Reklam
Reklam
iosb ikitelli haber -
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Özel İkitelli OSB ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi

admin
admin
  • 01.04.2017
  • 1.267 kez okundu

Meyvelerini Vermeye Başladı

İkitelli başta olmak üzere, İstanbul’un ve Türkiye’nin ara eleman ve kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla açılan, Türkiye’de ilk özel ve organize sanayi bölgesi projesi olan, Özel İkitelli 05B Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bugün Mesleki ve Teknik Lise kategorisinde ciddi bir ivme yakalamış durumda. Milli eğitimin üst düzey yöneticilerinin ve yetkililerinin ilgisini çeken okul, yöneticilerin beğenisini kazanarak model ve örnek bir okul seçildi. Özel İkitelli OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bu başarıyı nasıl yakaladı?

Başarının arkasındaki eğitim anlayışı nedir? Kendi temizlik malzemesini, kozmetik ürünlerini üretip araç tamiri bile yapabilen öğrenciler hangi aşamalardan geçerek bu noktaya geldi? Öğrencilerin laboratuar ortamlarında edindiği deneyimler sanayide karşılık buluyor mu? Bu soruları ve merak ettiğiniz tüm soruları, okul kurucusu Tahir Fırat ŞUEKİNCİ yanıtladı.

■ ilgili yöneticilerin okulu örnek gösterdiğini ve takdir ettiğini görüyoruz. Şu anda 3200 öğrenci eğitim görüyor. Bu ciddi bir organizasyon gerektirir. Eğitim disiplin, düzen ve gelecek planlaması ister. Tüm bunları nasıl sağlıyorsunuz? Bu başarıyı nasıl yakaladınız?

Tahir Fırat ŞUEKİNCİ: Bildiğiniz gibi biz buraya ilk geldiğimizde burası inşaattı. İnşaatın tozundan toprağından kazıyarak bir okul inşa edelim dedik ama bunu yaparken de şuna önem verdik; diğer meslek liselerindeki teorik eğitim bu güne kadar ülkede hiçbir sonuç vermedi. Hep teori teori, derslerde anlatım, ortada bir tane cihaz, cihazın başında yüz tane öğrenci. Dokunmadan, yaşamadan çocuk bu işi öğrenemez diye düşündük. Ona göre projelendirdik. Ondan sonra ilk yılımızda 728 öğrenci aldık. Diğer meslek liselerini de inceledik. Diğer meslek liselerinde aşırı disiplin eksikliği vardı, hedef yoktu. Yaşayarak öğrenme modelini, disiplin modelini, ahilik sistemini kuralım istedik. Öncelikle çocukların ruhlar mı terbiye etmemiz gerekiyordu. İdeallerinin sadece mühendislik olmaması gerektiğini, çok iyi bir usta, teknik personel olma fikrinin de çocuklara aşılanması gerektiğini düşündük. Yunus Emre’den, Taptuk Emre’den bir örnek verdik. Her zaman çocuklara şunu derim: “Çocuklar, Taptuk Emre’yi Yunus Emre’nin hocası olduğu için tanırız. Taptuk Emre, Yunus Emre’ye ne dedi? Dergâha odun taşı dedi. Kırk yıl boyunca odun taşıdı ama odunların hepsi aynı boyda ve aynı düzlükteydi. Eğri odunlar yanmıyor muydu? Elbette yanıyordu. Ama Taptuk Emre ne dedi? Sen önce ruhunu terbiye edeceksin. Ondan sonra bu dergâha kabul edileceksin. Ve sonunda ne yarattı Taptuk Emre9 Yunus Emre’yi yarattı. Okulun Organize Sanayi Bölgesi içinde olması, çocukların burada fabrikaların, atölyelerin havasını koklayarak buraya gelmeleri ve bunu kanıksamaları meslek tercihi açısından kıymetlidir. Şu anda Z kuşağı da denilen bir plaza kuşağı var. Bu kuşak plazalarda büyüyor, ellerinde akıllı telefonlar, kendilerince bir giyim şekilleri var ve hayata sadece asosyal olarak bakıyorlar. Yani elektronik hayat, sosyal hayat bu şekilde gelişiyor ve bu tip şeyler zorlarına gidiyor. Biz bu çocuklara bunun doğru olmadığım anlatmaya çalışıyoruz. Bunu ne için yaptık? Kurduğumuz disiplin ağıyla okulumuza müdür yardımcılarının yanına idari amirler, onların yanına da ustalan koyduk. Devlet okullarında usta öğretici sistemi yoktur. Biz ne yaptık? Doğuş grubundan bir boya ustası aldık ve eğitim vermesi için çocuklara usta yaptık. Büyük bir makine firmasından bir makine teknisyeni aldık getirdik. Çocuk ustasmı da gördü, öğretmenim de gördü. Ustaya da öğretmenine gösterdiği gibi saygı göstermesi gerektiğini yaşayarak öğrettik. Atölyelerin tamammda makinelere dokundurduk. Örneğin otomotivde bir motoru tüm parçalarına kadar söküp birleştirip çahştırmadan mezun etmiyoruz, sınıf geçirmiyoıruz. Çocuk burada önce çizmeyi öğrendi sonra onu okumayı öğrendi ardından da o malı makineye bağlayıp bastıktan sonra çapağını temizlemeyi öğrendi. Her şeye elleyerek, dokunarak, sorumlululda ve hatalı çıkarsa bunun bir karşılığı olduğunu kanıksayarak öğrendi. Simülasyonla, simülatörlerle eğitim vermedik. Burada ilginç bir şey daha gördük. Matematikte veya İngilizcede çok başarılı olamayan bir çocuk makinede harikalar yarattı. Kimyada çözeltilerde sabun yapımında çok iyi çıktı. Çocuğun el, göz koordinasyonu farklı çalışıyor beyni farklı çalışıyor. İyi bir futbolcu, iyi bir bilim adamı olamaz. Bu da onun gibi bir örnek. Burada bunları keşfettik ve yıllar içinde iyi bir noktaya geldik. Gelinen nokta-da ise 186 çocuğumuzu mezun ettik. İlk mezunları verdik. Mühendisliğe 4 öğrencimizi gönderdik. Biz başarılı çocuğun da önünün açılmasını istiyoruz. Ama öncelikli hedefimiz; sanayiye ana eleman ve kalifiye personel yetiştirmek. Bu amaçla okulun içine bir kariyer merkezi kurduk. Kariyer merkezindeki ilk hedefimiz ise; staj için firmalarla

ÖNCELIKLE ÇOCUKLARIN RUHLARINI TERBİYE ETMEMİZ LAZIM DEDİK VE İDEALLERİNİN SADECE MÜHENDISLIK OLMAMASI GEREKTİĞİNİ, ÇOK İYİ BİR USTA, TEKNİK PERSONEL OLMA FİKRİNİN DE ÇOCUKLARA AŞILANMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜK.

iletişime girmek oldu. Bunu sağladık. Onun yanında dedik ki; bu çocuklar mezun olacak onlara iş lazım. Bu sefer sanayicilerle iletişim kurabilmek için iosbeleman.com adında bir internet sitesi kurduk. Firmalarla çocukları buluşturduk. Kariyer merkezi aracılığıyla çocuklarımızı takip etmeye başladık. Kim nerede çalışıyor? Kim işsiz? İşsiz olanları hemen alıp şirketlere yönlendirdik. Şu anda mezunlannuzm yaklaşık %90’ı protokollerini yaptı. Mevcut-ta önemli firmalarda güzel maaşlarla çahşan çocuklarımız bile var.

■ Yani 186 öğrencinin çoğunluğu artık bir iş sahibi diyebilir miyiz? ŞUEKİNCİ: Tabii tabi şu anda 18,19 yaşında herkes iş sahibi.

■ Okub”İşsiz öğrenci kalmayacak, mezun olan ya üniversiteye gitmiş olacak ya sanayide iş bulmuş olacak!’ misyonunu ve hedefini gerçekleştirmiş oldu. ŞUEKİNCİ: Aynen öyle.

■ Peki, öğrencilerinizi kontrol ediyor musunuz? Çalışmaya başladıkları yerlerden memnunlar mı?

ŞUEKİNCİ: Tabii ki. Kişisel özelliklerden dolayı %3, %5 iş değişikliği yapan arkadaşlar var. Ancak genele baktığımız zaman çok az oranda. O da kişisel, karakteristik özelliklerden kaynaklanıyor. Onun dışında çocuklar işlerinden memnunlar ve bize teşekkür telefonla açıyorlar. Dönem dönem ziyaretimize geliyorlar. Mezun olan öğrencilerimizle ilgili üç durum oluştu: Direkt işe başlayanlar, üniversiteye gidenler ve ikinci öğretim üniversite okuyup gündüz de fabrikalarda, atölyelerde çalışanlar. Kariyer merkezimi7in bize kattığı bir avantaj daha var. Farklı büyük firmalarla yanyana gelebiliyoruz. Mesela Çetaş holding ile bir protokol yaptık. Çetaş akademi adı altında üç tane 11.sınıf, üç tane 12. sınıf öğrencimizi himayelerine aldılar. 12.sınıf öğrencilerimizin 90 tanesini şu anda kendi firmalarmda staja başlattılar. Diğer 11.Sınıf öğrencilerine ise ortak eğitim veriyoruz. Çetaş’ın genel müdürleri, ustabaşıdan, mühendisleri gelip öğret-menlerimizle beraber eğitim veriyor. Bunun yanında Akzonobel dünyanın en büyük oto boya firması. Bizim altmış tane oto boya öğrencimiz var. Akzonobel geldi kendi boya kartelâsmı, atölyesini kurdu. Buradan çıkacak çocuk dan tamamına talip oldu. Bunların eğitimlerini de yine akzonobel veriyor. Şu anda çocuklar bir arabanın nasıl boyanacağını biliyor. Sigorta şirketleri ile anlaştık. Tamir düzeyinde araçtan buraya getiriyoruz. Çocuklar boyaması-nı ve kaporta tamirini yapabiliyorlar.

■Yani dışarıya iş mi yapıyorsunuz? ŞUEKİNCİ: Evet dışarıya da iş yapıyoruz.

■ Bu işten elde edilen kazanç ne oluyor? ŞUEKİNCİ: Şöyle söyleyeyim bu işten çok ciddi kazançlar elde etmiyoruz. Biz maliyetine bu işleri yapıyoruz. İstiyoruz ki; çocuklar simüla törlerle değil de direkt ürünle karşı karşıya kalsın ve sorunu idrak edebilsin. Biz piyasadan gelir elde etmiyoruz aslında. Nedir? Piyasada bir arabanın boyanmanın fiyatı 3.000 TL ise biz onu 1.500 TL’ye yapıyoruz. Amaç para kazanmak değil çocuğun deneyim sahibi olması. Gayemiz bu.

■ Öğrenciler bu deneyim sürecinden pozitif çıkıyorlar mı? Yani ben bu işi yapabilirim bundan sonra da bu iş üzerine yoğunlaşacağım diye biliyolar mı? ŞUEKİNCİ: Elimizde bununla ilgili ciddi sonuç ve veri var. Birinci veri az öncede bahsettiğim gibi mezunlarımızm %90’ının şu anda kendi alamyla ilgili bir işte çalışıyor olması. Dershaneler kapandı biliyorsunuz. Öğrencilerimizden üniversiteye gitmek isteyenlere hafta sonları okulda kurs açtık. Dedik ki; üniversiteye gitmek isteyen çocuklar buyursun kursa gelsin. Bizim 850 tane 12.sınıf öğrencimiz var. Sadece 65 tane-si dershane mantığıyla hazırlanmış tela-fi kurslarına geliyor, diğerleri gelmiyor. Niye gelmiyorsun diye sorduğumuzda; ben mesleğimi yapacağım, benim işim hazır, üniversiteyi düşünmüyorum mesleğim üzerine çalışacağım diyor. Bu da elimizdeki ikinci önemli ve değerli veri. İş ahlaki açısından; hem mesleki gelişim dersimiz hem ahilikle ilgili dersimiz hem de değerler eğitimi dersimiz var. Meslekleri örnek göstererek kariyer günleri yapıyoruz. Kariyer günlerinde özellikle sıfırdan gelen, lise mezunu veya ortaokul mezunu olup da başarı sağlamış kişileri ağırlıyoruz. Onun dışında sözlü olmasın canlı olsun diye çeşitli firmalara geziler düzenliyoruz. Firmaları ziyaret ediyoruz ve öğrencilerimizi başarı örneği olmuş yöneticilerle tanıştırıyoruz. Mesela geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin ciddi yedek parça tedarikçilerinden olan Hıdır Usta ile güzel bir iş birliği protokolü yaptık. Yaklaşık 1.200 çalışanı var. Ağır vasıta ve yedek parçada Türkiye’de satış lideri. Firmanm bizden istediği ilginç ama güzel bir şey var. Diyor ki; biz malzemeyi tanıyan meslek lisesi mezunu öğrenci istiyoruz. Bizde de malzeme bilgisi dersleri var. Firmaya, buyurun gelin istediğiniz müfredatı beraber çalışalım dedik. Kaç tane öğrenci istiyorsan sana sınıf açalım, senin çalışanların, müdürlerin, ustaların eşliğinde benim

OKULUN ORGANİZE SANAYİ BÖLGESI İÇİNDE OLMASI, ÇOCUKLARIN BURADA FABRİKALARIN, ATÖLYELERİN HAVASINI KOKLAYARAK BURAYA GELMELERİ VE BUNU KANIKSAMALARI MESLEK TERCİHİ AÇISINDAN KIYMETLİDİR.

öğretmenlerimle birlikte bu çoculdarı eğitelim. Daha sonra çocuklarm kaçma iş verebiliyorsun bakalım. Hem sen kârdasın hem ben kârdayım. Çünkü sen bir üniversite mezununa, işletme mezununa, iktisat mezununa veya düz lise mezununa kraft milinin ne olduğunu öğretene kadar bu çocuk onun tüm özelliklerini biliyor olarak çıkacak buradan. Zaman ve enerji kaybetmeyeceksin. Refleksin daha rahat olacak. Daha çabuk refleks gösterebileceksin piyasada. Çok hoşlarına gitti, geldiler protokolümüzü yaptık. Görüşmelerimiz devam ediyor.

■ Önemli bir noktaya gelmişsiniz aslında. Okul, firmalara gitmek yerine firmalar okula gelip biz öğrencilerinizi kendi sanayi alanımızda ya da iş alanımızda yetiştirmek veya çalıştırmak istiyoruz diyebiliyorlar. ŞUEKİNCİ: Aynen öyle.

■ Bölgede 30.000 KOBİ var diyoruz. Hepsinin olmasa da bir kısmının okulda yetişen öğrencilerle ilgili bir isteği ya da ihtiyacı doğabilir. Firmaların konu hakkındaki yaklaşımlarını yeterli buluyor musunuz? ŞUEKİNCİ: Sanayici açısından tabi

aşırı çeşitlilik var ama orta ölçekliler ve büyükler daha fazla eğitime önem veriyor.

■ Büyük firmaların çoğu kendi eğitim sistemini kendi bünyesinde kurmuş. Vasıfsız birini alıp eğitiyor ve iş öğretiyor. ŞUEKİNCİ: İşte bizde bu tür firmalara diyoruz ki; bu enerji kaybını, para kaybını, vakit kaybını bırakın. Bizim gibi okulları himayenize alın. Gelin burada çocukları eğitin. Yirmi yaşındaki bir adamı eğitmek için çaba harcayacağma 14-15 yaşındaki çocukları eğitin. Hükümetimiz şu anda organize sanayi bölgesi dışmda da okul açmaya müsaade etti. Biz, bu iş salt organize sanayi bölgeleri ile olacak iş değil dedik. Sonuç olarak istanbul’da 15-16 milyon insan yaşıyor. Ben sadece 3 bin tanesini eğiterek bu yaraya merhem olamam. Bunu daha da geniş yelpazeye çevirmemiz lazım. Işletmeler biraz soğuk yaklaşıyor.

■ Neden? ŞUEKİNCİ: Sorumluluk alacaklarım düşünüyorlar.

■ Hepimiz nitelikli ve kalifiye eleman bulamamaktan şikâyetçiyiz. Peki, şikayet ettiğimiz bir şeyi düzeltmek için neden uğraşmıyoruz, sorun ne? ŞUEKİNCİ: Toplum olarak bizde kolaycılık var. Biz diyoruz ki; bakın gelin beş tane stajyer alacağına dair protokol yapalım. Hiçbir bağlaylcılığ,ı yok bunun. istediği zaman vazgeçebilir. Ancak sanayici bu bana sorumluluk getirir ben beş tane alayım ama imza atmayayım diyor. Alıyorsun niye imza atmıyorsun? Bu konuda hiçbir destek göremiyoruz.

■ İmza nasıl bir sorun oluşturuyor? ŞUEKİNCİ: Hiçbir sorun getirmiyor. Acaba ben alırsam sürekli almak zorunda kalır mıyım veya işten çıkartırsam suç mu işlemiş olurum? diye düşünüyor. Hâlbuld yasal olarak, istediği zaman ve tek taraflı reddetme hakkına sahip.

■ O zaman sadece şikayet etmek yetmiyor sanayicilerinde elini taşın altına koyması gerekiyor. ŞUEKİNCİ: Kesinlikle. Mesela

diğer organize sanayi bölgelerini örnek verebilirim. İstanbul’da 7 tane organize sanayi bölgesi var. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nden başka hiçbir organize sanayi bölgesinde meslek lisesi açılamıyor.

■ Neden? ŞUEKİNCİ: Problemimiz var diyorlar.

■ Maliyet boyutundan mı çekiniyorlar? ŞUEKİNCİ: Maliyet boyutu yok. Biz devlet destekli bir okul olacağım ve öğrencilerin ücretsiz okuyacağım anlatıyoruz. Gittik dilekçeler de verdik. Beylikdüzü, Dudullu, Tuzla, Deri OSB’ye gittik, hepsine tekliflerimizi sunduk. Hepsinin cevabı; “Bizim eğitime ayıracak eğitim lejanth yerimiz yok” şeklinde oluyor.

  • Yani Organize Sanayi Bölgelerinin kendisinde sanayi için personel yetiştirebilecek mesleki eğitime yer yok. ŞUEKİNCİ: Maalesef.

ii Türkiye OSB’leri içinde de durum böyle mi? ŞUEKİNCİ: %90’ı aynı şekilde. Karşılar, yapmıyorlar. Ben 24 Ekim’de bakan beyin de katıldığı ikinci eğitim kongresinde bu soruyu yönelttim. Bakan beye sordum. OSBÜK başkanı Memiş Kütükçü Bey geldi benimle görüştü. Lejant problemi, bakış açısı problemi diyor. Yani sanayici bu taşm altma elini koymuyor. Bursa’da 22 tane organize sanayi bölgesi var. Hala hiçbirinde okul yok. Sanayici bu işi tam olarak desteklemiyor. Oysa ki; sanayi üretim reform paketinde lejanta bakılmaksızın meslek lisesi açılma izni verilmektedir.

MEZUN OLAN ÖĞRENCİLERİMİZLE ILGILI ÜÇ DURUM OLUŞTU: DIREKT IŞE BAŞLAYANLAR, ÜNİVERSİTEYE GIDENLER VE İKINCI ÖĞRETIM ÜNIVERSITEYI OKUYUP GÜNDÜZ DE FABRIKALARDA, ATÖLYELERDE ÇALİŞANLAR.

■ Gerçekten ilginç. Aslında çocukların sanayinin içindeki bir okulda yetişmesi önemli. Böyle bir yaşamın var olduğunu, eline aldığı telefondan tutun da bindiği arabanın parçasına kadar birçok şeyin tamirini yapan, üreten yerin burası olduğunu anlaması çok kıymetli.Yani sadece tüketimin değil, üretimin de nereden geldiğini bilmesi onlar için bir hayati deneyim. ŞUEKİNCİ: Vizyon oluşturmaları açısından da iyi. Burada herkes bir şeyler üretirken çocuk burayı görmeden bir cep telefonu üretmeyi, bir makine üretmeyi hayal edemez. Sadece onu tüketmeyi hayal eder.

■ Okuldaki öğrencileriniz bazı ürünleri kendileri üretiyor değil mi? Mesela ruj, parfüm ve kozmetik ürünleri gördüm. ŞUEKİNCİ:Evet. Ben şu anda onların yaptığı parfümleri kullanıyorum.

■ Birazda verilen eğitim üzerine konuşalım. Okulda hangi bölümler var? Buraya bir öğrencinin gelip kayıt olması için ne gibi koşullar gerekli? Kriterleriniz nelerdir? Bunları biraz anlatalım okuyucularımıza.

ŞUEKİNCİ: Burada beş ana alanda eğitim veriyoruz. Açıldığında hangi bölümler varsa aynı şekilde devam ediyor. Elektrik-elektronik, otomotiv, maki-ne, kimya ve endüstriyel otomasyon sistemleri alanlarmda eğitim veriyoruz. Bu alanların alt dalları olarak; otomotivde; elektromekanik, oto kaporta, oto gövde, kimyada; kimya laboratuarı, elektrik elektronikte; görüntü, ses sistemleri, elektrik ve pano monitörlüğü dallarımız var. Makine ve CNC dahmız, endüstriyel otomasyon sistemlerinde de mekatronik dalımız mevcut. Buraya gelen çocuklarla öncelikle biz, rehber öğretmenlerimiz ve bölüm şeflerimiz görüşüyor. Bu çocukların neden buraya geldiklerini sorguluyoruz. Çaresizlikten mi geldi yoksa meslek sahibi olmak için mi geldi buna bakıyoruz. Tabi fiziki olarak çocukların bir meslek sahibi olmasma, eğitim almalarına ya da sağlıksal bir problem olup olmadığına da bakıyoruz. Heba edilecek hiçbir fert bizim için kabul edilebilir değil. O yüz-den bütün çocuklarımızın okuma hakkı var. Bu çocuklarımız TEOG’dan 500 puan alsalar burada okumalarını ben istemem. Çünkü bizim bilim adamına da, doktora da, avukata da ihtiyacımız var. O yüzden biz okulumuza çok yük-sek puanlı çocukları alalım demiyoruz. Biz gelen çocukların fiziki ve mantık olarak mesleğe yatkın olup olmadığına bakıyoruz Bizim için önemli olan ölçüt bu.

■ Biraz da eğitim disiplininden bahsedelim. Okula adapte olamayan ve sorun yaşatan öğrencileriniz var mı? ŞUEKİNCİ: Şöyle söyleyeyim; tabi ki 3000 öğrencili bir okulun %3’ü sorunlu çıksa 90 öğrenci yapıyor. Biz bu çocukları rehberlik servisimiz ve aileleri ile birlikte ıslah edip kazanmaya çalışıyoruz.

■ Buradan kurtardınız, burayı da kurtardınız, sonra ne olacak? ŞUEKİNCİ: Dediğim gibi buna daha detayli çözüm üretmek için çok mücadele ediyoruz. En son artık okul olarak işin içinden çıkamadığımız, ıslah edemediğimiz bir durumda aileleri geliyor. Aileleri geliyor ve diyor ki; ben bu çocukla başa çıkamıyorum, ne yapmayma? Bu ciddi bir sayı değil. Normalde buraya gelen çoculdarm nerden baksanız %20-25’inde biz aynı problemleri yaşıyoruz. Diğer meslek liseleri ile karşılaştırırsak bizdeki çocuklar masum bile kalıyor. Oralarda madde kullanımı, silah, kesici-delici aletler, çeteleşme ve örgütleşme gibi bir sürü sıkıntılı çocuklar var. Okulumuzun disiplinini duyup Eyüp’ten, Silivri’den, Beylikdüzü’nden, Esenyurt’tan çocuğunu getiren yüzlerce velimiz var.

■ Okul devlet destekli ve özel olmasına rağmen eğitim ücretsiz. Ancak bazı kalemler için ödenmesi gereken bir ücret var. Bu konuya açıklık getirelim ki yanlış anlaşılmalar olmasın. ŞUEKİNCİ: Ödenmesi gereken bir bedel yok. Hiçbir ücret almıyoruz. Sadece milli eğitime bağlı okullarda olduğu gibi bizde de öğrenci yemek yiyorsa yemek ücreti ödüyor, servise biniyorsa servis ücreti ödüyor. Bunun dışmda biz hiç kimseden para talep etmiyoruz.

■ Kitap ücreti veya başka bir şey için ödeme yapılıyor mu? ŞUEKİNCİ: Okulun kıyafetleri var. O kıyafetleri satm almalan gerekiyor, onun ücretini ödüyorlar. Kitap ücreti yok. Milli eğitim bakanlığı kitapları veriyor. Destek kitapları ya da kurs kitapları gerekiyorsa onlan okuldan alabiliyorlar.

■ Eğitim verilen bölümleri siz anlat-tınız. Onun dışında sanayicilerden, velilerden ya da öğrencilerden farklı bölümler için talepler var mı? ŞUEKİNCİ: Tabi var. Bize gelen talep yoğunluklu olarak hazır giyim ve ayakkabıcılık bölümü üzerine. Bir de

YANİ SANAYİCİ BU TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMUYOR. BURSA’DA 22 TANE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ VAR. HALA HİÇBİRİNDE OKUL YOK. SANAYİCİ BU İŞİ TAM OLARAK DESTEKLEMİYOR.

bunun yanında OSB içinde ve dışında yemek şirketleri ve otelcilerden aşglik bölümü, metal kaynakçılık bölümü talebi var. Bizim okulda yeni bölüm açacak kapasitemiz kalmadığı için yeni bölümleri şu anda açamıyoruz ve bunların bir kısmmı da milli eğitim bakanlığı desteklemiyor.

■ Durumu milli eğitim bakanlığına ilettiniz mi? ŞUEKİNCİ: Evet. Bu konuda yeni standartlar yönergesinin çalışılması gerektiğini ve yeni eğitim alanlan açılması gerektiğini bildirdik. OSO-DER Derneği olarak bu maddelerin tamammı görüşmek için bir çalıştay yapacağız. Sağ olsunlar bize bu görevi verdiler. Biz de bir sonuca vardırmaya çalışacağız. ” En doğrusunu nasıl yaparız? Sanayicinin talebi nedir? Devletin talebi nedir? Katma değer yaratacak bölümler nelerdir? Bu bölümleri nasıl açarız, nasıl hayata geçiririz ve şartları ne olsun?” konularını irdeleyeceğiz. Okullaşma sürecinde bizim en büyük korkumuz; ülkemizin sağlık meslek liselerinde yaşadığı gibi talepten çok arzın yaratılması idi. Amacımız; her bölümün talep göreceği kadar açılması. O yüzden de biz bu maddeleri çok sıkı bir şekilde çalışmayı düşünüyoruz.

■ İkitelli için yeni bir okul planı var mı? Yeni bir meslek lisesi? ŞUEKİNCİ: İkitelli Organizede şu anda kafamızdaki düşünce tematik olarak tek alanın bulunduğu okullar açmak. Bir veya birkaç tane. Özellikle otomotiv ve makine alanmda sadece otomotiv okulu ve sadece makine temasını işleyen okullar açmak istiyoruz. Inşallah bölgede okul alanlan çıkar ve hayallerimizi gerçekleştiririz.

■ Herkesin üzerine düşen görevler var. Bürokratın da eğitimcinin de sanayicinin de taşın altına ellerini koymaları gerekiyor. ŞUEKİNCİ: Bizim güçlü bir ülke olabilmemiz için çok üretmemiz lazım. Çok üretmemiz için de eğitimli elemana ihtiyacımız var. O yüzden sanayicinin elini taşın altına koyması lazım işin özü bu. Devlet cidden taşın altına elini koydu. Milli eğitim bakanlığı; “Ben bu işi yeterince yani sizin ihtiyaçlannıza karşılık verecek noktada yapamıyor-sam sen git istediğin okulu aç, elemanı yetiştir parasını ben vereceğim.” dedi. Birazda sanayicimizin adım atmasını bekliyoruz.

■ Aslında aynı sektörü temsil eden büyük sanayiciler bir araya gelip okul açabilir. ŞUEKİNCİ: Keşke. Ancak o zaman da şöyle bir engel çıkıyor ortaya; Örneğin Çerkezköy, ASO, Manisa, Izmir kendileri açtılar. Mezunlara baktığınız zaman bu okullarda okuyanlann hepsi üniversiteyi kazandı gitti. Sanayiye bir tane personel veremediler. Bu okulları bir ideal uğruna mı yapacağız? Bir vefa borcu olarak mı yapacağız? buna karar vermek lazım. Biz tüm kadromuzla mesleki eğitimi önemsiyor ve en iyiyi yapmaya çalışıyoruz. En iyisini yaparken de bir takdir beklemek hakkımız oluyor. İkitelli’nin mesleki eğitimde ilk adım attığını ve başatan bir sonuca ulaştığını söyleyebilirim. Umarım diğer organize sanayi böl geleri de aynı bilinç ve sorumlululda hareket eder. Ülkemizin kanayan yarasma çözüm olmak hepimizin bu ülkeye boyun borcu. Bize zaman ve derginizde yer ayırdığınız için teşekkür ederim.

Kaynak: İkitelli OSB Haber Dergisi