Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,66 / Satış: 5,69
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

Mutlusan Elektrık Yönetım Kurulu Başkanı Mustafa KAÇMAZ

admin
admin
  • 12.12.2016
  • 1.379 kez okundu

mutlusan-1Mutlusan Elektrik; İkitelli Organize Sanayi Bölgesinde kurulu bulunan 40.000 metrekarelik üretim tesisi ile elektrik malzemeleri sektöründe 33 yılı geride bırakan ve her yeni yılı yeni başarılarla karşılayan, tüketici ihtiyaçlarını ve taleplerini dünya standartlarında karşılamaya devam eden marka bir firma.

Müşteri Odaklı ve öncelikli üretim anlayışım, eğitimli personeli ile kalite anlayışına ve markasına yansıtan Mutlusan Elektrik üretiminin yüzde 45′ ini 85 civarı ülkeye ihraç ediyor. Türkiye’ nin 81 ilinde bayilikleri olan ve İstanbul’da Perpa ve Karaköy’ de olmak üzere 2 ana mağazasıyla müşterilerine ulaşan firmanın büyüme sürecini, 2017 hedef ve planlarını, elektrik sektörünün sıkmtılarmı ve beklentilerini Mutlusan Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa KAÇMAZ ile konuştuk. Erken yaşlarda başladığı ve mücadelelerle geçen iş hayatının kendisine kazandırdığı deneyimleri. çok yönlü ve aktif sosyal yaşamıyla bütünleştiren ve günümüze uyarlayan Mustafa KAÇMAZ’ m samimi,sorgulayıcı, düşündürücü açıklamalarını ilgiyle okuyacağınız’ düşünüyoruz.

■ İkitelli Organize Sanayi Bölge-sinde Mutlusan Elektrik’i bilmeyen yok. Fakat çalışmalarınızı ikitelli ile sınırlamamak gerekiyor. Ürünleriyle kalite ve marka olmuş bir firmadan bahsediyoruz. Son çalışmalarınızdan bahsedelim istiyorum. Türkiye’nin genel profilini göz önünde bulundurursak Mutlusan Elektrik; yatırımlarını, üretimlerini neye göre planlıyor, neler yapmayı hedefliyor? Öngörüleri ve yatırım planları nelerdir? Mustafa KAÇMAZ: 1973 yılmda sektöre girdim. 10 yıl sonra, 1983 yılının üçüncü aymda Karaköy bankalar caddesinde firmayı kurduk. 20 metrekarelik bir alanda üç kişi başladık. Orada işimiz büyüyünce Perpa Ticaret Merkezinde bir yerimiz oldu. Sonra ambarlara yakın olması münasebeti ile Zeytinburnu’nda bir yer edindik ve İstanbul içi ve Marmara Bölgesi’ndeki çalışmaları yürüttük. Her geçen gün firmamız gelişerek büyüdü. Hem personel sayımız hem de şube sayımız arttı. Daha sonra bir arkadaşım vesile oldu ve önce İPKAS Sanayi Sitesi’ ne sonrada şu anda bulunduğumuz yere geçtik.

■ Ne kadar kaldınız İpkas’da? KAÇMAZ: 2007’ye kadar İpkas’da kaldık. Tabi bu süre içersinde çalışma-larımızı yürüttüğümüz 800 metrekare yer bize yetmemeye başladı. Yan yana olan dükkânlarm bir kısmını satın aldık, bir kısmını kiraladık ve alanı büyütmeye çalıştık. Ancak bu da geçici bir çözüm oldu.

■ Ekonomik sıkıntıların yaşandığı bir dönem miydi? KAÇMAZ: Kendi içimizde bir takım sıkıntılarımız vardı ama o günkü koşullarda kâr payları daha iyiydi.

■ Daha kolay mı hedef belirliyordunuz? KAÇMAZ: Elbette. O hedefler belirlenebildiği için bu firmalar büyüdü. Bizim sektördeki birçok firma böyle büyüdü. Ben her zaman her fırsatta İpkas Sanayi Sitesi Başkanı Mustafa Bey’e teşekkür etmişimdir. Bizim sevkiyat durumumuz olduğu için faaliyet alanının dışına çıktığımız dönemlerimiz olabiliyordu. Caddelere taştığımız zamanlarda komşularımız şikâyete gitmişlerdi. Onlara karşı firmamızı övücü ifadelerle durumu kurtarmaya çalışmaları bizim için çok önemlidir. İstihdamımızı, ihracatımızı örnek göstererek bizi idare etmelerini sağlamak takdirlik bir davranıştır. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Istanbul’un merkezi konumundadır. İpkas’da sıkıntılar yaşayınca İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nin dışına çıkmamaya önem göstererek; “Ne yapabiliriz ne edebiliriz?” diye düşünmeye başladık. Bir arayış içerisine girdik. Kardeşlerim HüsĞyin Kaçmaz, Hıdır Kaçmaz, kuzenimiz Gündüz Kaçmaz ve tüm ekibim-le birlikte burada bir arsayı düşündük. Toplamı 7 bin metre kare olmak üzere bir arsa aldık. 2007 yılında ise şu anda içinde bulunduğumüz, kapalı alan olarak yaklaşık 40.000 metre karelik bir arazide faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu işe üç kişiyle başladık. Şu an Mutlusan bünyesinde 500 kişi var. 500 kişinin dışında bir de yan sanayi ile beraber 860 kişiyiz. Mutlusan zor süreçlerden geçerek bugünlere geldi. Türkiye’nin 81 ilinde bayilerimiz var. 85 ülkeye ihracat yapıyoruz. Gerek ihracat gerekse satış pazarlamadaki arkadaşlarımızla diyaloglarımı canlı tutmak istiyorum. Satış pazarlamanızın güçlü olması gerekiyor. Eğer satış gücünüz varsa üretiminizde bir takım yenilikler ve yatırımlar yapabilirsiniz. Gelinen noktaya baktığımızda şunu söyleyebilirim; biz sanayicilerin işi gerçekten kolay değil…

■ Sanayicinin üstündeki yük çok fazla. Siz de rahatınıza bakabilir ve kolay yoldan para kazanmayı tercih edebilirsiniz. KAÇMAZ: Şöyle söyleyeyim biz işin mutfak kısmmdayız. Başkanlığa Sayın Bakan geldiğinde de arz ettim; sanayici için işin mutfak kısmı çok önemli. Bir restorana ilk gittiğinizde şık masalar, tabaklar, hizmet eden garsonlar göre-bilirsiniz. Ancak bu işin görünen yüzü, bir de görünmeyen yüzü var. Pişirilen yemekler nasıl pişiriliyor, nasıl hazırlanıyor, ne kadar fire veriyor. Ne kadar zahmet, ne kadar eziyet var?

Ben kendi ülkeme yatırım yapmaktan daha mutlu oluyorum. kendi insanıma, kendi ülkeme faydalı oluyorum ve kendi insanımı ıstıhdam edıyorum.

 Çalışan-lar gecenin saat kaçmda geliyor? Ku-rum ismi vermeden bir örnek vermek istiyorum. Şu anda Istanbul’un m
arka restoranmın seksenli yaşlarmdaki sahibi hiç ihtiyacı olmamasına rağmen gecenin bir saatinde gidip mutfağı için hazırlık yapabiliyorsa bu onun nasıl marka olduğunun göstergesidir. Her gece o saatte gider, hazırlığını yapar ve restoranma gelen bütün misafirlerini tek tek dolaşır. Herkese; “Afiyet olsun, hoş geldiniz” der. Ama önemli olan mutfak bölümüdür. Biz sanayiciler gerçekten mutfak bölümündeyiz. Bir kere 500 kişi istihdam ediyoruz ve bu 500 kişinin sorumluluğunu taşıyoruz. 2000 çalışanı, 5000 çalışanı, 10.000 çalışanı olan sanayici arkadaşlarımız da var. Bizim bize göre yükümüz var, onlarm da kendilerine göre yükleri var. Büyük dağın büyük karı olur. Öyle derler bizde, çünkü her firma kendine göre iş yapar. Şimdi mesela sektörde baktığımızda birçok firmalar var, onların da kendilerine göre sorunları var. 500 kişi diyoruz. 500 kişiye göre derdimiz, sıkıntımız var. Sabit giderlerimiz var ve bu sabit giderleri mutlak surette karşılamak zorundayız. Karşılamazsanız bu çark döner mi? Döndürebilmek için ben ve ekibim, var gücümüzle abartı olmasm ama günde 14-15 saat çalışıyoruz. Sabah erken saatlerde fabrikaya geliyorum. Fabrika müdürü, üretim müdürü ve diğer

 iosb-ilknurÇalışma arkadaşlarıma sıklıkla söylerım; ben, benımle yürüyen insan istemiyorum, koşan insan istiyorum. koşan insan başarılı olur, koşmuyorsa yürüyorsa çalışmanızı da engeller sizi de engeller. performansınızı düşürür, tüm enerjinizi alır.

Birim müdürleri ile beraber işletmenin içinde dolaşıyoruz, kontrollerimizi yapıyoruz. Insan istihdam etmek sanayici için çok zor. Sanayici istihdam kadar içerideki yatırımları da göz önünde bu-lundurmak zorundadır. Sanayici yeni teknolojiye ayak uydurmak, ona göre makine parkurunu genişletmek, Ar-Ge bölümünü geliştirmek durumundadır.

■ Tabi ürünler yenilik istiyor. KAÇMAZ: Ar-Ge bölümünü göz ardı edemezsiniz. Bu bizim için çok önemli. Bununla beraber kalıp hane ve kalite kontrol bölümleri de çok önemli. Hepsini bir araya getirdiğiniz-de üretici firmaların işleri ne kadar zor anlayabiliyorsunuz. Belli bir kâr payı var ve bu kâr payıyla dönüp gidiyor. Ama üretici öyle değil. Üretici 24 saat çalışıyor. Hatta yirmi dört saat gözüne uyku girmiyor.

■ Hata payınızın düşük olması lazım. Hata payı maliyetlerinizi arttırır. KAÇMAZ: Kesinlikle. Üretimi ne kadar arttırır ve satışı ne kadar çok gerçekleştirirseniz sizin maliyetleriniz de o kadar düşecektir veya fiyatları-mz ona göre ayarlanacaktır. Biz bu sıkıntıları yaşarken Türkiye’nin bir de hammadde sorunu var. Hammadde girdi fiyatımız çok yüksek. Hammadde fiyatlarını düşüremiyoruz. Yani ham-madde ithal geliyor.

Doların yükselmesi ile daha da sıkıntılı bir hal aldı galiba. KAÇMAZ: Tabi. Doların yükselme-si ile fiyatlarda ciddi yükselme oldu. Firmanın hammadde girdisi yüksek, işçi giderleri yüksek, vergi giderleri yüksek, enerji giderleri yüksek, Ar-Ge maliyetleri yüksek. Bu gider maliyetleri de maalesef fiyatlara yan-sımak zorunda kalıyor. Bu koşullarla yurt içinde rekabet edebilirsiniz ama yurt dışı ile nasıl rekabet edeceksiniz? Bir de merdiven altı diye tabir ettiği-miz firmalar var. Bu firmalar bir türlü denetim altına alınamıyor. Sonuçta on-lar da personel çalıştırıyor. SSK’sı yok, vergi çok vermiyor, elektrik kaçak… Türkiye’nin şu zor şartlarında ben somut adımlar atılmasından yanayım. Eğer somut adımlar atılabilirse iddia ediyorum; yapmış olduğumuz ihracatı en az dört katına çıkartabiliriz. Çünkü biz yurt dışında rekabet edebileceğimiz kaliteye sahibiz.

■ Ürün alanınız da geniş. KAÇMAZ: Ürün alanımız da geniş. Kablo kanalı ve plastik grup-larda geliştirdiğimiz yeni ürünler ile Türkiye’ de pazar liderliğine devam etmekteyiz. Aynı zamanda Anahtar Priz grubumuzda da yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Ama bizim fiyatla orada bir şey yapamıyoruz. Maliyet kalemle-rimiz yüksek. Vergi, SSK, elektrik bizi hırpalıyor. ■ Kaldı ki organize sanayi bölgesin-de olmanız münasebetiyle elektriği daha uygun bir fiyattan kullanıyor-sunuz KAÇMAZ: Elektriği %10 daha ucuza kullanıyoruz. Öyle hatırlıyorum ben. Buna rağmen çok pahalıyız. Yurt dışından bize teklifier var. Mesela komşumuz Bulgaristan’ın hükümet yetkilileri diyor ki; gelin tesisinizi kurun biz sizden herhangi bir şey talep etmiyoruz. Yeri de elektriği de bedava verelim. Yeter ki burada istihdam sağlayın, işçi çalıştırın.

■ Nasıl bakıyorsunuz? KAÇMAZ: Açıkçası bugüne kadar ülkemin dışında hiçbir ülkeye yatı-rım yapmayı hiç düşünmedim. Eğer yatırım yapmayı düşünseydim Rusya Moskova’dan da bize çok ciddi bir tek-lif geldi. Inanın, Moskova’daki teklife evet deseydim şu anda bulunduğum konumun beş altı katı kadar daha ilerde olurdum. Ama ben düşünmedim.

■ Milli duygular, milli değerler… KAÇMAZ: %100 öyle düşündüm. Gidene saygı duyarım. Bizim sektör-den ve diğer sektörlerden çok giden olmuştu. Ben kendi ülkeme yatırım yapmaktan daha mutlu oluyorum. Kendi insanıma, kendi ülkeme faydalı oluyorum ve kendi insanımı istihdam ediyorum. Çalışan bütün arkadaşlarımızla bir aile gibiyiz. 500 kişi de benim ailemdir. Bir araya geldiğimizde onları motive etmek, morallerini yükseltmek için elimizden geleni yaparız. Çalışma arkadaşlanma sıklıkla söylerim; ben, benimle yürüyen insan istemiyorum, koşan insan istiyorum. Koşan insan başarılı olur, koşmuyorsa yürüyorsa çalışmanızı da engeller sizi de engeller. Performansınızı düşürür, tüm enerjinizi alır.

■ Herkes bu kapıdan kolaylıkla girip sizinle sıkıntısını paylaşabilir mi? KAÇMAZ: Kapımız tüm çalışanlanmıza açık. Çalışanlarımızın tümü, ben ve yönetim kurulundaki arkadaş-larımla rahatça konuşabilir ve derdini anlatabilir. Insan kaynakları müdürü-müze, fabrika müdürümüze, üretim müdürümüze ve bütün müdürlere talimatım var. Arkadaşlarımız özel görüşmek istediklerinde gelip benimle görüşebilirler. Geldikten sonra ise siz onları sorgulamayacaksınız.

■ Baskı hissedecekler ister istemez. KAÇMAZ: Elbette.Tek başıma git-tiğimde makinenin başındaki çahşanla birebir sohbet ediyorum. Elimi vuruyobir arkadaşın yönetime mutlaka alın-ması gerektiğini düşünüyorum. Bir arkadaşın yönetime mutlaka alın-ması gerektiğini düşünüyorum. Dokunuyorum bir bakıyorum o gün müthiş derecede seviniyor. Benim tarafımdan insanlarm sorunlarının dinlenmesi, denetlenmesi onları son derecede mutlu ve motive ediyor. Burada hem birebir iletişimin önemini hem de disiplinli çalışmanın gerekliliğini vurguluyoruz. Disiplin olmayan bir yerde başarı olmaz. Benim de ustalarımdan, patronumdan öğrendiğim şeyler var. Biz de onların üzerine yeni bilgileri katarak geldik. Ayrıca 2006-2007 yılında dışandan danışmanlık hizmeti almaya karar ver dik. 3 firmadan damşmanlık hizmeti aldık.

■ Şirket yönetimi ve kurumsallaşma konusunda mı aldınız? KAÇMAZ: Tabii. Bunu bütün arkadaşlanma öneriyorum. Kendi firmalar= daha kurumsallaşmasmı ve büyümesini istiyorlarsa danışmanlık hizmeti almalılar.

■ Özellikle aile şirketlerinin, tam anlamıyla başarıya ulaşması, dönem atlaması, kuşak atlaması için danışmanlık şirketlerinden profesyonel destek almaları çok önemli. KAÇMAZ: %100 katılıyorum. Aile şirketi bir yere kadar. Bizim sektörden yüze yakın kapanan aile şirketi örneği verebilirim. Neden kapandı? Kendilerini geliştiremediklerinden. Ben bilirim, ben görürüm, ben yaparım mantığıyla ayakta kalamazsınız.

■ Yeni kuşağın da çok sağlam bir firma yapısıyla karşılaşması gerekir. KAÇMAZ: Evet. Bu konuda bir ilave yapmak isterim. Danışman firma sizin doktora gidip checkup yaptırdığınız gibi şirketin tamamını checkup yapıyor. Diyor ki; senin şu şu noktada boşlukların var. Aile fertlerinin çocuk sayısını belirliyor ve şirkette değerlendirebileceği konuma göre eğitim almalarını sağlıyor. Geldiklerinde işleri hemen hazır olmuyor. Bizim başka bir şartımız daha var. Yabancı dil. En az iki-üç yabancı dili olacak ve bir yıl firmamızın dışmda yine en az bizden bir – iki tık yukarıda olan bir firmada çalışmış olacak. Ancak o bir yıldan sonra bizim bünyemize gelip çalışabilir. Ayrıca buraya geldiğinde tepeden başlamayacak. En alttan ve bütün birimleri tanıyarak gelecek. Böylelikle şirketin tüm kademelerine dair bilgi sahibi olacak. İşte o zaman 43 yılımı verdiğim bu firmayı gönül rahatlığıyla yeni kuşağa teslim edebilirim.

■ Şu an o rahatlıkta mısınız peki? KAÇMAZ: Tam olmasa da bu rahatlığı hissediyorum. Biz gerçekten aile şirketiyiz ama yönetimi oluşturan arkadaşlarımla son derece uyum için-deyiz. Benden sonra bu firmayı ileriye götürecek en az üç tane isim sayabilirim. Önemli olan şu; bu firma kolay kurulmadı. Ben 1973 yılında sektöre girdim, 1983 yılmda firmayı kurduk. Kaldı ki sermayem bile yoktu. Ancak ben çok iyi bir firmada yetiştim. Benim yetiştiğim firma sektörümüzün en iyi firmalarından bir tanesiydi ve ben o firmayla her zaman onur ve gurur duydum. İyi bir tezgâhta yetiştik ve işimizi iyi öğrendik. Öyle bir tezgâhta yetiştiğimiz için de kendi tezgâhılmızı kurduk. Kendi tezgâhımızı kurarken de bize kol kanat gerdiler, destek verdiler. Bu benden de kaynaklandı. Dürüst, doğru ve ilkeli çalıştım. Çok çalışkandım, kalıbıma sığmıyordum. Hala da koşturuyorum. 20-25 yıla yakın bir süre elimde çantayla Türkiye’yi karış karış gezdim. İşimiz hala bitmedi. Bilgi paylaştıkça güzelleşir ve çoğalır. Kurumsallaşacağız. Tam olmasa bile bu firma %85 düzeyinde kurumsallaşma noktasmda. Daha %100 değil. Çünkü eksiklerimiz var. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Yaşadığımız dünya o kadar hızlı akıyor ki sizin o akıştaki teknolojiye, değişime ayak uydurmamz lazım. Uydurabilmeniz için de en başta ifade ettiğim gibi koşmanız lazım. Koşan kadroyu engelleyecek insanlar olursa, onları da ayıklamamız gerekiyor. Bizim Türkiye olarak çalışmaya, koş-maya ihtiyacımız var. Son zamanlarda yaşanan olayların tamamını bertaraf etmemiz için ekonomimizin çok iyi olması şart.

■ Lokomotifimiz sanayi. KAÇMAZ: Kesinlikle. Biz üreteceğiz, satacağız bu ülkeye çok büyük dövizler kazandıracağız ve dengeler oturacak. Eğer ihracat yapmazsanız açıkça söylüyorum o zaman kendi içimizde döner dururuz. Bir sorunuz aklıma geldi hemen ona da yanıt vermek isterim. İhracat yaptığımız ülke lere siyasilerin seslerinin biraz yüksek olması bizi rahatsız ediyor. Bir örnek vereyim; 15 Temmuz olayı yaşandı. 15 Temmuz’u Türkiye’deki her birey gibi bende lumyorum ve lanetliyorum. Allah böyle bir şeyi bir daha yaşatma-sın. Kâbustu bizim için. Tabi sıkıntılar zorluklar yaşadık. Dünyanın gözü üzerimizde idi. Biz de şirket içinde bir toplantı yaptık. Bir kriz masası oluşturduk. Nereye gidiyoruz? Ne yapıyoruz? Sonuçta 550 kişi istihdam ediyoruz. Dolayısıyla bu insanların hayatlarmdan, geleceklerinden ve bu firmanın geleceğinden biz sorumluyuz. Sorumluluğumuzu yerine getirebilmemiz için toplantılar yaptık. A planımız ve B planımız belirlenmişti Çok şükür korktuğumuz olmadı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye normalleşti.Biz ihracat yapan bir firmayız. İhracat yaptığımız ülkelerin kafasında Türkiye’ye karşı kötümser bir tablo oluştu. Bu tabloyu ortadan kaldırmanın yollarını bulmamız gerekiyordu. Türkiye’de askeri bir darbe olmadı. FETÖ denen terörist bir örgütün hain girişimi ile karşılaştık. Bu hain girişimden sonra biz, dünyada ihracat yaptığımız bütün ülkelerle bir toplantı yaptık. Onlara 12 Eylül’deki gibi bir olağanüstü hal olmadığını ve rahat olmaları gerektiğini izah ettik. Bugünkü Olağanüstü hal ile yaşamımızda hiçbir değişiklik olmadı. Sabah işime geliyorum, akşam toplantımı yapıyorum veya arkadaşlarımla yemeğe gidiyorum. Hiç kimse bana bir şey sormuyor. Bu olağanüstü hal durumu devletimiz için geçerli. Sivillerle ilgili hiçbir şey yok. Tüm bunları ihracat yaptığımız firmalara da anlatma ihtiyacı duyduk. İhracat birimimizle yaptığımız toplan-tının ardından birim yetkilimiz, o gün-den bu güne bütün ülkeleri geziyor. Bütün müşterilerimizi dolaşıyoruz.

Yani etkiyi biraz daha minimize etmiş oldunuz. Birazda yeni ürünlerinizi ve hedeflerinizi konuşalım. Ürünlerinizi belirlerken neleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Teknolojiye, inovasyona yatırım yapıyor musunuz? Tasarruf, güvenlik, kalite unsurlarına dikkat ediyor musunuz?

ÜRETIME GIRDIĞIMIZ 1994 YILINDAN BUGÜNE KADAR IFADE ETTIĞIMIZ TÜM UNSURLARA %100 BAĞLILIK GÖSTERDIK. GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE KALITE VE AR-GE ÇALIŞMALARI YAPARAK PAZARA YENI ÜRÜNLER KAZANDIRDIK.

KAÇMAZ: 1994 yılında üretime girdiğimiz gün-den bugüne kadar ifade ettiğiniz tüm unsurlara %100 bağlılık gösterdik. Günün şartlarına göre kalite ve AR-GE çalışmalarıyla pazara yeni ürünler kazandırdık. Mutlusan Elektrik üre-time girmeden kablo kanalı ve pvc kablo kanallarırruz çok ciddi oranda ithal ediliyordu. Almanya, Fransa ve İngiltere pazardaki ilk üç ülkeydi. Paramı7 yurtdışına gidiyordu. Biz üretime girdikten sonra ithalatı kestik. O para bizde kaldı. İhracat yaptık ve bu ülkeye döviz kazandırdık. Kablo kanalında sürekli kendimizi yeniledik. Dünyada bu konuda gelişmiş ülkeleri ve fuarlan gezdik. En az 100’e yakm ülkede fuarlara katıldık. Bu fuarlar bizi çok iyi yerlere taşıdı.

Avrupa standartlarına ya da ihracat yaptığınız 85 ülkenin ürün çeşitliliğine ulaştınız mı? KAÇMAZ: Hangi yıl olduğunu hatırlamıyorum ama Hürriyet gazetesinde hatta birçok gazetede demecim yayınlandı Tahminimce 1994-1995 yıllarıydı. Demecimde; “Biz Mutlusan olarak Avrupa standartlarını yakalamak mecburiyetindeyiz.” ifadelerine yer vermişim ve o dönem önemli bir hedef belirlemişim. Avrupa’daki kalite standartlarını yakalamak zorundayız demişiz ve yakaladık. Nasıl yakaladık? Çalışarak, üreterek ve sürekli kendimi-zi yenileyerek.

Şu anda pazar payınız yüzde kaç oranında? KAÇMAZ: İç piyasamız %55, ihracatımız % 45. Yani böyle bir rakam var. %40 – 45’ler bandında gidip geliyor.

ki Hedef belirlediğinizde bu oranın kaça çıkmasını istiyorsunuz? KAÇMAZ: Benim hedefim %50 -%50. %50 iç piyasa %50 dış piyasa olsun istiyorum. 2017-2018 için böyle bir hedefimiz var. Kendi içimizi yenilediğimiz gibi bizimle beraber koşan yeni ürünler bulmalıyız. Mesela anahtar priz’de Türkiye’de marka olmuş birçok firma var. Ancak bu marka olmuş firmaları, markalaştıranlardan bir tanesi de Mutlusan Elektrik’tir. Anahtar prizle hem iç piyasada hem de dış piyasada çok ciddi bir pazar payı alacağımıza inanıyoruz ve çalışmalanmızı da bu doğrultuda sürdürüyoruz. Ürün gamıyla ilgili gerek Avrupa’da gerek Türkiye’de gerekse diğer ülkelerdeki yenilikleri takip etmek,

günün teknolojisine ayak uydurmak ve günün koşullarına göre üretim yapmak zorundasmız. Mutlusan bunu gerçek-ten iyi yapıyor.

■ İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ni genel olarak değerlendirdiğinizde sanayi ve sanayici açısından avantajları ve dezavantajları nelerdir? Organize Sanayi Bölge Başkanlığından beklentileriniz nelerdir? KAÇMAZ: Bir kere şunu söyleyeyim; biz buraya ilk geldiğimizde gerçekten burada yaşam olanağı ve hareket imkanı çok kolaydı. Ürettiğimizin sevkiyatı ile ilgili sıkıntı yaşamıyorduk. Son yıllarda İstanbul içinde yoğunlaşan trafik yaşamı zorlaştırdı. Organize sanayi bölgesi başkanlığından beklentilerimiz çok. Başkanlığımızın incelediği, sorun olarak gördüğü durumları ve çözümü için yapılması gerekenleri zaman zaman yapılan toplantılarda bize anlatmaları gerekiyor. Bir araya geldiğimizde sadece ufak tefek sorunları konuşuyoruz. Oysaki şu trafik olayını, yönetimin mutlak

suretle karayollarıyla irtibata geçip çoktan halletmiş olması gerekiyordu. Dostlarımla yaptığım istişarelerde bölgenin gezilerek sorunların belirlenmesi ve çözümlenmesi beklentisi doğuyor. Bu yönde hizmet bekliyoruz. Şimdi her yönüyle bunu ele alabiliriz. Bölgenin avantajları vardı ancak yine son zamanlarda yapılan inşaatlarla iyice sorun yaşamaya başladık. Artık istediğimiz üretimi istediğimiz şekilde yapamıyoruz.

■ Taşıma sorunu mu yaşıyorsunuz? KAÇMAZ: Malesef. Organize sanayi bölgeleri olmazsa olmazlarımızın başında geliyor. Başkanlarımız söylüyorlar; 300 bin çalışanımız, 30 bin KOBİ var. Tamam, saygı duyuyorum. Şu anda İOSB %100 dolu. Peki bundan sonra ne yapacağız? Bana göre Başkanlıkta bir birim kurulmalı. Bu birim dünya firmalarıyla entegre olmamızı ve diyaloglar geliştirmemizi sağlamalı. Firmalarımıza farklı ülkelerden heyetler gelmeli, o heyetlere buradaki kurumlarımız gezdirilmeli. Yani bir şey yapmalı. Benim önerim; dış ilişkilerimizi ve ticaretimizi geliştirecek bir birim hızlıca hayata geçirilmelidir. Bu birimde birkaç dil bilen arkadaşlarımız çalıştırılmalıdır. İkitelli organize sanayi bölgesi Istanbul’un ve Türkiye’nin en önemli organize sanayi bölgelerinden bir tanesi ise buna uygun açılımlar yapmamız gerekir. Benim ihracatımı arttıracak neler yapılacaksa bunun adımları hızla atılmalıdır.

■ Dış ilişkiler mi geliştirilmeli? KAÇMAZ: Mutlusan sadece kaçmaz ailesinin şirketi değil. Bu şirket artık halka, ülkeye, topluma mal olmuş bir şirket. Ben böyle bakıyorum. Böyle baktığımız için de diyorum ki; organize sanayi bölgeleri daha doğrusu İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nin başkanları oturup; “Biz dünya ülkeleri ile nasıl bir ilişki içerisine girebiliriz? Nasıl irtibat kurabiliriz?” minvalin-de çalışmalar üretmelidir. Organize sanayi bölgesinde kaç sektör var ise; bu sektörlerle ilgili firmaların, sanayi odalarının, ticaret odalarının veya tüm ilgili kurumların bölgedeki firmalarla buluşturulmasını istiyorum. Heyetlerin  gidiş-gelişini biz karşılayalım, organize sanayi bölgesine getirelim ve sektörün ilgili firmalarıyla istişare yapalım. Firmalar bunlarla ilişkiye geçsinler, ticaret yapsınlar. Gerekirse yapmış olduldarı ticaretin belli bir miktarını da organize sanayi bölgesi başkanlığına versinler. Diğer önerim ise; organize sanayi bölgesinde üretilen ve farklı sektörle-re ait ürünlerin sergilenebileceği bir daimi fuar alanı yapılması. Modern ve büyük bir fuar alanı bölgemize yakışır diye düşünüyorum. Organize sanayi bölgesinde kim ne iş yapıyor, ne üretiyor? Hepsi fuar alanında sergilensin. Böylelikle bölgemizin firmalarını ve üretimlerini tanıyalım. Bu fuarı hem bizler gezelim hem de ilk önerimde de ifade ettiğim gibi OSB aracılığıyla bağlantı kurduğu-muz ülkelerdeki firmalar gelip gezsin. Böylelikle aradığım bir ürünün, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde ya da komşumda üretildiğini keşfedebilirim.

Röportaj yaptığımız firmaların çoğunun sıkıntısı aynı. Herkes işine yarayacak bir ürünü komşusunda bulabileceğini düşünüyor ama komşusunu tanımadığı için bağlantı kuramıyor.

KAÇMAZ: Ortak akıl bir. Doğru birdir. Benim gibi düşünen arkadaşlar da varmış demek ki.. O halde biz buraya kalıcı bir daimi fuar alanı yapacağız. Hem biz bölgemizdeki firmaları tanıyacağız hem de yurt dışından gelen firmalar bölgemizin ürün yelpazesini görme şansına sahip olacak. Fuarda bulduğum ürünü X bir firma üretiyorsa gider firmayı ziyaret ederim. Ya da başka bir firma benim ürünlerimi beğenir, gelir Mutlusan’ı ziyaret eder. Zaman zaman sizlerin yönlendirdiği, yurt dışından gelen heyetler oluyor. Ancak sektörümüzü ilgilendiren heyetlerin bizi ziyaret etmesini daha önemli buluyorum. Burada 37 tane kooperatifimiz, 11 tane müstakil parselimiz var. Kimseyi kastederek söylemiyorum. Kooperatif başkanlarımıza ve tüm yöneticilerimize saygı duyuyoruz ama 11 müstakil parselimizin de, Başkanlığımıza ve bölgemize her anlamda değer katacağına inanıyorum. Geçmişte seçimlere bizi temsilen bir arkadaşımız katılıyordu şimdi ise on bir arkadaşımız ayrı ayrı katılıyor. Bu bize yasanın, kanunun vermiş olduğu bir haktır. Bu haklarımızın kesinlikle alınmamasını, devam etmesini hatta müstakil parsel temsilcilerinden de iyi yerlerde olacağımızı düşünüyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullara rağmen hedef koymak mecburiyetindeyiz. Öncelikle kendi enerjimizi yüksek tutacağız. Daha sonra çalışanlarımızın ve bütün yöneticilerimizin moral ve motivasyonları iyi olacak. Ondan sonra da bu enerjiyi, güveni ve bir arkadaşın yönetime mutlaka alınması gerektiğini düşünüyorum.

 Artık yaşam’ kolaylaştırmak lazım. organıze sanayi bölgesındekı ilgili arkadaşların, yönetıcılerın, sayın başkanın bölgenın içinde gezerek buradakı eksiklikleri incelemesi ve not alması gerekir. sonrasında ise ilgili makamlarla görüşüp sorunları çözüme kavuşturmalıdır.

■ Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? KAÇMAZ: Ben çok teşekkür ediyorum, onur verdiniz İnşallah dile getirdiğimiz, konuştuğumuz dileklerimiz, temennilerimiz uygulamaya geçer ve bizler de mutlu oluruz. Biz üstümüze neler düşüyorsa yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Bir olduğumuz takdirde daha güçlü oluruz ve birlikte koşarız. Hepimiz birbirimize destek olacağız. 2017 yılı için belirlediğimiz hedeflerimiz ve ideallerinıiz var. Çok daha samimiyeti karşı tarafa vereceksiniz ve ülkenin geneline yayacaksınız. İnşallah organize sanayi bölgesi başkanlığımız bu düşüncelerimizi, fikirlerimizi dikkate alır ve müstakil parseldeki sanayici arkadaşlarımızı o yapının dışında tutmaz. Sanayinin mutfak kısmında yer alan arkadaşlarımın bölgemize fikirsel katkı sunacağını yinelemek istiyorum. Yeri ve zamanı geldiğinde birçok siyasetçimizin fikirlerimizden istifade ettiğini ve bunu kamuoyuyla paylaştığmı bizzat gördüm. Bu çok güzel bir duygu. Ben ülkemi seviyorum, halkımı seviyorum. Ülkemin, toplumun, halkımın menfaatine olan her şeyi söylemeye devam edeceğim.

Kaynak: İkitelli OSB Haber Dergisi