Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,81
€ EURO → Alış: 6,59 / Satış: 6,62

İrade, Kaynak ve Pazar Ortaya Konulduğu Takdirde Firmaları Yapamayacağı Hiçbir Şey Yok…

admin
admin
  • 05.04.2017
  • 883 kez okundu

05Ülkemizin Savunma, Havacılık ve Uzay alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline gelmesini sağlamak, test, sertifikasyon ve kalifikasyon konularında ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak altyapının kurulmasına katkı sağlamak ve insan kaynağı geliştirilmesi, akademik faaliyetleri teşvik etmek ve bu çalışmalara destek vermek amacıyla kurulan Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği (SAHA İSTANBUL), aynı zamanda İkitelli OSB’nin İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteği ile

yürüttüğü Havacılık ve Uzay Farkındalık Bilgi Merkezi projesinin de proje ortak-larından biri. Derneğin; Savunma, Havacılık ve Uzay sektörlerine ve sektör üretenlerine yönelik faali-yetlerini, Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi içinde görev alacak firmaların seçimini, üye yapılanmasını ve üniversiteler ile işbirliği içinde üretilebilecek yeni projeleri SAHA İSTANBUL Genel Sekreteri İlhami KELEŞ ile değerlendirdik.

Saha İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği Genel Sekreteri İlhami KELEŞ

■ Saha İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği’nin kuruluş aşamasın-dan ve derneğin geldiği süreçten biraz bahsedebilir misiniz? Hangi kurumların destekleri ile kuruldu? Kuruluş amacı nedir? Hangi projeleri tam anlamıyla gerçekleştirdi? Hedefi nedir? İstanbul Ticaret Odası’na (İTO)  kayıtlı, farklı üretim alanlarında faaliyet gösteren, 5.000 firmamızı temsilen 2009 yılında kurulan Sanayi İhtisas Komitesi; sanayici üyelerinin sorunlarını çözmek ve onları katma değeri yüksek ürün üretimine yönlendirmek için çalışmalar yapmaktadır. 21 Ocak 2010 tarihinde gerçekleştirilen TOSİAD’ın 40. Genel Kurulu’nda, o dönemde Başbakan olan bugünkü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Yerli otomobil yapacak bir babayiğit arıyorum” diye seslenişi üzerine İTO Sanayi İhtisas Komitesi tarafından, “Bu konuda neler yapabiliriz?” diyerek bir çalışma başlatıldı. Bu konuya yönelik uzun süredir yapılan çalışmalar sonucunda, Otomotiv Sektörünün Türkiye’nin geleceğine, “yüksek katma değerli üretim” anlamında bir şeyler katmasının yanı sıra bunu gerçekleştirecek asıl sektörün ise “Uçak Üretimi” olduğu sonucuna varıldı. “Neden Uçak Üretimi?” diye sorarsanız, günümüz dünyasında ekonomik düzenin etkin bir oyuncusu olabilmek için kritik olan belirli ürün ve hizmet alanlarında, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip olunması gerektiği görülmektedir. Bu da “Yeni Ürünler” ve “Yeni Teknolojiler” üretme yeteneğine sahip olmak demektir. Bu noktada Havacılık ve Uzay Sanayi Sektörü, özellikle teknoloji üretimi açısından, tüm gelişmiş ülkelerde görüldüğü gibi ülkemiz için de büyük fırsatlar doğurabilecek en önemli sektördür. Bu sektörü diğer sektörlerden ayıran en önemli özellik; bilim ve teknolojinin en son yeniliklerinden yararlanması, ürünlerin genel olarak en ileri ürün ve üretim teknolojilerinin birer örneği olmasıdır. Dolayısıyla bu sektör, ülkelerin teknolojik altyapısının gelişimi açısından itici rol oynayan sektörlerin başında gelmektedir. Ayrıca Havacılık ve Uzay Sanayi alanında başarılı olan ülkelerin, bu sanayi dallarındaki yetkinlikleri ve ürün yelpazelerinin genişliği sayesinde, topyekûn sistem çözümleri oluşturabildikleri ve bu ürünlerin tasarım teknolojilerine hakim oldukları da görülmektedir. Bu noktadan hareketle, 2011 yılı sonunda İTO Sanayi İhtisas Komitesi ve THY TEKNIK ile

Milli savunma sanayı projelerınde ve havacılıkta, yerlı katkı oranını arttıracağız. Bazı krıtık projelerde %100 yerlilik düzeyıne ulaşmak zorundayız. Birlikte “Yerli Sivil Uçak Üretimi” konusunda 1,5 yıl kadar süren ve sektörün önde gelen 150 insanının katıldığı bir çalışma başlatılarak, 20’nin üzerinde toplantı ve çalıştay gerçekleştirildi. Nihayet, 2013 yılının Ocak ayında “Türkiye’de Sivil Yerli Uçak Üretiminin Stratejik Analizi ve Yol Haritası” raporu tamamlanarak İTO Oda Yönetim Kuruluna teslim edildi. Çalışma süresince, THY Teknik başta olmak üzere sektörde faaliyet gösteren birçok yetkin firma ve uzman ile tanışma ve görüş alışverişinde bulunma imkanı oldu. Süreç sonunda, ülkemizin her türlü üretimi yapacak alt yapı ve insan kaynağının var olduğu, yan sanayimizin de buna hazır olduğu, elimizde gerekli her türlü teknolojinin de mevcut bulunduğu; aslında problemimizin birbirimizi tanımamak ve ortak çalışma kültürüne sahip olmamak olduğu görüldü. Bu düşüncelere, THY’nın yükselen şirket profili THY Teknik HABOM gibi 300’ün üzerinde hava yolu şirketine bakım hizmeti veren firmalarımızın parça ihtiyaçları için ithalata ciddi kaynaklar harcanıyor olması da ekenince daha da motive edici oldu. Savunma Sanayi Müsteşarımız Prof. Dr. Sayın Ismail DEMİR’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı projelerinin İstanbul ve hinterlandında yürütülüyor olmasına ve Istanbul’un metal, kimya ve kom-pozit teknolojisindeki üstünlüğüne dikkat çekerek faaliyet alanına “Savunma”nın da eklenmesini telkin etmesi üzerine; Sakarya’dan başlayıp, Yalova’yı da içine alacak şekilde Edirne’ye kadar Kuzey Marmara hinterlandında faaliyet göstermek, ortak bir sinerji oluşturarak sahip olduğumuz bu büyük potansiyeli harekete geçirmek üzere; SSM, İTO, İSO, TIM ve Teknopark İstanbul yönetiminin büyük desteği ile 27 kurucu üye tarafından, 17 Mart 2015 tarihinde SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği kuruldu. Kuzey Marmara Bölgesi; 100.000.000 m2’si İstanbul sınırlarında olmak üzere toplam 150.000.000 m2 Sanayi Alanı, 51 Sanayi Bölgesi ve Türkiye’de mevcut toplam 72 tersaneden SAHA bölgesine giren 55 adet tersane ile Türkiye ekonomisinin ve vergi gelirlerinin %50’sinden fazlasını üretmektedir. İTO’ya kayıtlı 65.000 firma, İSO’ya kayıtlı 18.000 firma, DTO’ya kayıtlı 8.000 firma olmak üzere; Kuzey Marmara hinterlandında yaklaşık 100.000’in üzerinde sanayi tesisi bulunmaktadır. Bu bölgede 1.500.000’i Istanbul’da olmak kaydıyla yaklaşık 2.000.000’a ulaşan sanayi çalışanı bulunmak-tadır. Mevcut 70 milyon yolcu kapasitesine, 3. havalimanı tamamlandığında 150 milyon yolcu kapasitesi eklenecek ve toplam kapasite 220 milyona ulaşacaktır. Bunun doğal sonucu olarak yer hizmetleri, hava kargo kapasitesi ve THY Teknik, THY HABOM, My Technic gibi 300’ün üzerinde yerli ve yabancı havayolu şirketine verilen bakım hizmeti kapasitesi dikkate alındığında İstanbul; Asya, Afrika ve Avrupa’nın sivil havacılık merkezi olacaktır. Proje bu bölgede tamamlandığında 2,5 milyon m2 içerisinde 980.000 m2 kapalı alana ulaşacak olan Teknopark İstanbul, 3 milyon m2 üzerine kurulacak ve 4 etap-ta tamamlanacak. Bilişim Vadisi ise; 50 Üniversite ve bazı önemli üniversitelerin sahip olduğu teknoparklar ile büyük kurulu eko sistem kapasitesine mevcuttur. SAHA İstanbul bölge-sinde yer alan üretici firmalar; yüzü dışa dönük, ihracat yapan, dünyanın her yerinde diğer ülkelerin firmaları ile yaman firmalardır. Gerek teknolojik alt yapıları gerek bilgi birikimleri, gerekse cesaretleri bize şunu göstermektedir: İrade, kaynak ve pazar ortaya konulduğu takdirde firmalarımızın yapamayacağı hiçbir şey yok. Ancak teknolojik ve altyapı birikimlerini savunma ve havacılık sektörlerinde değerlendirmek konusundan oldukça uzak durmaktadırlar. Bunun nedenlerinden birisi bu sektörlere ve ihtiyaçlara dair bilgi eksiği olsa da diğer bir konu ise; Ankara’yı ve bürokrasiyi yeterince tanımamak, soğuk bulmak ve olası güçlükleri, bürokratik engelleri göze alamamak olarak söyleyebiliriz. Bizim görevimiz; bu gri alanları ortadan kaldırarak firmaları bilgilendirmek, motive etmek ve bürokratik güçlükleri yenmelerine katkı sağlamak suretiyle firmaları-mızı savunma, havacılık ve uzayın ihtiyaç duyduğu yüksek teknoloji gerektiren ürünleri ve sistemleri üretebilecek hale getirmektir. Kritik teknolojilerde dışa bağlı-111114m ortadan kaldırılması maksadıyla

Türk sanayi üretiminin %50’sini üreten bu coğrafyanın, daha etkin görevler üstlenmesi sağlanacaktır. Bu maksatla, bölgedeki mevcut potansiyeli kullanarak yüksek teknolojik ürün geliştirmek ve üretmek için bölge firmaları arasında işbirliği oluşturarak sinerji yaratmayı hedefliyoruz. Bunun sonucu olarak milli savunma sanayi projelerinde ve havacılıkta, yerli katkı oranını artıracağız. Bazı kritik projelerde %100 yerlilik düzeyine ulaşmak zorundayız. Bunun yanı sıra özellikli

IIKSEKO 1.00IO N YADA  SURE3MS ÖIU ALANIARGIİŞLİGNC GEREKTIREN ÜRÜNLER OL A NIARKAL.ARI GRI AL IX AKARNIAIL, BU YOLLA ORESE.I. REKABEI AV NRIL NII    4101AVKO, W.1\T UOSLARARAS 03VIRNAK, BİRLTİIAPIMIB İNAILLERDE WA VONKSI101LARIND\NDIR. SOK O

alanlar ya da yüksek teknoloji gerektiren ürünler geliştirmek suretiyle dünya markaları ortaya çıkarmak, bu yolla küresel rekabet avantajı oluşturmak, kamu, özel ve uluslararası ihalelerde güç birliği yapmayı başarmak SA-HA= temel fonksiyonlarındandır. Üyelerin; kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kurumları, STK’lar, kalkınma ajansları ve uluslararası destek merkezleri ile arasındaki işbirliğini tesis etmek ve geliştirmek, uluslararası akreditasyonu olan Test ve Belgelendirme Merkezlerinin kurulmasına katkı sağlamak, ortak hukuk ve sınai mülkiyet hakları hizmetleri yürütülmesi yine görevlerimiz arasın-dadır. İstanbul hinterlandında bulunan sanayinin en büyük eksikliği bir yetenek envanterinin olmamasıdır. Firmalar yanlarındaki fabrikanın yeteneklerinin neler olduğundan bile habersizler. Ülke içinde üretilen pek çok ürün yurt dışına satılmaya çalışılırken, aynı ürünlere ihtiyaç duyan pek çok firma bilgisizlik nedeniyle bu ürünleri yurt dışından almaya çalışmaktadır. “Türkiye’de bu üretiliyor mu, kim üretiyor”? Sorularının yanıtı ve bilgisi kurumsal anlamda kimsede yok. İstanbul Sanayi Odası bile firmaları NACE kodu kadar tanıyabiliyor. Bu nedenle kurumsal olarak kendi sektörümüz olan savunma, havacılık ve uzay sektörlerinde yetenek envanteri çıkartılmasını planlıyoruz. Bu konuda Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) Sanayileşme Dairesi ile birlikte çalışıyoruz. Bizim bu konuda yaptığımız en hayırlı iş; firmalarımızı birbirine yönlendirmek suretiyle birbirlerinin tedarikçisi ya da çözüm ortağı haline getirmek. Birbirlerinin yeteneklerinden haberdar olmaları ve bu şekilde işbiriliği kurmaları firmalara ciddi bir avantaj sağlamaktadır. Biz buna çöpçatanlık diyoruz. Yerli sanayimizin çöpçatana çok ihtiyacı var ve SAHA bunu çok güzel yapmaya başladı. Ulusal ve uluslararası fuarlara katılım sağlanması ve bu konuda üyelere destek sağlanması önemli faaliyetlerimizden birisidir. Katar’da yapılan High-Tech Port Qatar by MUSIAD fuarına 32 firmamızı götürdük (Türkiye’den toplamda 60 firma katıldı) ve üyelerimizin m2’si 700 USD olan fuar yer ücretleri Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından ödendi. Savunma Sanayiinde ana yüklenici olan firmaları üyelerimizle buluşturmak ve onlara ikili görüşmeler yaptırmak suretiyle, yurt dışından ve yurt içinden yaptıkları tedariklere alternatif yaratmak suretiyle katkı sağlıyor ve bu şekilde aynı zamanda yerlilik oranlarını arttırıyoruz. Mesela yakın zamanda RO-KETSAN ile 253 firmamıza ikili görüşmeler yaptırdık. TAI ile 152 firma alt sistem grupları şeklinde görüştürüldü, üretilmekte olan 6 adet denizaltımızın ana yüldenicisi Alman dünya devi ThyssenKrupp SAHA Istanbul sanayicileri buluş-turuldu ve ikili iş görüşmeleri yap-tırıldı. ASELSAN, HAVELSAN, FNNS, OTOKAR, SEDEF TER-SANESİ ile görüşmeler sağlanacak ve çalışmalar devam edecektir. Bunun yanı sıra seminerler, sempozyumlar ve panellere iştirak edilmek suretiyle; savunma, havacılık ve uzay konularında farkındalıklar yaratmaya çalışıyoruz. Bu gayretleri uluslararası alana taşımak, teknoloji transferleri ger-çekleştirmek, ülkemize doğrudan yatırım çekmek gibi maksatlarla bizimle aynı alanda faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası dernek ya da kurumlara üye olmak ve bunlar-la ortak faaliyetler gerçekleştirmek için çalışıyoruz.

III Derneğe başlıca üyeleriniz hangi şirketler? Toplamda kaç üye şirket var? Kümeler yasa gereği dernek sta-tüsünde olmak durumunda ancak her ne kadar dernekler yasasına

tabi olsak da biz bir sanayi küme-siyiz. O nedenle kendimizi Küme olarak adlandırıyoruz. Kümemizde; ❑ Sılah Ve Mühımmat

❑ Roket Ve Uzay AraçlaRı

❑ Uçak Ve İnsansız Hava Aracı

❑ Gemı Ve Denizaltı

❑ Otomotıv Askeri Araç

❑ Iş Makinaları Ve Yer Ekipmanları J Makına Ve Metal Işle-Me

❑ Elektrık Ve Elektro-Nık

❑ Otomasyon Ve Yazılım

❑ Kımya Ve Petrokımya

❑ Kompozıt

❑ Soğutma Ekipmanları Ve İklimlendirme L:1 Kompozıt Plastık Kau-Çuk Ljakredite Metal Labora

❑ Tuvar Hızmetlerı

❑ Askeri Ve Emnıyet Teç-Hızat, Gıyecek, Gıda

❑ Özel Alaşım, NITELIKLI METAL Sektörlerinden toplamda 213 üyemiz mevcut.

  • Havacılık sektöründe dünya devi olan Boeing gibi firmalar var. Bu firmalar ile görüşmeler yapıyor musunuz? Üye firmalar

açısından tedarik halkası oluşturuluyor mu? Ülkemiz için geliştirilen projelere, destekleri oluyor mu? Boeing Global tedarik ağında, Türkiye sanayicilerinin daha büyük yer alabil-melerini sağlamak amacı ile SAHA İstanbul Kümesi üyelerinden, Uçak ve Uzay sanayine hizmet veren veya hizmet verme kabiliyetinde olan firmalarımızı davet ederek 14 Ekim 2016 tarihinde 89 yerli üretici firmamız ile, Milli Savunma Bakan Yardım-cısı Şuay Alpay, Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Birdal, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı İSO Meclis Başkan Vekili Hasan Büyükdede, THY Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil ve Sanayi ve Ulaştırma Bakanlığı’ndan Genel Müdür ve Daire Başkanı düzeyin-de 27 VİP personelinin katılımı ile SAHA= merkezi olan Teknopark İstanbul’da Dünyanın en büyük havacılık şirketi olan BOEİNG GLO BAL’i ağırladık. BOEİNG ilk defa kendi ülkesi dışında bir toplantıya 20 kişilik personeli ve Boeing Türkiye Genel Müdürü Sn. Ayşem Sargın Işıl başta olmak üzere bir çok üst düzey yöneticileri ile katıldı. SAHA İstanbul olarak kurduğumuz 8 ayrı masada Boeing yetkililerine, firmalarımızın potansiyelleri ve üretim kabiliyetleri ile ilgili bilgi vermelerini sağlamayı hedefledik. Boeing yetkilileri katılımcı firmalar ile birebir görüşmeler gerçekleştirerek işbirliği fırsatlarını değerlendirdi. Yapılan görüşmeler sonucu Boeing, SAHA İstanbul ile yakın temas içinde olabilmek adına Teknopark İstanbul’dan yer tahsisi konusunda çalışmalara başlamıştır.

■ Gelişen, yenilenen ve hızla gelişmeye devam eden bir çağdayız. Avrupa ülkelerine baktığımız zaman Savunma, Havacılık ve Uzay sektöründe önemli adımların atıldığını görüyoruz. Türkiye olarak biz bu konularda ne durumdayız? Nasıl ilerliyoruz? Biraz değerlendirme yapabilir misiniz? Gelişmiş ülkelere baktığımızda kendilerini teknolojik olarak yukarı çeken temel sektörlerin savunma, havacılık ve uzay olduğunu görüyoruz. Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi genellikle en ileri, uç teknolojilerin kullanıldığı, sürekli yeni teknolojilere gereksinim duyan, teknoloji yoğun bir alandır. Burada geliştirilen teknolojik yetkinliğin sivil hayatın her alanında kullanılma imkanı olabilmektedir. Ülkeler kendi milli güvenliklerini sağlayabilmek için savunmaya para harcamak zorundadırlar. Bu harcamaları belli bir disiplin içinde yapmak suretiyle kendi milli savunma sanayilerini geliştirebilirler. Bu konuda başarılı olan ülkeler sanayi politikalarının merkezine savunma sanayini, sivil havacılık ve uzay çalışmalarını oturtmak suretiyle firmalarının teknolojik yetkinliklerini yukarı çekebilmektedirler. Belki bu üç ana sektörün yanına sağlık sektörü de dördüncü bir sektör olarak eklenebilir. Türkiye’de son yıllarda savunma sanayine artan oranda ağırlık verilmektedir. Bunun bir sonucu olarak da savunma sistemlerimiz-deki yerlilik oranı %55’e kadar yükselmiştir. Ancak buradaki yerli katkının, yüksek teknolojiden oluşması ve milli kritik olan teknolojileri içeriyor olması önemlidir. Özellikle dışa bağımlılığın risk oluşturduğu, sadece belli ülke ya da firmalar tarafından üretilen kritik ürünlerin yerli olarak üretilebilir olması önemlidir. Bu Silahlı Kuvvetlerin savaşma yeteneğini doğrudan etkileyen önemli bir faktördür.Yani bir ülkenin caydırıcılığı ya da savaştaki başarısını doğrudan etkiler. Ülkenin iç ve dış tehditten korunması, birliğini, bütünlüğünü muhafaza etmesi ve diplomatik alanda ulusal çıkarlarını koruması için olmazsa olmaz bir faktördür. Böyle somut ve hayati çıktılarının yanısıra yukarıda bahsettiğim gibi burada kazanılan teknolojik yetkinlikler, hayatın her alanında somut olarak kullanım yeri bulabilmektedir. Bu nedenle savunma sanayi-ne; bir yandan bağımsızlık, birlik, bütünlük sorunu olarak bakarken diğer yandan sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülke olmanın önkoşulu olarak da bakmak gerekmektedir. Ancak burada temel sorun; her şeyi dışarıdan, zorlanmadan alma kolaylığına alışmış olan bürokrasi ve buna göre formatlanmış tedarik mevzuatlardır. Hiçbir başarısızlık riskine girmeden, zaman kaybetmeden sadece para ödeyerek sorun çözme kolaycılığı ve bunun, uluslararası askeri silah teçhizat ticareti konusunda uzman pazarlamacıların tam saha presleriyle desteklenmesi, yerli milli sanayi geliştirmenin önünde en büyük engeldir. Buna satıcı ülkenin politik manipülasyonlarını da eklemek mümkündür. Bütün bunlara rağmen bu konu artık günümüzde bir ülkenin varoluşu ya da yok oluşuyla doğrudan alakalı bir hale gelmiştir. Onun için mutlaka başarılmak zorundadır. Tasarım yeteneği de teknoloji yeteneği kadar mutlaka sahip olunması gereken önemli bir yetenektir. Yurt içinde savunma sanayi yeteneğine sahip olmanın iki temel faydası daha ön plana çıkmaktadır. Bunlardan birisi gömülü yazılım kullanan sistemlerin kodlarına hâkim olma mecburuyeti diğeri satış sonrası hizmetler konusunda dışa bağımlıhktan kurtulmuş olmanın bir savaş durumunda önemi. Birinci konu da kasdettiğim; eğer sistemleriniz size ait değilse içinde koşan compile edilmiş yazılımlara yerleştirilecek arka kapılarla uzak-tan etkisizleştirmenin mümkün olması. Bu çok hayati bir konudur. Yerden, uydudan, gemiden v.s. sis-temleri uzaktan susturmak mümkündür. Teknolojiyi üretmiyorsanız sadece izin verilen kadarını, izin verilen yerde, izin verilen düşmana, yani sadece üretici ile ortak düşmanınıza karşı kullanabilirsiniz. Diğer konu ise; dışardan aldığınız bir sistemle savaşa girdiğinizde, arıza nedeniyle üretici desteğine ihtiyacınız doğduğunda, ya da tecrübi stokun üstünde yedek parça ihtiyacı doğduğunda temin edebilmeniz ciddi problemdir.

ÜLKELER KENDİ MİLLİ GÜVENLIKLERINI SAĞLAYABILMEK İÇIN SAVUNMAYA PARA HARCAMAK ZORUNDADIRLAR. BU HARCAMALAR! BELLİ BİR DİSİPLİN İÇİNDE YAPMAK SURETİYLE KENDİ MİLLİ SAVUNMA SANAYİLERİNİ GELİŞTİREBİLİRLER.

TÜRKİYE’DE SON YILLARDA SAVUNMA SANAYİNE ARTAN ORANDA AĞIRLIK VERILMEKTEDIR. BUNUN BİR SONUCU OLARAK DA SAVUNMA SİSTEMLERİMİZDEKİ YERLİLİK ORANI % 55’E KADAR YÜKSELMİŞTİR.

Bu konuda Türkiye’de herşeye rağmen güzel gelişmeler kaydedilmiş durumdadır. Ancak daha katedecek çok mesafe var. Özel alaşımlı metaller, yüksek teknoloji gerektiren malzemeler, uçak, tank, gemi motoru ve transmisyonları gibi alanlarda çok işimiz var. Mesela Uçak iniş takımları konusunda firma belirleme sürecine kadar gelindi. Uçak ildimlendirme ve kabin basınç sistemleri konusunda çalışıyoruz. Uçak motorlarında TEl ve Kale Havacılık ciddi mesai harcıyor. Bunun yanı sıra firmalarımızın münferit olarak parka üretim gayretleri devam ediyor. Bu şekilde üretilen pek çok parçanın sertifikasyon süreçleri bile tamamlandı.

Türkiye’nin yazılım ve elektronik teçhizat, kompozit malzeme üretme yeteneği önemli bir noktaya geldi. Ama bu yeteneğin doğru yönlendirilmesi ve talep yaratılarak geliştirilmesi çok önemlidir.

■ İkitelli Organize Sanayi Bölgesi HUFBM Projesinin devamını getirmeye çalışıyor? Bu projelerin ve lalarından birisi de İkitelli firmalarından, Savunma ve Havacılık için üretim yapan firmaların bu işi daha doğru mecralarda yapmalarını sağlamak için küme içinde yer almalarını sağlamak idi. Bu konuda somut neticeler elde edildi. Pek çok firmamız SAHA İstanbul’da yerini aldı. Projenin ikinci aşama beraberindeki çalışmaların İkitelli sanayicisine, ülkemizin savunma, havacılık ve uzay sektörlerine katkısı ne olacaktır? İkitelli bu sektörlerde öncü ve marka firmalar çıkarabilir mi? SAHA İSTANBUL İkitelli Organize Sanayi Bölgesi HUFBM Projesinin ortağıdır. Bu projenin birinci aşamasında çok somut ve başarılı işler yapıldı. Çok başarılı bir ekip kuruldu ve bu ekip çok özverili çalışmalar ortaya koydu. Başta İkitelli OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sayın Şaban GÜL-BAHAR, projenin motivatörü, Kale Grubu Danışmanı ve partnerimiz HUKD’nin Genel Sekreteri Yalçın YILMAZKAYA olmak üzere bütün proje ekibini gönülden kutluyorum. Bu çalışmanın hâsısında SAHA olarak proje içinde yer almak suretiyle, İkitelli OSB firmalarının teknolojik yetkinlik düzeylerini havacılığın ve savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu seviyelere çekmek, zaten bu yeteneğe sahip olanları havacılık sektörüne evirmek için gayret sarfediyoruz. Bu iki projenin en büyük çıktısı; farkındalık yaratma, özgüven duygusunu geliştirme ve kalifikasyon düzeylerini belgelendirme konusundaki başarısıdır. İhtiyaçtan üreticinin haberdar olması ve kendisini ihtiyaca göre geliştirmesi önemli bir gelişmedir. Bu nedenle yapılan çalışmaları önemsiyor ve etkilerinin artarak devamını diliyorum.

■ Türkiye son zamanlarda zor günler geçirdi. Büyük badireler atlattı. Buna rağmen genel ve havacılık sektörü ile ilgili” 2023 yılında 375 milyon insanın havayolu ile gelip gittiği bir ülke olacağız” şeklinde hedefler söz konusu. Bu konuda görüşleriniz nelerdir sizce bu hedeflere ulaşabilir miyiz? Dünya haritasını önünüze açın ve iğneyi İstabul’a batırın ve bakın. İstanbul’un demografik ve ekonomik olarak ne kadar yoğun bir bölgenin merkezinde olduğunu görürsünüz. Kültürel ve tarihsel kimliği ve kültürler arası köprü niteliği, turistik zenginliği dikkate alındığında İstanbul ‘un dünyanın kalbi olduğu görülmektedir. Istan-bul’un halen 70 milyon olan yolcu kapasitesi 3. Hava Limanı devreye girdiğinde 220 milyona çıkacaktır. Zaten dışarda tedirginlik yaratan husus mevcut potansiyelin altyapı ile destekleniyor olmasıdır. Bu potansiyelin; yer hizmetleri, turizm v.s getirilerinin yanısıra yabancı hava yollarının bakım hizmetlerinin de ülkemizde yapılması gibi sonuçları olmaktadır. Halen üyemiz olan THY Teknik 300’ün üzerinde hava yolu şirketine bakım desteği vermektedir. Bu hizmetin maddi getirisinin yanısıra bakımda kullanılan malzemelerin yerli sanayi ile üretilmeye başlanması kendi uçağın yapılmasının yolunda önemli bir katkı sağlayacaktır. Mevcut durumda THY Teknik bu bakım hizmetlerinde kullanılan malzemelerin ithalatı için yılda 400 milyon USD’lik yedek parça ve bakım malzemesi ithalatı yapmaktadır. Yalnızca bu malzemelerin millileştirilmesi bile ekonomimize ciddi bir katkı sağlayacaktır. Yerli ürüne dönüştürülecek bu malzemelerin aynı zamanda ihraç edilmesi ve/ veya milli olarak geliştireceğimiz ve üreteceğimiz hava araçlarında kullanılması bizi çok ileri bir noktaya taşıyacaktır.

■ Son olarak ülkemizin Savunma, Havacılık ve Uzay çalışmalarında dünya standartlarını yakalaması için ne yapması gerekir? Çalışmaları yürütecek kurumlar başta olmak üzere teknik ve akademik kadro için uygun alt yapıya sahip miyiz? Değilsek hazırlanıyor muyuz? Ülkemizin Savunma, Havacılık ve Uzay çalışmalarında dünya standartlarını yakalaması için en önemli parametre eğitilmiş insan kaynağıdır. Yeni hava aracı tasarlama ve üretme için bunu yapabilecek yeterlilikte eğitim almış ve birikime sahip insanların yetiştirilmesi ve gerekirse bu konuda tersine beyin göçünün motive edilmesi gerekir. Temel eğitimlere önem verilmesi ve üstün zekalı çocukların temel eğitimlerde özel programlar uygulanarak eğitilmeleri ve teknoloji üretebilir hale getirilmesi hayati derecede önemlidir. Bunun yanısıra mühendislik eğitimlerinin sanayinin içinde ve sanayinin ihtiyaçlarına uygun olarak verilmesi, sanayinin pratiklerinin ve sorunlarının üniversitelere taşınması çok önemlidir. Mühendislik eğitimleri boyunca öğrencilerin sanayinin içinde ve yoğun bir uygulamalı eğitime tabi olmaları savunma ve havacılık sanayinde sektöre çok şey katacaktır. Üniversitenin akademik birikiminin sanayinin hizmetine sunulması, yeni ve inovatif ürünler geliştirilmesi için motor güçtür. Ancak bunun hayatın pratikleri içinde realize olabilmesi için doğru ve işletilebilir, sürdürülebilir modeller oluşturulması önemlidir. SAHA ISTANBUL, Üniversite Sanayi iş birliğinde yeni bir model geliştirdi. Bünyesindeki 11 üniversiteden 4’ü ile somut konuları içeren protokoller yaptı. Bu üniversiteler, Istanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesidir.Bu konuda diğer önemli bir husus da teknisyen eğitimidir.

Milli savunma sanayı projelerınde ve havacılıkta, yerli katkı oranını arttıracağız. Bazı krıtık projelerde %100 yerlilik düzeyıne ulaşmak zorundayız.

Mühendislerin eğitimi için arzu ettiğimiz uygulamalı ve sanayinin pratiklerinden beslenen eğitim modelinin, teknisyen eğitiminde de kullanılması önemlidir. Teknik liselerin çok özel yetenekli ve zeki çocuk teşekkül etmesi, liselere sınavla girilebilmesi ve mühendisliklere bu liselerden geçilmesi sağlanmalıdır. SAHA ISTANBUL olarak özellikle EASA ve FAA sertifikalı uçak teknisyeni yetiştiren teknik liselere bünyemizdeki firmalar ile destek veriyoruz. Örneğin üyemiz Skyjet firması uçak teknisyeni eğitimlerini bu sertifikalarla verebilmektedir. Aynı zamanda HUKD’nin bu konudaki çalışmalarını önemsiyoruz. Orada geliştirilen üniversite destekli model başarılı olduğunda diğer yerlerde de uygulanma imkanı olacaktır. insan kaynağının yanısıra diğer önemli bir parametre de irade’dir. Karar vericilerin milli kritik sistemlerin millileştirilmesi konusunda yilmaz bir iradeye sahip olması çok önemlidir. Ancak bu iradenin bürokraside karşılık bulması ve orada oluşacak direnci yenecek ve bu konudaki gayretlerin başarıya ulaşmasının önünde-ki bütün engellerin kaldırılması gerekmektedir. Projelerin realize olmasında en önemli konulardan birisi de finansal kaynağın planlanabiliyor olmasıdır. Bu konuda son yıllarda Ar-Ge’ye ayrılan kaynağm arttığından bahsediyor olsak bile ekonomi, havacılıkta pazarda olan ülkelerle mukayeseli ölçeklendirildiğinde çok daha fazla kaynak ayrılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Son ve en önemli konulardan birisi de sabır’dır. Ar-Ge doğa-sı gereği zaman ister. Bu bizim millet olarak yumuşak karmmızdır. Herşey hemen olsun isteriz. Bizim bu zafiyetimiz maalesef bazı art niyetli dış alım düşkünleri tarafından istismar edilmektedir. Herşey çok acil ihtiyaç kapsamında tedarik edilmeye çalışılır. Dışardan ithal edilen bir ürünün çok acil alımına çıkılması demek, yabancıdan almaya devam edeceğim, bunu millileştirmeye niyetim yok demektir. Hem millileştirme istiyormuş gibi yapıp hem de acil alıma çıkmak tamamen bürokratik bir aldatmacadır. Siyasi iradenin bu konuda çok net ve kararlı bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Bu bileşenleri biraraya getirdiğimiz takdirde başarılı olmamamız için hiçbir neden yoktur. Başaracağımıza inanıyorum. Konjonktür bizi hızlı hareket etmeye ve hata yapmamaya zorlamaktadır. Yeterince zaman, zemin, beyin, para ve genç kaybettik. Artık daha iradeli ve kararlı olmak zorundayız.

Kaynak: İkitelli OSB Haber Dergisi