çok şirketinin kurucusunu göçmenler oluşturu­yor. Bizim de teknolojiye yatırım yapmamız önemli ama önce insa­na yatırım yapmamız gerekiyor.

Yapay zekanın hayatımıza gir­mesiyle bazı mesleklerin yok olacağını söylemiştik. Bu durum-

da gençlere önerileriniz neler olur? Gençlerimizi doğru yönlendirmek için neler yapmalıyız?

ONAT: Insanlara belli bir mes­leği tercih edin demek bana çok doğru gelmiyor. Çünkü ben de ileride hangi mesleklerin ne kadar

dönüşeceğini bilmiyorum. Ama belirli bazı becerilere sahip olmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Bu beceriler edinilebilir mi?

ONAT: Mesela yaratıcılık edi­nilebilir mi? Hep tartışılan bir konudur. Yaratıcılık bir yetenek gibi gösterilir ama aslında üzerin­de çalışırsan geliştirilebilecek bir beceridir. Insan ilişkileri, yaratı­cılık, empati kurabilmek önem­lidir. Gelecekte pek çok işi belki robotlar yapıyor olacak ama biz de robotlarla beraber çalışıyor olacağız. Dolayısıyla onların tek­nolojisinden anlayan bir toplum haline gelmemiz ve onları yöne­tebilme becerisine sahip olmamız gerekiyor. Insan ilişkileriyle yü­rüyen mesleklerin öne çıkacağını düşünüyorum. Bana göre kod­lama bilmek dil bilmekten daha önemli hale geldi. Yakın dönem­de dil bilmek fark yaratan bir meziyet olmayacak. Çünkü artık anında simultane çeviri yapabile­cek cihazlar var.

Çocuklarımızın teknolojiyle ya­kınlığını nasıl değerlendiriyor­sunuz?

ONAT: Teknolojiyi seviyorum

 

ama çocukların çok küçük yaşlarda teknolojiyle iç içe olmasını doğru bulmuyorum. Çocukların öncelikle dışarıya çıkması, bahçede, doğada oyun oynaması gerekiyor. Tekno­lojiyi öğrenmek çok kolay. 15 – 20 yaşında da öğrenebilirsiniz. Asıl önemli olan bir şeyler üretebilme merakını, yetisini kazanmak. Si­likon Vadisi’nin önemli beyinleri, çocuklarını teknolojiden uzak okul­lara gönderiyorlar. Steve Jobs bir röportajında çocuklarının hiçbir za­man tablet görmedikleri söylüyor. Öncelikle çocukların doğal hayatı

öğrenmesi gerekiyor. Teknolojiden kaçış yok, onunla iç içe yaşayacağız. Ama onunla doğ­ru bir şekilde yaşamayı öğrenme­miz gerekiyor. Teknolojiyle dost ama teknoloji tüketen değil, üre­ten bir ülke haline gelmeliyiz. Benim gençlere en önemli tavsi­yem; her zaman dünyayı takip et­meleridir. Toplum olarak dışarıya çok kapalıyız. Her şeyin Türkiye içinde olduğunu zannediyoruz. Dünyanın merkezi Türkiye değil hatta evrenin merkezi de dünya değil. Dünyayı takip ederek her şeye hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Başka bir gezegende yaşayabilir miyiz ?

ONAT: Neden olmasın? Elon Musk yakın zamanda bunu yapa­cağını söylüyor. Bence insanlık bir ara zorunlu olarak başka ge­zegenlere göç edecek ama çok ya­kın zamanda olacak bir şey değil. Uzaydaki mesafeleri bugünkü tek­nolojiyle kat etmek çok zor. Ama insanlar bir zamanlar okyanusu da geçmeyi beceremiyordu, başardı­lar. Zaman gelecek bir bakacağız ki uzayda seyahat ediyoruz. Biz belki göremeyiz ama gelecek ne­siller görebilir.

KAYNAK : İOSB Haber